Aklın Getirdiği Sorumluluk
Genel

Aklın Getirdiği Sorumluluk

Akıl: Düşünme, anlama ve kavrama gücü, us.

Akıllı: Gerçeği iyi gören ve ona göre davranan, akil.

Akılsız: Aklı, gerçeği görüp ona göre davranmaya elverişli olmayan, anlayışı kıt (TDK).

Akılsızların hukuken ve dinen dahi sorumlu tutulmadıkları düşünülürse, insanları diğer canlılardan ayırt eden bu özellik, aynı zamanda insana büyük sorumluluklar da yüklemektedir.

Bugün yaşadığımız ülkemiz, bir aklın ürünü değil midir? Öyle ya, Atatürk aklını kullanmasaydı, insanları bir araya getirip mücadele vermeseydi ve insanlar da aklı ile O’na inanmasaydı, bağımsızlığı hiç tadamayacaktık. En bağımsız halimiz, ya manda ya da himaye olacaktı.

Demek ki Allah’ın bize bahşettiği aklı kullanmak gereklidir. İnsanoğlu aklı sayesindedir ki uzaya gidebiliyor, bilimsel alanda teknolojik gelişmeler sağlayabiliyor, tıp alanında insanlara çareler buluyor. Ve yine aklı sayesinde hem kendisinin hem de kendisinden sonraki nesillerinin yaşamını devam ettirecek yöntemler üzerinde çalışıyor. Yani, torunlarına aklı ile miras bırakıyor!

Böylesine önemli işler yapabilen insan, bir başkasından da akıllı işler beklemektedir. Böylelikle ‘’akıl akıldan üstündür’’ sözünün, insanların akıllarını harekete geçirmek için söylenmiş güzel bir söz olduğunu da burada belirtmek isterim.

Akıllı hareketleri sadece karşımızdaki insanlar mı bekler?

Bu soruya elbette insan bekler, diyenler olabilir. Ancak insanın dışında, maneviyatımızın en müstesna bölümünü oluşturan dini inancımız vesilesiyle, hareketlerimizin izlendiği ve kontrolü altında olduğuna inandığımız, Yüce Yaratıcımız Allah’ın da, insanlardan akıllı hareketler beklemekte olduğunu, dini kitabımızdan öğrenmekteyiz.

Allah’ın, akıl konusunda insanlardan neleri beklediği Kur-an’ı Kerim’de mevcuttur.

Burada, konuya ilişkin üç Ayeti nakledeceğim:

Enfâl Sûresinin 22 . Ayetinde: Şüphesiz, yeryüzünde yürüyen canlıların Allah katında en kötüsü, akıllarını kullanmayan (gerçeği görmeyen) sağırlar, dilsizlerdir.

Furkân Sûresinin 44 . Ayetinde: Yoksa sen onların çoğunun (söz) dinleyeceklerini yahut akıllarını kullanacaklarını mı sanıyorsun? Onlar hayvanlar gibidirler, belki yolca onlardan daha da şaşkındırlar.

Haşr Sûresinin 14 . Ayetinde: Onlar müstahkem kaleler içinde veya duvarlar arkasında olmadan sizinle toplu halde savaşmazlar. Kendi aralarındaki çekişmeleri şiddetlidir. Sen onları toplu sanırsın. Hâlbuki kalpleri darmadağınıktır. Bu, onların akılları ermez bir topluluk olmalarındandır.

İlk Ayet: Bir önceki yazım ‘’İhanet Üzerine’nin giriş bölümünde bahsettiğim körler, sağırlar ve dilsizlerin, aslında Allah katında da makbul insanlar olmadığını burada görmekteyiz.

İkinci Ayet: Söz dinlemeyen, akıllarını kullanmayan insanların, hayvanlardan daha şaşkın olduklarını, Yüce Allah bizlere duyurmaktadır.

Üçüncü Ayet: Statükocu zihniyet, daima bir şeylerin ardından kendini savunur. Ve statükocuların kendi içlerindeki çatışmaları, başa geçme savaşları, çok serttir! Ve her şeye rağmen, hegemonyalarının sürmesi için birbirlerini saklamaları! Ve insanlarına hizmeti unuturcasına akılsızca davranışları, bana bu Ayeti hatırlatır.

Bir bilim adamının dediği üzere, yürürken sakız çiğneyebilen her insan akıllı mıdır mı? Bilinmez. Fakat, aklı olan her insan, yaptıklarından sorumludur.

Kime karşı sorumludur? Önce Allah’a ve vicdanına karşı, sonra diğer insanlara karşı, sorumludur.  Akıllı insan; kendini bilen, okuyan-araştıran, faydalı, hak ve hukuka saygılı, hakkaniyetli olmanın yanı sıra; gören gözü, duyan kulağı ve konuşan dili olan insandır.

12.03.2008

Orhan Kaya

Yazar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir