Her An Hukuka, Adalete Riayet Etmeli.
Genel

Her An Hukuka, Adalete Riayet Etmeli.

Hukuka, adalete riayet etmek için ille de yazılı bir kuralın
olması da gerekmez, kültür sahibi insan olmak ve bunun farkında olmak
yeterlidir.

Ekim ayının başlarında, Kuzey Kıbrıs’ta konuşlu 28’inci
Mekanize Piyade Tümeni 230’uncu Mekanize Piyade Alayında görevli bir
assubayımız, Alay Komutanı Kurmay Albay tarafından darp edildiğini iddia eder.

Haber Türk gazetesi yazarı Umur TALU 30 Ekim 2013 tarihinde “Esas duruşta dayak yemişsin… Bir de
çikolata ye unut gitsin!”
başlığıyla köşesinden yazdığında, konudan haberdar
olmuş olduk…

İddia edildiği üzere üstelik de esas duruşta duran bir
insana “kanun da, hukuk da benim” dercesine
dayak atılabilmiş olması hukuk, kanun tanımamazlık değil de ne olabilir?

Assubaylar ve astlar yıllardır, hukukunun tanınmadığını,
adaletsizliklere gark edildiklerini dile getiriyorken, iddia edildiği şekliyle,
kamuoyunda infial yaratacak bir eyleme daha niçin girişilebilir?

TSK’da görevli olan her seçilmiş kişinin tek amacı olmalı. O
da; TSK’yı yüceltici, dünya çapında güçlü kılıcı, kurum çalışanlarının
mutluluğunu, huzurunu temin edici işler yapmaktır. Bunun dışındaki her şey,
kurum personelini olumsuz etkiler ve kurumu güçsüz bırakır.

Kurumun güçsüz kalışının dünya çapında siyasi sonuçları da ortaya
çıkabilir.

Başbakan Erdoğan’ın “müzik
notası mı veriyorsunuz, ne notası”
diyerek nota veremeyerek savuşturduğu, Amerikan
askerlerince, Türk askerinin başına çuval geçirilmesi olayı bir yana; Talabani “Türkiye’ye bir Kürt kedisini bile teslim
etmem”
demişti ya, hiç düşündünüz mü, Talabani bu lafı ne hadle etti?

TSK, keyfi idarelerin olabileceği bir aile şirketi veya adaletsizliklerin
hoyratça sergilenebildiği feodal yapıyı andırabilecek görüntü vermekten her
daim kaçınmalıdır.

Hukuka riayetiyle, gelir adaletiyle, personellerinin
birbirine karşı olan samimi ve içten davranışlarıyla örnek olması gereken, Devletimizin
en önemli kurumlarının başında, TSK gelmektedir.

TSK’yı yıpratıcı sonuçlara götürebilecek, kurum personelini
ötekileştirebilecek duygular yaratıcı her uygulamanın ülke hayrına olmayacak
sonuçlar doğurabileceği unutulmamalıdır.

***

Gelelim TEMAD’ın 22
Ağustos 2013 günü yapmış olduğu Olağanüstü Genel Kurula.

2008 yılı seçimlerinin kaybedilmesine sebep olan, Yeni Oluşum
Grubu’nda yaşanan kopuşlardı. Yeni oluşumdan koparak 2011 yılında TEMAD yönetimine
gelen grup, yönetimde yaşamış oldukları anlaşmazlıklar nedeniyle 2013 yılı içinde
bu defa kendi içinde kopuş yaşadı.

İş olağanüstü genel kurula kadar gitti.

Buraya kadar sorun yok, anlaşmazlık varsa seçime gidilir.

Sorun, olağanüstü genel kurul esnasında, yönetime aday olan
kişilere söz hakkı tanınmasında sergilendiği iddia edilen tüzüğe aykırı olarak “söz
hakkı süreleri”ne riayetsizlik ve üyelik aidatını zamanında yatırmadığı iddia
edilen kişilerin yönetime seçilmesinde.

Ne acıdır ki, iddialar, burada da bir hukuk tanımamazlığı
işaret ediyor.

Yani, hukuk, adalet peşinde koşanların kendi içlerinde hukuk
tanımamış olabilmesi eylemi…

***

Yazıyı Sigismund Schlomo Freud’un iki veciz sözüyle
bitirelim:

“Medeniyetin ilk şartı adalettir. “

“Bırakın adalet yerini bulsun; isterse kıyamet kopsun.” 

Yazar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir