1951’DEN 2026’YA ASTSUBAYLARA YÖNELİK MEVZUAT KAYNAKLI ADALETSİZLİKLER-11
Adalet & Hukuk - Cafer DEMİR - İş-Meslek

1951’DEN 2026’YA ASSUBAYLARA YÖNELİK MEVZUAT KAYNAKLI ADALETSİZLİKLER-16

İnsan bazen bir kanun maddesinin içinde sadece rakam görmez. Orada geçen yılları görür. Beklemeyi, susmayı, “belki bir gün düzelir” diye içine attığı kırgınlığı görür. 2003 yılında 4861 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler de tam olarak böyle bir yerde durur. Kâğıt üzerinde bu düzenleme, assubay meslek yüksek okulu mezunları ile sonradan yüksekokul yada fakülte bitiren bazı assubaylar için intibak zeminini güçlendiren teknik bir adımdır. Ama gerçekte bu, yıllarca görmezden gelinmiş bir emeğin geç de olsa fark edilmesidir. Çünkü eğitim dediğimiz şey sadece bir diploma değildir. Geceden sabaha tutulan nöbetin ardından ders çalışmaktır. Aileden, hayattan, zamandan kısarak kendini geliştirme çabasıdır. Aynı üniformayı taşıdığı halde, aynı sorumluluğu omuzladığı halde, sadece sistemin kurduğu cetvel yüzünden eksik görülmenin sessiz yüküdür. İşte 2003’te yapılan düzenleme, bu yükün varlığını kabul eder. Ama kabul etmekle telafi etmek aynı şey değildir. Burada insanın zihnini kurcalayan asıl mesele şudur. Eğer bugün bir intibak düzenlemesi yapılıyorsa, demek ki dün bir uyumsuzluk vardı. Eğer bugün eğitim farkı tanınıyorsa, demek ki yıllarca bu fark ya bilinmedi ya da bilinmek istenmedi. Ve insan ister istemez şu soruyu sorar. Bir sistem, ancak yıllar sonra düzeltiyorsa, o yılların kaybını kim geri verecek. Hukuk çoğu zaman sessizdir. Hatalarını yüksek sesle itiraf etmez. Ama bazen bir madde değişir ve o değişiklik, geçmişin eksiklerini açıkça söylemeden anlatır. 4861 sayılı Kanun da böyle bir yerde durur. Bir yandan “artık görüyorum” der. Ama diğer yandan, yıllarca görmediğini de istemeden ortaya koyar. Bu yüzden bu düzenleme sadece bir kazanım değildir. Aynı zamanda bir hatırlatmadır. Geç gelen her hak, aslında zamanında verilmemiş bir hakkın gölgesini taşır. Ve o gölge, sadece maaşta ya da derecede değil, insanın içinde biriken duyguda da yaşamaya devam eder. Yine de bütün bu tabloya bakarken tek bir yere sıkışıp kalmamak gerekir. Çünkü her geç düzeltme, aynı zamanda bir kapının aralandığını da gösterir. Sistem yavaş olabilir, hatta çoğu zaman dirençlidir. Ama bir noktada gerçek kendini kabul ettirir. Mesele şu. Bu kabul, sadece bugünü mü düzeltecek, yoksa geçmişin yükünü de görüp daha bütünlüklü bir adalete mi dönüşecek. İnsan, asıl cevabı burada arıyor.

28 Nisan 2026 

Yazar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir