
Türkiye-Afganistan İttifak Antlaşması
1 Mart 1921 tarihinde müzakere için Moskova’da bulunan Türk heyeti ile yeni kazanmış bulunan Afganistan temsilcileri arasında imzalanan dostluk antlaşmasıdır. Antlaşma 10 maddeden oluşmaktadır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmeti’nce: Hükûmet üyelerinden Ekonomik İşler Bakanı Yusuf Kemal ve Eğitim İşleri Bakanı Dr. Rıza Nur Beyler;
Yüce Afganistan Devleti’nce: Olağanüstü Büyükelçi Sayın General Mehmet Veli Han; yetkili Temsilci olarak atanmışlardır. Adı geçen yetkili Temsilciler, birbirlerinin yetki belgelerinin düzenli olduğunu görerek, aşağıdaki maddeleri kabul etmişlerdir:
1. Çok şükür bağımsız bir yaşam sürdüren Türkiye Devleti, içtenlikle ve gönülden bağlar ile bağlı bulunduğu Yüce Afganistan Devletini gerçek anlamıyla bağımsız tanımayı bir görev bilir.
2. Bağıtlı Yüksek Taraflar, tüm Doğu uluslarının kurtuluş, bütünüyle her Ulusun istediği herhangi bir rejim ve hükûmet biçimi ile kendisini yönetmekte özgür olduğunu açıklar; Buhara ve Hayve Devletlerinin bağımsızlığını tanırlar.
3. Yüce Afganistan Devleti, yüzyıllardan beri İslâmiyet’e önderlik ve ona üstün görevler yapmış olan, Hilâfet dünyasını elinde tutan Türkiye’nin bu alanda lider olduğunu, bu fırsattan yararlanarak da açıklar.
4. Bağıtlı Taraflardan biri, Doğuyu istilâ, ya da sömürge yapma siyasetini izleyen herhangi bir emperyalist Devlet tarafından ötekine yapılacak saldırıyı bizzat kendine yapılmış sayarak, elindeki araçlar ve olanaklarıyla, onu püskürtmeyi kabul eder.
5. Bağıtlı Taraflardan her biri, ötekinin anlaşmazlık içinde bulunduğu üçüncü devletin çıkarlarına uygun, ya da öteki bağıtlı Tarafın çıkarlarına zararlı herhangi bir devletler arası antlaşma ve sözleşme yapmamayı ve herhangi bir devletle antlaşma imzalayacağı zaman öteki Tarafa haber vermeyi yükümlenir.
6. Bağıtlı Taraflar, arasındaki ekonomik ve ticaret ilişkilerinin ve Konsolosluk işlemlerinin düzenlenmesi için gerekli sözleşmeleri ayrıca yapacaklar ve şimdiden birbirlerinin Başkentlerine Büyükelçi göndereceklerdir.
7. Bağıtlı Taraflar iki ülke arasında düzenli ve özel postalar kurarak, siyasal durumları ile eğitim, ticaret vb. durumlardan ve her türlü gereksinim ve isteklerinden, karşılıklı ve en ivedi olarak, birbirlerine bilgi vereceklerdir.
8. Türkiye Afganistan’a kültür alanında yardım etmeyi, öğretmen ve subay göndermeyi ve bu öğretmenler ve subayların en az beş yıl görevde kalmasını ve bu sürenin sonunda, Afganistan isterse, yeniden eğiticiler göndermeyi yükümlenir.
9. Bu Antlaşma en kısa sürede onaylanacak ve o andan başlayarak yürürlüğe girecektir.
10. Bu Antlaşma iki örnek olarak Moskova’da düzenlenmiş ve Tarafların tam yetkili Temsilcilerine imza edilip verilmiştir. Antlaşma Hicri yılın bin üç yüz otuz dokuzunda, Cemaziyelahirin yirmi birinci gününe rastlayan, bin üç yüz otuz yedi yılı Martının birinci salı gününe rastlayan, bin üç yüz otuz yedi yılı Mart’ının birinci salı günü imza edilmiştir.
(Not: Con Sinov’un bu değerli paylaşımında Antlaşmanın 8 maddesi ele alınmıştır. Vurgular (kırmızı renk) Con Sinov’un belirttiği gibidir. Antlaşmanın tamamı Önce Kültür tarafından eklenmiştir. https://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrkiye-Afganistan_%C4%B0ttifak_Antla%C5%9Fmas%C4%B1)
***
Afganistan Kralı Amanullah Han modern bir askeri mektepte okumuştu. Dört dil biliyordu. Babasının suikast sonucu öldürülmesi üzerine amcasının hükümdarlığını tanımayıp 1919’da iktidara yürüdü.
Amanullah, Türkiye’de yaşanan Milli Mücadele’yi hayranlıkla takip ediyordu. İngilizlere karşı mücadele eden Mustafa Kemal’i örnek alıyordu.
İttihatçıların üç liderinden biri olan Cemal Paşa da Afganistan’daydı ve ordunun modernleştirilmesi için Amanullah’a yardımcı oluyordu.
Atatürk, Afganistan’daki gelişmelere büyük önem veriyordu. Bu nedenle büyükelçi olarak Medine Kahramanı Fahrettin Paşa’yı tayin etti. Aylar sonra Büyük Taarruz’daki Türk başarısı Afganistan’da inanılmaz mutluluk yarattı. Amanullah Han büyük bir tören düzenledi.
Amanullah Han, Atatürk’ü örnek alarak ülkesinde inkılaplar yapmaya başladı. Bir anayasa ilan edildi. Mahkemelerin yetkisi artırıldı. Kadınların okuması için okullar açtı. Kılık kıyafet devrimi gerçekleştirdi. Ekonomiyi canlandırmak için tren yolları yapımına başlandı.
Amanullah Han, 1928’de Avrupa ziyareti gerçekleştirdi. Almanya’da bulunduğu sırada Berlin Büyükelçisi Sami Paşa ile görüştü. “Gazi Paşa’yı ağabeyim diye tanırım. Onun yolunda gitmek isterim” dedi. Ankara’ya gelmek istiyordu.
Amanullah Han ve eşi Ankara’da çok güzel şekilde ağırlandı. Amanullah Han, Atatürk’ten Afganistan’a götürmek için güvenilir bir yardımcı istedi.
Amanullah Han’a ziyareti esnasında Fahrettin Altay eşlik ediyordu. Han, Altay’dan o kadar etkilenmişti ki onu ülkesine Genelkurmay Başkanı yapmak istedi. Fakat Altay sağlık sorunlarını gerekçe göstererek kabul etmedi.
Altay, Han’ın kendisine çok güvendiğini düşünüyordu. Atatürk, izlenimlerini Altay’a sorduğunda, Altay “Sakarya Muharebesi hakkında bilgi vermeme rağmen dinlemeyip kendi mücadelesini anlattığı. İyi, fakat idari tecrübesi az. Kendisine çok güveniyor” diye cevap verdi.
Ziyaret sona erdikten sonra Amanullah Han ülkesine döndü. Yusuf Hikmet Bayur, gitmeden önce ülke hakkında bilgi topladı. Atatürk’e sundu. Han’ın ülkesinde kadınların kıyafetleriyle ilgili yasalar çıkarttığından bahsetti.
Amanullah Han kıyafet devrimini yaparken kadınların geleneksel kıyafeti olan burkayı yasaklamıştı. Burka giyen kadınların kıyafetleri zorla çıkartılıp yırttılıyordu. Atatürk, Han’a götürmesi için bir mesaj verdi:
Bayur, Afganistan’a gidince konuyu Han’a açtı. “Atatürk’e ağabeyim diyorsunuz” diye lafa girerek mesajını iletti. Fakat Han pek umursamadı. “Hiç merak etmesinde, millet avucumun içerisindedir” diye cevap verdi.
Amanullah Han, ülkesindeki gericileri küçümsüyordu. Üstelik ülkesindeki tüm güçleri elinde toplamış değildi. Uyarılara kulak asmayıp devrimlerini, gericileri ürküterek sürdürmeye devam etti.
Atatürk’ün genel sekreteri Hasan Rıza, gelişmeleri, özellikle kadın kıyafetleri konusundaki durumu anlattığında Atatürk “Eyvah adam gitti demektir; ben kendisine ısrarla bu mevzua girmemesini tavsiye etmiştim, çok yazık oldu” dedi.
Atatürk’ün tahminleri doğru çıktı. Amanullah Han, Avrupa’ya göndermek için 100 erkek ve 20 kadından oluşan öğrenci grubu için büyük bir geçit resmi düzenledi.
Bu öğrencilerin bir kısmı eğitim görmek için Türkiye’ye gelecekti. Daha sonra ülkelerine gelerek modernleşme için çalışacaktı. Fakat bu geçit ülkedeki gericileri kışkırttı.
Öğrenciler daha sonra Hint sınırına yakın bölgelere götürüldü. Oradan yurt dışına çıkacaklardı. Fakat Hint bölgesindeki İngilizler durumu fırsat bilip halkı kışkırtmaya başladı.
İngilizler kadınları görmesi için bölgedeki gerici aşiretleri şehre davet etti. Aşiretler olan bitene tanık olunca zaten rahatsızlık yaratan inkılaplara karşı isyan başladı. İlk olarak Şirvani ve Hokkari aşiretleri ayaklandı.
Amanullah Han rol model olarak Atatürk’ü örnek alıyordu fakat ülkesinde Atatürk kadar güçlü değildi. Büyüyen isyan karşısında çaresiz kaldı. Ülkeyi terk ederek tahtı kardeşine bıraktı. O da tahtı terk edince ülkede istikrarsızlık baş gösterdi.
Muhammet Nadir Şah 1929’da iktidarı ele aldıysa da modernleşme hareketi deyim yerindeyse yok oldu. Amanullah Han’ın geri dönmesini büyük oranda engelledi. Bir suikast sonucu ölünce ülkeyi Muhammed Zahir Şah 40 yıl boyunca yönetti.
Bu süreçte ülke yerinde saydı. 73’te kayınbiraderi Davut tarafından Cumhuriyet ilan edildiyse de Sovyetler ve ABD arasında sıkışıp kaldı. Sovyetler’in müdahalesi üzerine ABD tarafından radikal dinciler örgütlendi ve Afganistan için karanlık günler başladı.
Uzun süren Sovyet-Afgan Savaşı’ndan sonra ülke adeta harap oldu. Radikal dinciler el altından desteklenmeye devam etti. 1991’e gelindiğinde hükümet ülkenin büyük bölümünü kontrol edemiyordu. Kısa süre sonra Taliban kuruldu ve 96’da yönetimi ele geçirdiler.
ABD, bir zamanlar kullandığı Ladin’in Taliban tarafından korunduğunu gerekçe göstererek 2001’de Afganistan’a savaş ilan etti. Taliban düşünce ABD bölgeye hakim oldu ve büyük bir uyuşturucu üretimi başladı.
Bu süreçte ülkede ne gelişim, ne üretim ne de başka yararlı şeyler oldu. Zaten yöneticiler büyük oranda ABD’ye çalışıyordu. Bu teslimiyetçilik Taliban’ı daha da güçlendirdi. Taliban tekrar harekete geçti.
Afganistan yüz yıl önce Atatürk’ün izinde giden modern bir ülkeydi. Fakat modernleşme ve gericilikle mücadele kolay bir iş değildi. Neredeyse yüz yıl geçti. Ve Afganistan bir katre yol kat edemedi.
Amanullah Han iktidardan düştükten iki yıl sonra tekrar Ankara’ya geldi. Atatürk tarafından onurlu bir şekilde karşılandı. Fakat hali pek iyi değildi. Bitkin ve solgundu.
Atatürk’ün hizmetinde olan Cemal Granda, Han’ın durumunu Atatürk’e anlattı ve sordu:
Con Sinov
Kaynaklar:


