Geçmiş olanlarda olumlu bir değişiklik yoksa her şey katlanarak yolunda ilerliyordur. Eski bir yazımı tekrar paylaşıyorum.
***
TÜRKİYE BAŞBAKANI ABD’DE İKEN İNGİLTERE BAŞBAKANI ABD’YE NİÇİN GİTTİ? HALİDE EDİP ADIVAR MEKTUBUNDA NE YAZDI? ASTSUBAYLAR NE YAPMALI?
Tarih tekerrürden ibarettir derler ya, bu söze katılmamak elde değil. Evet tarih tekerrürden ibaret ancak bu tekerrürün ne zaman biz Türklerin lehine olacağını bilmiyoruz.!
Daha ateşi bile sönmemiş, külleri kor halinde duran, yakın tarihimizden bile nasibini alamamış seçilmiş ve atanmış yöneticilere sahip bir ülkenin insanı olmak, insana çok büyük acılar vermektedir.
Yakın tarihimizde düşmüş olduğumuz o kötü durumlara, ATATÜRK’ün deyimiyle “birtakım kuş beyinliler, budalalar, vicdansızlar, kavrayışı olmayan akıldışı adamlar” (bu deyimlerin tamamı Nutuk’ta mevcuttur) sayesinde, vatanın her bölgesine İngiliz, Yunan, Fransız, İtalyan askerleri çıkmış, düşman ajanları bu günkü PKK’nın oluşum tohumlarını toprağımıza ekmiş, Doğu’da Ermenilere sadrazam eliyle toprak verdiriyor, vatan işgal altında, mandacılık, himayecilikten söz ediliyor, ülkenin en yüce kurumu Meclis-i Mebusan’ın toplanması için Sadrazam yabancılardan izin alıyor ve o izne göre Sadrazam ‘’ meclisin vicdan huzuru içinde kararlar alabileceğini..’’ bildiriyor…
İşte bu kötü günler, seçilen ve atanan yöneticilerimizin çoğunluğunca çok çabuk unutulmuş durumdadır. Bakınız mandacılığı savunanların tezlerine, bugüne ne kadar da benziyor:
Halide Edip, Mustafa Kemal’e yazdığı mektupta özetle şunları söylüyor:
‘’Saygıdeğer Efendim,
Memleketin siyasi durumu SON KERTESİNE geldi. Kendimize bir yön çizebilmek için, Türk milletinin ZARINI atıp olumlu bir durum alma zamanı ise GEÇMEK ÜZEREDİR.
Fransa, İtalya, İngiltere, Türkiye’nin mandaterlik meselesini Amerikan Senatosu’na resmen teklif etmiş olmakla birlikte, Senatonun bu teklifi kabul etmemesi için bütün güçlerini kullanıyorlar. TAKSİMDEN PAY ALMAK ELBETTE İŞLERİNE GELİYOR.
Suriye’de aradığını bulamayan Fransa, zararını Türkiye’den kapatmak istiyor, İtalya namuslu bir emperyalist olduğundan, savaşa ancak Anadolu’nun bölüşülmesinden pay almak için girdiğini açıktan açığa söylüyor. İNGİLTERE’NİN OYUNU BİRAZ DAHA İNCEDİR.
İngiltere, Türk’ün birliğini, çağdaşlaşmasını, gerçek bir bağımsızlık kazanmasını, gelecekte bile istemiyor. İngiltere Türkiye’yi bütünü ile ele geçirebilse, kafasını kolunu koparır, birkaç yılda sadık bir sömürge durumuna sokar. BUNA, MEMLEKETİMİZDE EN BAŞTA VE ÖZELLİKLE DİNİ SINIFLAR ÇOKTAN TARAFTIRLAR. (R.Tayip Erdoğan’ın son ABD gezisine, İngiltere başbakanı da ABD’ye giderek katıldı, Halide Edip’in tespitine ne kadar benziyor değil mi?)
Fakat bunu Fransa ile dövüşmeden yapabilmek mümkün olmayacağından taraftar olamaz.. Fakat, Türkiye’yi bütün olarak korumak GEREĞİ DUYULURSA, yani bölüşmenin büyük askeri fedakarlıklarla yapılabileceğini anlarsa, Latinleri sokmamak için Amerikan görüşünü tutar ve destekler. Nitekim İngiliz siyasetçileri arasında zaten bu görüşe eğilimli olanlar vardır. Morisson gibi ünlü kimseler Amerika’nın Türkiye’de manda kurmasını istiyorlar.
