İlk gelişlerinde bölgenin tek hakim gücü olan Osmanlı İmparatorluğu’ndan koparılmışlardı. Şimdi ise kendilerinden de kopartılmak isteniyor.
Bir zamanlar büyük bir Türk Devleti olan Büyük Selçuklu Devleti’nin de hüküm sürdüğü toprakların elden çıkışları kardeşler arasındaki kavgalar nedeniyle devletin güçsüzleşmesi olsa da Osmanlı İmparatorluğundan çıkışı kardeş kavgalarından da öte ilimsizlik nedeniyledir. Osmanlı’daki ilimsizlik hali de yine bu topraklarda 16’ncı yüzyılda aklın yasaklanmasının bir sonucu idi ve Medreseler yoluyla Osmanlı’ya da buradan sirayet etti.
Büyük kurtarıcı Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmasaydı (Bu konuda Sivas Kongresi tutanakları sabittir.) bağımsız bir Türkiye Cumhuriyeti yerine tıpkı Orta Doğu’da, Kuzey Afrika’daki gibi İngiliz, Fransız, İtalyan eliyle kurulmuş Anadolu’da (Sevr ile bırakılan bölgede) bir kukla devlet olunacaktı.
Halihazır durumu 1945 yılından itibaren Türkiye’ye etki ederek gittikçe artan nüfuzu ile yalnızca Türkiye’de örmedi, Amerika. SSCB, Fransa, Almanya üzerinde de etkilerini artırarak bugünlere geldi.
Amerikan, Alman, İngiliz, İtalyan ve Fransız malları ile ordusunu donatan Türkiye, diğer ülkelere göre, Atatürk Döneminde belirlenen milli hedeflerinden (Örn. İzmir İktisat Kongresi) tamamen sapmış bir halde, adeta Amerika’nın bir mandası haline gelmişti.
Amerika’nın desteklediği siyasiler, askerler, yazarlar, din görevlilerinin geçmişte tek hedefi Türkiye’nin dini çizgiye gelmesi idi. Bu aynı zamanda NATO’ya giriş ile başlayan halifeliğin yeniden teşkil edilmesi, Türkiye’nin liderliğinde, Orta Doğu’yu da kapsar şekilde bir İslam Federasyon Devleti kurulması, Amerika’nın hedefiydi 1952 yılında.
Bugün halen yaşayan ve protokolde yeri olan İslamcı görünen yazar-çizer-konuşmacılara baktığımızda “bana halifelik lazım, bırak Amerika ne yaparsa yapsın” demeleri de işte bu yüzdendir.
Kısacası şimdilerde; bölgeden yeni devletler çıkarılması, bu devletçiklerin Türkiye önderliğinde Amerika’ya bağlı halife tarafından yönetilmesi planlarında.
Kissinger’in Türkiye’de tekke açması, Clinton’un “İslamların bir halifesi olsaydı da, ben de onu Beyaz saray’da bir güzel ağırlayıp tüm Müslümanları kendi güdümüme alsaydım” sözleri, Nurculara, Nakşilere Amerika’da araziler tahsisi, Amerika’da yetişmiş türbanlıların -ki Kur-an’ı Kerim’de saç örtme şartları o döneme ait ve güncelde yok-Türkiye’de etkili konumlara getirilmesi, Papa ile diyaloglar, BOP eş başkanlığı hep bu plan çerçevesinde.
Savaş halinde Türkiye’nin nerede olacağını ise yukarıda özetlemeye çalıştığımız konumu belirleyici durumda.
Türkiye’de Amerikan planlarına karşı tek kesim; laik, demokratik, üniter Türkiye’den yana olanlar, onlar da tarikat kesimince dinsiz olarak lanse edilmeye çalışılmakta olduğunu görmekteyiz.

Not:
Fotoğraf kaynağı:
Necdet Pamir, Doğu Akdeniz Enerji Kaynaklarının
Küresel ve Bölgesel Önemi: Geleceğe Bakış, TMMOB-Petrol Mühendisleri Odası; 13 Mayıs 2016
http://
