İki bölüm halinde sunacağım, ahlâk temelinde oluşan “Millî Duygu” konusu ile “Medeni Bilgiler” kitabından aktarmalarımız devam ediyor.

“Bir işin ahlâki olması, ayrı ayrı insanlardan daha yüce bir kaynaktan çıkmasıdır.
O kaynak, toplumdur, millettir.
Gerçekten, ahlâk (ahlâklılık), özel bireylerden ayrı ve bunların üstünde ancak sosyal, milli olabilir. Milletin toplumsal düzeni ve sükûnu, şimdi ve gelecekteki refahı, mutluluğu, güveni ve korunması, medeniyetteki ilerleme ve yükselmesi için insanlardan, her hususta ilgi, çaba, hakkından vazgeçmeyi, gerektiği zaman seve seve canını feda etmeyi isteyen milli ahlâktır.
Mükemmel bir millette milli ahlâkı gerektiren şeyler, o millet bireyleri tarafından âdeta muhakeme edilmeksizin vicdanî, duygusal bir güdüyle yapılır. En büyük milli duygu, milli heyecan, işte budur.
Millet analarının, millet babalarının, millet hocalarının ve millet büyüklerinin, evde, okulda, orduda, fabrikada, her yerde ve her işte millet çocuklarına milletin her bireyine bıkmaksızın ve sürekli olarak verecekleri millî terbiyenin amacı, işte bu yüksek millî duyguyu sağlamlaştırmak olmalıdır.
Ahlâkın ‘milli, sosyal’ olduğunu söylemek ve ‘toplum vicdanının bir ifadesidir’ demek, aynı zamanda ahlâkın kutsal sıfatını da tanımaktır.
Ahlâk kutsaldır; çünkü aynı değerde eşi yoktur ve başka hiçbir tür değerle ölçülemez.”(*) Gazi Mustafa Kemal Atatürk
Türk insanını yok oluştan kurtaran; tam bağımsızlık, vatan sevgisi, insan sevgisi, yaratılan her şeye karşı olan sevgi ve hoşgörü gibi milli duyguların pekiştirilerek nesilden nesile aktarılmasında, görüldüğü üzere her bireye “bıkılmaksızın” ve “süreklilik arz eden” bir sorumluluk düştüğü Atatürk tarafından dile getirilmiştir.
Her ne şart altında olunursa olunsun bu sorumluluğun bir an bile akıllardan çıkartılmaması, sürdürülmesi ve hayat bulması dileğimizle…
Okuyucularımızın kurban bayramlarını kutlar, daha nice bayramlara sağlık ve mutluluk içerisinde erişmelerini dileriz… 05.12.2008
Orhan Kaya
(*) Prof.Dr.A.Afetinan, Medeni Bilgiler ve M.Kemal Atarürk’ün El Yazıları, Ankara, 2000, s.30-31