Amansız bir hesaplaşma içindedir.
Bir Atatürkçü Düşünceye sahip olan, bu terimi pek kullanma gereği duymazken; Atatürk düşmanlarının bu terimi kullanırken; hiddetlendiği, nefes alışının sıklaştığı, ses tonundan, yazdığı kelimelerden görülür, hissedilir.
Söyleyen için de söylenen için de; bu, bir taraftarlığın göstergesidir. Tam bağımsız Türkiye’den yana olmak veya olmamak.
Şimdi konuya giriş yapalım;
İstanbul, İngilizl ve Fransızlar tarafından işgal edildiğinde Mustafa Kemal’in yanında olanlar gizlice şehre sızar.
Ernest Hemingway, şehre sızan kahramanlarımızı “Mustafa Kemalciler” olarak not eder.
The Toronto Daily Star gazetesi yazarı Ernest Hemingway 1922 yılında İstanbul’un işgaline ait gözlemlerini “İşgal İstanbul’u” diye kaleme alır. O’nun kaleminden İşgal altındaki İstanbul’a ait bir tespiti okuyalım:
“İstanbul’da kaç kişinin yaşadığını kimse doğru dürüst bilmiyor. Şimdiye kadar tam anlamıyla sayım yapılmamış. Tahminlere göre bir buçuk milyon insan yaşıyormuş. Parçalanan Çar Ordusu’nun her türlü üniformasını giymiş kırk bin Rus mültecisiyle sivil olarak şehre sızan ve barış konferansı ne sonuç verirse versin “Mustafa Kemalcilere” geçmesini sağlamakla görevli bir o kadar da milliyetçi bu sayıya dahil değil. Bunlar, son tahminlerden sonra şehre sızanlar.(1)
***
Bir mücadeleden başarı ile çıkmış olan düşünce ve eylem insanı olan Mustafa Kemal.
Bir sonucu meydana getiren kişilerin adının sonuna veya toplumsal – ekonomik kavramların sonuna “…izm” takısı getirilerek, düşüncenin incelenmesi toplum bilimlerinin konusu. Kemalizm; siyaset biliminin alanına giren bir tanım olduğu kadar, Osmanlı İmparatorluğunu ele geçirmiş düşmanların, o dönem, “bağımsızlık mücadelesi” veren vatanseverlere de taktığı bir ad dır.
“İşgalci Düşmanlarının” toplamını ifade eden “Kemalist” terimi İngiliz belgelerinde ortaya çıkıyor. Tarihçi Sinan Meydan’ın tespitleriyle işte o belgelerde yazanlar:
Belge 7:
20 Haziran 1922’de İngiliz Kabinesi’nde yapılan gizli görüşmelerde: “Mustafa Kemal’e bir darbe indirmenin zamanı gelmiştir”. “Ona hiçbir biçimde merhamet edilmemelidir”. “Bolşeviklerle Kemalistler arasında bir çıkar çatışması yaratılmalıdır”. “Bir Yunan birliği Bandırma’ya gönderilip Mustafa Kemal arkadan sarılmalıdır”. “Türkleri akıllandıracak en iyi yol Mustafa Kemal’i cephede yenmektir” denilmiş.
Belge 8:
İstanbul’daki İngiliz Yüksek Komiser Vekili Rattigan, 24 Temmuz 1922’de Lord Curzon’a gönderdiği bir yazıda: “Kemalistlerin yenilgisi gerçekten kesin ise Anadolu’da bir Antikemalist hareket olasılığı çok kuvvetlidir…
…Yüksek Komiser Rumbold, 15 Ocak 1922’de kabineye başka bir plan sunmuştur. Onun plana göre ise barış teklifi Vahdettin’e yapılacaktır. Barış şartlarını kabul eden padişah Türk halkına bir çağrıda bulunarak milleti kendine çekecektir. Bu şekilde “Misak-i Milli” diye direten Kemalistler azınlıkta bırakılıp iş başından uzaklaştırılacaktır. Bu planı uygulamak için Rumbold, Padişah Vahdettin’le anlaşmıştır.
7 Ağustos 1922’de Vahdettin’le bir görüşme yapmıştır. Bu görüşmede Vahdettin, Rumbold’a, “Millici liderlerin isyancılar topluluğu olduğunu, İttihat Terakki’yi canlandırdıklarını, onların Bolşevik olduğunu” belirterek, “İngiltere’nin barışı kendisiyle yapmasını, Yunan işgalindeki toprakların boşaltılıp kendisine verilmesini ve ‘Kemalist asileri’ temizlemede İngiltere’nin kendisine destek olmasını” istemiş.(2)
***
Tarikat şeyhleri ve onların kulu olan müritleri tıpkı yabancılar gibi Kemalizmin düşmanıdırlar.
Türk çocuklarını Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e düşman olarak yetiştirenler; geçmişin işgalcileri tarafından desteklenen, icabında kendi ülkelerinde araziler, binalar verilip örgütlendirilip Türkiye’nin toplumsal – siyasal yapısını değiştirme amaçlı tarikatlardan başkaları değildir.
Kaynak:
1. Ümit Meriç, Seyyahların Aynasında Şehirlerin Sultanı İstanbul, alBaraka
2. https://odatv.com/gizli-belgelerde-onun-icin-ne-yaziyordu-0…
Video adresi: