BURASI TÜRKİYE
Genel

BURASI TÜRKİYE

Devletimizin kurucusu, Türk ulusunun yaşayan kesimi olan
halkımızın, Osmanlı İmparatorluğu döneminden bu güne kadar, ATATÜRK dönemi
hariç hiç yüzü gülmemiş, kullanılmış, sefa zamanları kapılar yüzüne
kapatılmıştır.  Her zaman’’-siz bilirsiniz efendim, ağam, paşam’’ diyerek
kendisini yönetenlere adeta kul –köle olmuştur. Savaşlara katılmaktan, doğru
düzgün ailesiyle ilgilenememiş, ticaretle, sanatla, bilimle iştigal
edememiştir.

Bir Türk icat mı yaptı, hemen aforoz edilmiş hainlerce, bilgisiz
cahillerce…

Şimdi de Amerikan demokrasisinin oyuncağı oldu, boyun eğdi
gecenin karanlığındaki yalnız ve güçsüzlükten kaynaklanan acı gerçeklere, benim
halkım…

Gencecik kızlarımız biran evvel evlendirilip çocuk üretme
makinesine dönüştürüldü İstanbul’da İzmir’de, Güneydoğu da, Doğu Anadolu’da…

Kadın, çocuk yapmaya bir yıldan fazla ara verdiğinde, üretim
durduğu için aşağılanır oldu PKK yanlısı komşularınca…

Bir üreme yarışı başlatılmıştı ABD’nin ordusu PKK tarafından Misak-i
Milli sınırları içerisinde… Çünkü her doğan çocuk bir oy demekti ABD için, gelecekte…

Yıl
1984,yirmi bir yıl geçti ilk terör olayından bu yana…

Koskoca yirmi bir yıl, o zaman dünyaya gelen çocuklar
terörle yattı, terörle kalktı… 
             

Bir nesil
büyüdü terör bataklığında…
Sözde bizi idare eden, idarecilerimizin
gözünün içine baka baka…

İdarecilerimiz mükemmel insanlar. Hepsi de çok çalışkanlar, ATATÜRKÇÜ,
insan haklarına, anayasaya saygılılar, Türklükleriyle övünüyorlar!

Yine de insan düşünmeden edemiyor!

Türk teknolojisi ile savaş uçağı, savaş helikopteri, savaş gemisi,
yakın muharebe silahı üretemeyen, askerlerin sırtına ceza günlerini yazan,
helikopterle birlik üzerinden uçarken birisi selam vermeyince helikopteri
indirip cezasını veren, Türk evladına  korku salan, gerektiğinde
ihtilaller yapan idareciler o zamanlar, kimlere hizmet ediyorlardı? Yoksa bu günlerin
tohumlarını mı ekiyorlardı?

Acaba halkın ne istediğini bilecek kadar bilimsel kariyerleri, araştırmacı
yönleri var mıydı?

Halk
ne ister?

Halk, önce içte ve dışta güvenlik, birlik beraberlik, huzur ve
barış ister. İş ister, aş ister, mutlu bir yuva ister, bakınca gurur duyacağı
milli teknoloji ürünü dünya çapında  tanınan, ülkesine ait yerli malı
araç-gereç  ister. Dünya üzerinde sözü geçen güçlü bir devlet ister. Gelir
dağılımında adalet, anayasanın uygulanmasında  sınıf ve statü ayrımı
yapılmamasını ister. Bunların dışındaki hiçbir uygulama halk tarafından kabul
edilemez.

ABD ve AB’nin etnik
temeli esas alan
, vatanımızı bölmeye, ülkemizi güçsüz düşürmeye yönelik
çalışmaları halen hepimizin gözü önünde, her koldan (din, ahlak, kültür, ekonomi,
teknoloji, bankacılık, toprak alımı, tarım, sanayi…) devam etmektedir. Bunları
bilen başbakanımız, “ülkede Kürt sorunu
var”
diyerek başta Güneydoğu Anadolu’da, Doğu Anadolu’da ve yurdumuzun her
yerinde yaşayan vatandaşlarımızı üzmüştür. Sayın başbakanımız Amerikalıların ve
Avrupalıların maşası görünümündedir. Sayın başbakan, isteyince en alt kesime
gayet rahat ulaşabiliyor. Mahalle mahalle dolaşıp vatandaşın derdini dinlemek daha
verimli ve gerçekçi  olurdu.