Başka çözüm yolu da, Türkiye’yi Trakya’dan, İzmir’den, Adana’dan, bekli de Trabzon’dan ve hele İstanbul’dan yoksun bıraktıktan sonra, eski ’’Kapütülasyon’’ları ve boğulmaya mahkûm iç sınırlarıyla baş başa bırakmak.
Biz İstanbul’da, kendimiz için, bütün eski ve yeni Türkiye sınırlarını içine almak üzere geçici bir Amerikan mandasını ‘’ehven-i şer’’(kötülüğün en az zararlısı) olarak görüyoruz.
DAYANDIĞIMIZ NOKTALAR ŞUNLARDIR:
1….Hıristiyan azınlıklar Avrupa devletlerine dayanarak karışıklıklar çıkaracaklar, sürekli olarak müdahalelere yol açacaklar ve zaten göstermelikten ibaret olan bağımsızlığımızdan azınlıklar adına her yıl bir parça daha kaybedeceğiz….Patrikhanenin siyasi imtiyazları, azınlıkların kuvvetli devletler vasıtasıyla yaptıkları sürekli tehditler ortadan kaldırılmalıdır. KÜÇÜK VE ZAYIF BİR TÜRKİYE BUNU BAŞARAMAYACAKTIR.
2. Birbirini yok eden, çıkar sağlama, hırsızlık, macera ve şöhret için yaşayanların hırsını doyuran bu hükümet anlayışı yerine, milletin refah ve kalkınmasını sağlayabilecek, halkı ve köyleri, sağlığı ve zihniyeti ile çağdaş bir halk durumuna getirebilecek bir hükümet anlayışı ve uygulamasına ihtiyacımız var. Bunun için gerekli olan paraya, uzmanlığa ve kudrete sahip değiliz. SİYASİ DIŞ BORÇLAR, SİYASİ ESARETİ ARTIRIYOR.TARAF TUTMA, cahillik ve ÇOK KONUŞMAKTAN başka olumlu bir sonuç veren yeni bir hayat yaratamıyoruz.
(Saygıdeğer okuyucularım, son aylarda Komutanlar tarafından düzenlenen Sempozyumlardaki konuşmalar bilimsel, ancak uygulaması yok diye önceki yazılarımda bu konuya değinmiştim. Ayrıca TEMAD’ın ziyaretçi defterinde sempozyum konuşması hakkındaki yorumumu okuyabilirsiniz. O yorumu Kuvayi Milliye sitesi bu adrese yeni geçtiğinde buraya da nakletmiştim ancak site o gece saat 02.00 da çöktüğü için kayıtlardan silinmiştir. İleride o yazımı buradan sizlerle paylaşacağım, konuşmalar oldukça uzun en azı 9 sayfa, ortada sonuçları yoktur… İnsanlar susturmanın yeni sloganı ‘’ fast food kültürü’’ olmuştur…)
…Filipinler gibi vahşi bir memleketi haline koyan Amerika, bu konuda çok işimize geliyor. On beş yirmi yıl sıkıntı çektikten sonra yeni bir Türkiye’yi, her ferdi öğrenimi ve zihniyetiyle gerçek bağımsızlığı kafasında ve cebinde taşıyan bir Türkiye’yi, ancak yeni dünyanın kabiliyeti yaratabilir.
3. Yabancı devletlerin Türkiye üzerindeki rekabetlerini ve kuvvetlerini memleketimizden uzaklaştırabilecek bir yardımcıya ihtiyacımız var. Bunu ancak Avrupa dışında ve Avrupa’dan daha güçlü bir elde bulabiliriz..
4…Yayılma siyaseti güden Avrupa’nın başvurduğu binbir yol ve alçakça siyasetine karşı böyle bir vekil olarak Amerika’yı kendimize kazanarak ortaya atabilirsek, Doğu Meselesi’ni de Türk meselesi’ni de çözmüş olacağız.
Bu sebepten dolayı, biran evvel istememiz gereken AMERİKAN MANDASI DA, elbette sakıncasız değildir. HAYSİYETİMİZDEN EPEYCE FEDAKÂRLIK ETMEK MECBURİYETİNDE BULUNUYORUZ.
Yalnız, bazılarının düşündüğü gibi, Amerika’nın resmi sıfatında dini eğilim ve taraf tutma yoktur. Hıristiyanlara para vererek MİSYONER kadın Amerika’sı, Amerika’nın yönetim mekanizmasında bir yer tutamaz. AMERİKA’NIN YÖNETİM MEKANİZMASI DİNSİZ VE MİLLİYETSİZDİR. O, türlü cins ve mezhepten insanları çok uyumlu ve kaynamış olarak bir arada TUTMANIN YOLUNU İYİ BİLİYOR.
Amerika, Doğu’da mandaterlik yapmak Avrupa’da başına dert açmak niyetinde değildir. Fakat onların ONUR MESELESİ YAPTIKLARI ŞEY, yönetimleri ve idealleri ile Avrupa’dan daha üstün bir millet olmak iddiasıdır. BİR MİLLET İÇTENLİKLE AMERİKAN MİLLETİNE BAŞVURURSA, Avrupa’ya, girdikleri memleket ve milletin yararına nasıl bir idare kurduklarını göstermek isterler.
Amerikan resmi mahliflerinin önemli şahsiyetleri arasında epey lehimize bir hava oluştu. İstanbul’a Ermeni dostu olarak gelen birçok hatırı sayılı Amerikalı, Türk dostu ve Türk propagandacısı olarak döndüler.
Bu akımı temsil eden resmi ve gayri resmi AMERİKAN GÖRÜŞÜNÜN ALTINDA YATAN GİZLİ DÜŞÜNCE şudur: Türkiye’yi parçalamamak, eski sınırları içinde bir bütün halinde olduğu gibi korumak şartıyla genel ve tek bir mandaya bağlamak.
Suriye, Amerikan Komisyonu orada iken, genel bir kongre toplayarak Amerika’yı istemiştir. Suriye’nin bu isteği Amerika’da çok iyi karşılanmıştır.
Amerika bizim topraklarımız üzerinde Ermenistan kurmaya niyetli görünmüyor. Eğer mandayı alırlarsa, bütün milletleri eşit şartlar altında bir memleket evladı olarak kabul edip alacaklarını önemli çevrelerden haber aldım.
………
Çok tehlikeli anlar geçiriyoruz. (2005 yılındayız halen tehlikeli anlar geçiriyoruz)
Anadolu’daki mücadeleyi dikkat ve sevgiyle izleyen bir Amerika var. Hükümet ve İngilizler, bunun Hıristiyanları öldürmek, İttihatçıları getirmek için yapılan bir hareket olduğu düşüncesini Amerika’ya el birliği ile benimsetmeye çalışıyorlar.
Her an bu Milli mücadele’yi durdurmak için kuvvet gönderilmesi tasarlanıyor; bunun için İngilizleri kandırmaya çalışıyorlar. Milli mücadele sür’atle ve olumlu isteklerle kendini ortaya koyarsa ve Hıristiyan düşmanlığı gibi bir rengi olmazsa Amerika’da hemen destek bulacağını yine çok önemli çevreler garanti ediyorlar.
Sivas kongresi toplanıncaya kadar, Amerikan komisyonunu alıkoymaya çalışıyoruz.. Hatta kongreye Amerikalı bir gazeteci göndermeyi de belki başarabileceğiz.
İşte bütün bunlar karşısında, davamızda bize yardımcı olabilmesi için, BU FIRSAT DAKİKALARINI, kaybetmeden, bölüşme ve çözülme korkusu karşısında, kendimizi Amerika’ya başvurmaya mecbur görüyoruz……
Türkiye’yi azim ve irade sahibi geniş görüşlü bir iki kişi belki kurtarabilir. MACERA VE BOĞUŞMA DEVRİ ARTIK BİTMİŞTİR (Yılı 2005 halen geçerli). Gelecek için kalkınma ve birlik savaşı açmaya mecburuz. Sınırlarında bu kadar çok evladı ölen (Yıl 2005 halen ölüyoruz…) zavallı memleketimizin düşünce ve medeniyet savaşında kaç tane şehidi vardır. Biz Türkiye’nin hayırlı evlatlarından, yarının kurucuları olmalarını istiyoruz. Sizin, Rauf Bey kardeşimizle birlikte, temelleri bile ÇÖKEN ZAVALLI MEMLEKETİMİZ için uzakları görerek düşünüp çalışmanızı bekliyoruz.
Saygılarımı gönderir, başarınıza dua ederim. Milli davada canıyla başıyla çalışanlar arasında, sade bir Türk askerinin alçak gönüllülüğü ile sizinle birlikte olduğumu ifade ederim’’10.08.1919 Halide Edip
***
Saygıdeğer okuyucularım yukarıdaki mektup, yıllar önce yazılmış ve bugünkü Türkiye’nin aslında daha önce de bu hallerde olduğunu çok iyi özetliyor. Satır aralarına parantez içerisine dayanamayıp bu güne dair yorumlarımı ekledim.
Çünkü dayanacak sabredecek zamanımız yoktur. İşler, saldırılar, kuşatılmışlıklar olanca hızıyla devam ediyor. Kırgızistan, Ukrayna, Gürcistan. Irak, Suriye…
Türk silahlı kuvvetlerinin eğitim ve öğretim düzeni tamamıyla Amerikan talimnamelerine dayanır. Bizler o talimnamelerle eğitim aldık öğrenim gördük. O talimnamelerin tercümelerini de İngilizce bilgileri üst seviyede olan o zamanın asteğmenleri ve kısa dönem askerleri yapmıştırlar. Talimnamelerde olduğu gibi Astsubaylık statüsü de Amerika’dan alınmıştır. Alınmasına alınmıştır ancak diğer mevzuatlar da olduğu gibi, bunda da işlerine gelen yönü alınmıştır. Mesela dünya ülkeleri Plan Program Bütçe Sistemi (PPBS )’ni kullanırken bizimkilerin karma sistemi ekonomide kullanmaları gibi. Ben karma sisteme AĞA SİSTEMİ diyorum. Çünkü mal mülk ağanındır, Ağa nasıl isterse öyle olur. Bilimin ne önemi var.
Saygıdeğer okuyucularım, Türkiye de astsubay camiası, dış güçlerin ezeli ve ebedi emellerini gerçekleştirmek için Türk milletinin kafasını kaldırmaması için halka baskı aracı olarak değerlendirilmiştir. İşin Amerika boyutu olduğu, Amerikan politikası olduğu gün gibi ortada. Yine asteğmenin başçavuşun başına komutan olarak getirilmesi de astsubaylar da yılgınlık ve bezginlik yaratmak istenmesi nedeniyle oluşturulduğu da, Amerikan politikası olduğu gün gibi ortada. Yine ezberci sistemle öğrenci yetiştirilip, öğrencilerin ezberle baş etmek, sınıf geçmek için kopya çekerek hırsızlığa daha öğrenci iken alıştırılması, o öğrencinin daha sonra ödül olarak askerliğini başçavuşun komutanı olarak yapması ve yine o öğrenci devlette hâkim savcı olarak görev yaptığında trafik cezası uygulamasında halktan özel, farklı muameleye tutulmasının da dış güçlerin bir oyunu olduğu da orta. Siyasiler o kadar batağa batmışlar ki savcı ve hâkimlere kanun işletemiyorlar. Yönetici seviyesindekilerin büyük bir çoğunluğunun açıkları çok maşallah.
Astsubaylara, OYAK’ta, hastanede, lojmanda, tazminatta, makamda, maaşta, statüde insan onuruyla bağdaşmayan, işgal altında olduğumuz görüntüsünü veren her türlü hal ve hareketleri, kanunları düzeltiniz.
Türkiye’nin, vatanımızın kurtuluşu saf temiz yürekli, duyguları kirlenmemiş, hak ve hukuka, gelenek ve göreneklerine, dinine diline, büyüğüne saygılı, cesaretli ve akıllı, ileri görüşlü insanlarımız sayesinde olacaktır.
Asker ve Sivil Yöneticiler, eğer terörü çözmede istekliyseler şayet, derhal sahaya inmeli, nerede terör varsa oraya kararlılıklarını göstermek için en üst seviyede gitmek zorundadırlar. Şayet onlar şehit olurlarsa milyonlarca Türk evladı onların yerlerini dolduracak hazırlıkta ve seviyededirler. Amerika’ya değil terör nerdeyse oraya gidiniz!
Sivil toplum örgütleri bizim için hayati öneme sahiptir. Emekli Astsubaylar Derneğimiz (TEMAD) aynı zaman da bir sivil toplum örgütüdür. Astsubaylarımız her şeye rağmen cesaretli, fedakâr ve vatansever insanlarımızdır. Hiç kimsenin elini ve eteğini öpmeden hiç bir etkinin altında kalmadan vatanımıza çok önemli hizmetleri vereceklerine olan inancımız tamdır. Astsubayların vatansever diğer dernek ve sivil toplum örgütleriyle koordineli çalışmalarına her zamankinden daha çok ihtiyacımız vardır.
Ha… unutmadan…
Kuzey Irak başkanı Barzani, Irak başkanı Talabani. bölgemize ve bizi yönetenlere hayırlı olsun. 12/06/2005
Saygılarımla…
kuvayimilliye.net
Halide Edip’in mektubu için kaynak:
Atatürk Araştırma Merkezi, Kemal Atatürk, Bugünkü Dille NUTUK,1919-1927,Sa.:66,67,68