Birinci Dünya Savaşı’nın en kanlı çarpışmalarının cereyan ettiği Çanakkale Deniz ve Kara Savaşları Türk insanının en zor günlerde dahi, kararlılığını Dünya’ya göstermesi açısından tarihteki yerini almıştır.
Çarlık Rusyası’na yardım ulaştırarak Almanları savaş dışında bırakmak ve Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti İstanbul’u işgal etmek için, Çanakkale Boğazını kolaylıkla geçeceğini düşünen İngiliz ve Fransızlar, 18 Mart 1915’de ağır zayiatlar alarak Boğaz’dan kaçacakları bir Deniz Savaşı’nı, 3 Kasım 1914 günü 7 zırhlı ile başlatmışlardır.
Düşman o denli kararlı ki, Denizde yenilmeyle uslanmıyor ve sömürgelerinden de topladığı insanlarla, 25 Nisan 1915’te karadan saldırıya geçiyor. Ancak düşman bunda da umduğunu bulamıyor. 8 – 9 Ocak 1916’da Seddülbahir’in düşmandan boşaltılmasıyla birlikte, Çanakkale Kara savaşı da Türk’ün zaferiyle sonuçlanmıştır.
Çanakkale Savaşı’nı kazanamayan İngiliz ve Fransız orduları, Çarlık Rusya’sı ile birlikte Avusturya/Macaristan İmparatorluklarının da tarih sahnesinden silinmesine neden oldu.
Zamanın son teknoloji topları, uçakları, silahları karşısında cephanesi bitmiş olduğu halde süngüsü ile vatanını savunmaktan bir an dahi geri durmayan Türk insanının bu cesareti, Atatürk’ün ileride yapacağı işlere ilham kaynağı olmuştur.
Sakalı dahi çıkmamış Türk evlatlarının sayesinde kazanılmış olan bu zaferin bizlere yüklediği sorumlulukların farkında olunulması gereklidir.
Sorumluluklarımızın başında, çocuklarımıza tarih bilincini küçük yaşta yerleştirmek, yerli teknolojilerle ordumuzu donatmak, ekonomi başta olmak üzere, her alanda ülkemizi dışa bağımlılıktan kurtarmak ve Atatürkçü İdeoloji’den asla sapılmaması gelmektedir.
Bu sorumlulukları yerine getirebildiğimiz ölçüde hür ve müreffeh bir şekilde vatanımızda yaşamayı sürdürebiliriz.
Bugünün anlamına binaen, Çanakkale Şehitleri’miz başta olmak üzere, tarihten bugüne kadar bizlerin bağımsızlığı için savaşmış, şehitlik mertebesine ulaşmış olan insanlarımızı minnet ve rahmetle anıyoruz.
Yazımızı, Çanakkale Savaşını en iyi ifade eden, Atatürk’ün tarihi emri ile bitirelim:
— «Ben size taarruz emretmiyorum. Ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman içinde yerimize başka kuvvetler ve başka komutanlar geçebilir»
18.03.2008
Orhan Kaya