İnsanlara korku ve tehdit salarak seçimle belediye başkanı olmuş
olan Baydemir’i ve diğerlerini karşısına oturtmaya ne gerek vardı. Baydemir
halkı temsil etmiyor ki. Ha şunu da belirteyim, Baydemir donanımlı bir kişi. Bütün
enerjisini Kürtçülük üzerine kullanmakta, insanlar üzerinde benlik oluşturma ve
sonuçta da  ülkeyi parçalama ile sonuçlanacak amaçlara sahip. Adeta ABD ve
AB temsilcisi durumunda. Türkiye’ye gelen onu görmeden gitmiyor.

Halkımız,
üzerindeki  ayrılıkçı baskılara rağmen birlik beraberlik istemektedir.

Ama, birlik beraberliği isteyen nesil hayattan ahrete göçer ve yeni
bir nesli ayrılıkçı, bölücü fikirlerinizle yetiştirirseniz, ileride,
istediğinizi rahatlıkla yapabileceğiniz ortamı sağlamış olursunuz. Pavlov’un
şartlı refleks deneyi gibi. Tabi bu işler zaman, emek, para ve her şeyden önce inanç,
kararlılık istiyor.

Ülkemiz bir deney sahası gibi, ABD’nin ve AB’nin ordusu olan
PKK’lılara açıldı geçen 21 yılda.

Bunun yanında, terörle mücadele için ithal silahlar alarak,
terörü dolaylı finanse ettik!

Şu anda ülkemizde Atatürkçülüğün dışındaki her olumsuz, yıkıcı
konular kapital sahiplerince desteklenmekte. Ülkesi için canını hiçe sayan
insanların yüzüne  bile bakılmamaktadır.

Mesela TEMAD’ın  istekleri hükümetçe, IMF’ce ve TSK’nın üst
düzey komutanlarınca olumlu karşılanmamaktadır. Çünkü TEMAD’ın söylemlerinde
ülke bütünlüğü, Atatürkçülük, haksızlıklar  ve hukuksuzluklarla mücadele
vardır.

TEMAD’ın yüz binlerce emeklisi ve yakınları mevcuttur. Onun
yanında astsubaylara sempati duyan, astsubayların haklılıklarına inanan yüz
binlerce insanımız da vardır. Evet, bizlere uygulanan haksızlıklar mevcuttur.
Hem de sınıf ayrımının en katısını yaşamaktayız, herkesin gözü önünde. Âdeta
yok sayılmaktayız, yok yaşatılmaktayız dört yıllık fakülte bitirsek dahi.

TBMM generallerimizin elinde ve sadece kendi menfaatlerine uygun
olan kanunların çıkmasına müsaade etmekteler. Subaylarımız hiç ek öğrenim
görmeden, ek ders almadan;1972 yılında 3 yıllık,1978 yılında 4 yıllık fakülte
mezunu sayıldılar. Daha sonra da, sivilde geçerliliği olsun diye “sistem
mühendisi” olarak KHO mezun vermeye başladı ve bu husus çalışan subaylara da
geçerli kılındı, bir kanunla. İki ayrı mastıra iki yıl kıdem, altı ay KOMKARSU
diye bir kurs karşılığı bir yıl kıdem kanunları bunlara birer misaldir. Subaylarımız
için kanun çıkartmak çok kolay.

Ama gelin görün ki biz astsubayların Şubat 2005  TBMM’ne
sunulan kanunumuz  ise Genelkurmay başkanlığının olumsuz görüşü yüzünden
mecliste beklemekte. O kanun teklifinde profesör, mühendis, öğretmen, kısacası
pek çok meslekten gelen, milyonlarca Türk insanının temsilcisi
milletvekilimizin  imzası vardı. Anayasa, insan hakları hiçe sayılmaktadır
astsubaya gelince.


Astsubayın
özlük haklarına yönelik olan kanun teklifine imza koyanlar vasıfsız insanlar mı?
İnsan
haklarına, anayasaya, bilime  aykırı bir husus mu teklif ettiler? Niçin bu
kanun teklifi aylardır bekletiliyor? O kanun teklifinde Apo’ya af mı vardı? Yoksa
astsubaylar grev hakkı, iş yavaşlatma eylemi  mı istediler?

Asker üzerinde statükoculuk oyunları oynamak en büyük
ahlaksızlık!

Astsubaylar bunca adaletsizlikleri her gün dile getirmelerine rağmen,
görevinin başında vatanları için şehit düşmeye devam ediyorlar. Şehit
törenlerinde boy gösteren generallerin ve yüksek rütbeli subayların astsubay
hakları ile ilgili görüşleri nedir diye sormak lazım? Yaşarken astsubaya ne hak
verdiniz, demek lazım? Şehit olan astsubaylarımızın sizlere haklarını helal
edeceğini  aklınızdan bile geçirmeyiniz.

Bütün bu olumsuz hususlar TSK’yı yönetenlerin, bilimden uzak,
kaba kuvvet ve şiddete dayalı yetiştirilmelerinden kaynaklanmaktadır.

TSK’ya subay yetiştiren KHO’da profesör seviyesinde öğretim
görevlisi bulunmaması TSK’nin bilime ne derece önem verdiğinin en büyük
kanıtıdır!

Hem sistem mühendisi yetiştireceksin, hem de profesör kadron
olmayacak!  Ve mezun ettiğin kişi dört yıllık fakülte mezunu, kıdemli
başçavuşun komutanı olacak!

Astsubayların insan olmasından kaynaklanan, insan ihtiyaçları
teorisi ile de bilimsel desteği olan, insan hakları ve anayasamızda
mevcut  haklarını alamamamızın temel sebebi yukarıda saydığım hususlardır.
Bu husus halen MGK ile ülke yönetimine de yansımaktadır. Ülke meselelerine
doğru teşhis konamaması hep bundandır. Astsubayın haksızlığa uğradığını anayasanın
ilk on maddesini, OYAK kanunun da sadece on altı ve on yedinci maddesini okuyan
herkes rahatlıkla anlamaktadır.

Profesör kadrosu olmayan KHO’dan mezun olanların vaktiyle
ihtilal/darbe yapışları, ülkeyi yönetmeleri ve her mezun olana cumhurbaşkanı
adayı gözüyle bakılması ise akıllara ziyan hadiselerdir.

Diyecekler ki Atatürk’te o kurumdan mezun. Sorarım size; O’nun
okuduğu kitapları şu anda hayatta olan kaç kişi okudu. Ve yine sorarım, kaç
kişi vatanın, milletini O’nun kadar karşılıksız sevdi. Kim O’nun kadar bilime inandı?
Kim O’nun kadar uzakları görüp, milletine hedeflerini gösterdi? ATATÜRK yaşasaydı,
bu gün makam arabaları MERCEDES 500 SEL olur muydu?

Son MGK tahlili: Hükümetin görevi anayasa da öngörülen görevleri
yerine getirmekmiş… Peki, siz anayasa ve insan haklarına göre astsubaya karşı
görevlerinizi yaptınız mı? Pek çok subayımız mastır kıdemi aldı. Bunlardan kaçı
astsubayların durumunu inceledi? Kaçı yeni bir teknoloji keşfetti? Mesela: Astsubayları,
terfi törenlerinde rütbelerini toplu iğne ile tutturmaktan ne zaman
kurtaracaksınız?

Bulmuşsunuz sessiz sedasız halkı, bir gün öyle bir gün böyle
konuşup duruyorsunuz.

Ülkemizi yöneten MGK üyesi  asker ve siviller, yıllardır
oturdukları yerden kalkıp, toplu vaziyette bir Türk uçağının hizmete giriş
toplantısını ne zaman yapacaklar?

Bu sorunun cevabını merakla bekliyoruz.

Saygılarımla…

25.08.2005 Saat: 00:43

kuvayimilliye.net 

Yazar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir