İlk gelmeye başladıklarında zamanın dış işleri bakanı Ahmet Davutoğlu’nun sözleri hala kulaklarımızda; “Bizim psikolojik sınırımız yüz bin kişidir, daha fazlasını alamayız” bu sözleri unuttuk mu? asla,
Bugün ülkemizdeki gerçek sığınmacı sayısını eminim ülkeyi yönetenler dahi tam olarak bilmiyorlardır, bir kısmının üç milyon, bir kısmının üç buçuk milyon, bir kısmının ise dört milyondan fazla diye telaffuz ettiği rakamlardan söz ediyoruz.
Avrupanın, ABD’nin sığınmacı almamak için direndiği, AB ile 3,5 milyar avro karşılığı geri kabul anlaşmasının imzalandığı, bu paranın da bu güne kadar ancak % 10 unun alınabildiği aşikârken, Japonya’nın sadece (1) mülteci aldığı bir dünyada, hele hele Müslüman! Suudilerin ve başı sıkışınca her fırsatta yardıma koştuğumuz ve kişi başı 88.559 dolar ile dünyanın en zengin ülkelerinden biri olan Katar’ın tek bir mülteci almadığı dünyada Türkiye’nin bu yükü tek başına sırtlamasının sebebi nedir?
Hiç kimse “din kardeşiyiz” lafının altına sığınmasın, Dünyada 1,6 milyar müslüman nüfus var ve bunun bir kısmı çok zengin petrol ülkeleri, görünen o’ki körfezin bu para babaları sadece kendilerine müslüman. Her seyahatleri 7- 8 uçak ve yüzlerce ton eşya ile yapılan, israfta sınır tanımayan bu petrol ağaları tek bir mülteciye kapılarını açmamaktadırlar.
Suriyeli mültecilere kılını kıpırdatmayan Katar, Arakan’a sadece 100.000 dolar yardım ederken, Kasırgadan zarar gören ABD’ye 30 milyon dolar yardım gönderebiliyor, bunu izah edecek birileri var mıdır ülkede?
Ülkemizde durum nedir?
Sayın Cumhurbaşkanının ; “Suriyelilere tek başımıza 30 milyar dolar harcadık” demesinin üstünden sadece iki ay geçmiş,(8 Temmuz 2017 ).
Peki, Ülkemiz tek başına bu kadar yükün altına girecek güce sahip mi? hiç sanmıyorum, eğer öyle ise Çalışanına – emeklisine % 3,5 zammı, bir başka deyişle bir kilo kıyma parasını maaş zammı diye uygun görür mü?
Bir başka açıdan bakarsak;
Son üç yılda Suriyeli sığınmacılar 500.000 çocuk doğurmuşlar, her yıl ortalama 160.000 – 175.000 doğum gerçekleşiyor, bu yetmezmiş gibi çocuk sahibi olamayan sığınmacılara da devlet ücretsiz “tüp bebek” tedavisi sağlıyor, sağlık için kendi vatandaşımızın katkı payı adı altında kaç çeşit para verdiği ortada iken, sığınmacıların tek kuruş para ödemeden sağlık hizmeti almasının sebebi nedir?
Senede bu kadar çoğaldıklarını göre, ülkemizdekilerin büyük bir bölümü genç nüfus demektir, bunların gidip ülkelerinde savaşması gerekmez mi? sahillerde – parklarda keyif yapan, birde etrafa taşkınlık yapanlar bunlar, olay çıkartan bunlar,
Küçük esnafımızın çeşit çeşit vergilerden beli kırılıp, kepenk kapattığı ülkede sığınmacıların hiç vergi vermeden ticaret yapmasını kim, ne ile izah edecek?
Artık gün geçmiyor ki televizyonlarda sığınmacıların cinayet, gasp, tecavüz, taciz, hırsızlık haberleri duyulmasın, kendi suçlularımız bize yetmiyor mu acaba?
İşin bir başka boyutuda sağlıkta;
Neredeyse Türkiyenin yıllardır unuttuğu Sıtma – Şark çıbanı – Çocuk felci – Tüberküloz – Kızamık – Tifo – Bruselloz gibi hastalıkların mültecilerle birlikte yeniden hortlaması.
Neden bunları yaşamak zorunda bırakılıyor insanımız? Maksadın sadece din kardeşliği olmadığı aşikar, nasıl bir oyunun parçası oluyoruz milletçe?
Daha yeni basına düşen bir haber;
Suriye’de ailelerinden aylık bin liraya kiralanan çocuklar, İstanbul’da Suriyeli dilenci mafyası tarafından dilendiriliyorlar,
Sayın Kemal Kılıçdaroğlu bir televizyon programında aynen şöyle dedi;
“Suriyeli sığınmacılar yakında bu ülkede kendi Mafyalarını kuracaklar” …
Yerden göğe kadar haklı değil mi?
Başka bir konu:
Malum ülkemiz su fakiri bir ülke, bu gidişle 25-30 yıl sonra su sıkıntısı çekeceğimizi istatistikler söylüyor, zaten millet olarak çevre bilinci olmayan bir toplumuz, yeşil alanları, ağaçlık alanları, dere yataklarını ranta çevirmekte üstümüze yok, bu kadar mültecinin ülkeye yüküne birde bu açıdan bakın,
Yakın gelecekte Bölgede su yüzünden savaş çıkması hiçte uzak bir ihtimal değil.
Sığınmacıların bu hızla çoğalmaları ve bu ülkede kalmaları demek, çok değil 18-20 yıl sonra ülke nüfusunun % 10’u, 12’si demektir,
Bilmem yaklaşan tehlikenin farkında mıyız? Misafirlikte bir yere kadardır,
Birde diğerleri var, Somalili, Afganlı, Afrika kıtasından ve kaçak çalışan 200.000 den fazla Ermenistanlı,
Suriyeli mültecinin Afganlı – İranlı mülteciyi kaçırıp fidye istediği bir ülke olduk,
Hal böyle iken,
Bir Atasözü ile yazıyı bitirelim,
Anlayana,
MİSAFİR MİSAFİR İSTEMEZ, EV SAHİBİ HİÇ BİRİNİ İSTEMEZ…
