ULUSAL SORUNLARIMIZA, ULUSALCI YAKLAŞIM
Adalet & Hukuk - İş-Meslek - Toplum

ULUSAL SORUNLARIMIZA, ULUSALCI YAKLAŞIM

Dünya Ülkelerinin istihbarat kurumları arasında, Ulusal istihbarat kurumumuz MİT’in yeri ve önemi hakkında bizlerin yorum yapması ve değerlendirmede bulunması doğru olamaz. Şahsen; Ulusal istihbarat kurumumuz MİT’in, Devlet kurumlarımız arasında ve Ulusumuzun her bir yurtseverinin gönlünde çok saygın bir yeri olduğunu hep düşünmüşümdür. 
Ülkemizin bir çok bölgesinde, iç güvenlik kurumlarında görev yapmış ve mesleğim gereği sevgili Anadolu’muzun yetmiş dokuz ilini ve bir çok ilçelerine uğrak vermiş yurttaş olarak edindiğim izlenimim, gerek yaşadığım, gerekse tanık olduğum bir çok olayın tahlilinden çıkardığım sonuç; Ulusal istihbarat kurumlarımızın başarılı hizmetler verdiği yönündedir. Kırk yılı aşan terör belasının ana nedenleri konusunda, birçok meslektaşımla aynı düşüncelere sahip olduğuma inanıyorum. Kurum ve kurumların dışında kalan yurttaşlarımızın düşünce, değerlendirme ve yorumlarına da saygı duyuyorum. Her türlü haber alma – toplama çalışmalarını büyük özveriyle yapan istihbarat örgütlerimizin, bilgi-teknik ve yeteneklerinin geliştirilerek, çağın koşullarına, değişen ve gelişen dünya düzenine göre ayak uydurmasına zemin ve olanak hazırlayacak olan ise, devlettir yani; kurumsal yöneticisi iktidarlardır. 
Haber alma ve Ulusal güvenliğimiz söz konusu olduğunda, benim ilk aklıma terör ve ondan kurtulma yolları geliyor. Sonrasında ise;Anadolu’muzda elli yıldır devam eden terör belasının asıl başlangıç sebebinin “toprak” olduğunun düşünülmeyişi. Ben bu durumu, olayın failleri üzerinde durulurken, olayın nedenleri üzerinde durulmaması gibi bir şey olarak algılıyorum. Güney doğu ve doğu Anadolu’daki topraklarımızın eşit paylaşımı olan “Toprak reformu” 1937’lerden sonra ele alınamamış ve reform çağdaş olarak yapılamamıştır. Bu durum, bebek katili ve canisinin eline fırsat ve koz olarak geçmiştir. 1975-78’li yıllarda “Apocular” olarak ortaya çıkan gençlik hareketinin, ağalık ve aşiret sistemini içinde barındıran Feodalizme karşı baş kaldırmasıyla verilen ilk sinyaller de, ne yazıktır ki zamanın iktidarlarını uykudan uyarmaya yeterli olamamıştır. İktidarların yönetimindeki Kurumsal Devlet, haber alma ve bilgilendirilme donanımlarına, ekonomik ve idari bakımlardan her türlü olanağı da elinde bulundurmasına rağmen, Ulusal reformu yapamayışı Ulusal güvenliğimiz için stratejik bir kayıptır. Zamanın o gençlik hareketi, daha da kurumsallaşarak PKK ( Partiya Karkerên Kurdistanê ), güya gerçekleştirmek istediği hedefini Uluslar arası dikkate çekerek, emperyal güçlerin piyonu olmuştur. Elli yıldır devam eden bu cani örgütle yapılan mücadelemiz devam ederken, sevgili Ülkemizin geleceği olan gençlerimizi şehit verdik, bir çok yurttaşımız yaşamını kaybetti, gençlerimiz yaralandı. Geçen bunca uzun süreçte kaybedilen ekonomik harcamalarımızın ve terörün telef ettiği kayıpların ise, iki trilyon doları aştığı söylenmektedir. Bu durum çok vahim değil midir ? Dünyanın bir çok ülkesinde, iç kargaşa ve terör odaklarının, emperyalizmin elinde ve hedefinde olduğunu biliyoruz. Yaşadığımız son günlerde, Ülkemiz iktidarından beklentilerimizin başında terör ve iç kargaşalara çare bulunarak, ekonomik sıkıntıların bir an önce aşılması, işsizliğin en az seviyeye indirilmesi, halkımızın yaşam standartlarının yükseltilmesi gelmektedir. Özellikle, 11. Kalkınma planımızın TBMM’de görüşüldüğü ve terörizmin en büyük destekçisi katil Amerika’nın Ülkemiz için uygulamaya geçtiği S-400 yaptırım tehditlerine karşı, kurumsal Devlet yönetimimizce önemli Ulusal kararların alınmasını her yurtsever gibi umut etmekteyim. 
– 11. Kalkınma planı görüşmelerinde, Feodalizmin hakim olduğu topraklarımızın ele alınarak dış destekli Ulusal belamız PKK terörünün ancak sonlanacağının değerlendirilmesi, 
– Yüz yıla aşkın Ülkemiz coğrafyasında senaryolar üreterek, Ulusal kalkınmamıza köstek olan ve halkımızın acı çekmesine neden olan başta kati Amerika olmak üzere, emperyalist düşüncelere karşı tüm devlet kurumlarımızın ve halkımızın Ulusal birlik ve dayanışma içerisine geçmesi,
– Bir asırlık laik Cumhuriyetimize ve onun kurumsal yapısı Türkiye Cumhuriyetine tehditler savuran Amerika’nın, Nato hakkı da olsa, sevk – idare ve yönetimini istediği gibi kullandığı tüm üslerin kapatılması kararlarının alınması, emperyalizmin – terörün destekçisi olan diğer piyonlarla olan Uluslar arası ilişkilerimize yönelik diplomatik politikalarımızın gözden geçirilerek, Ulusalcı politikalar üretilmesi, 
– Ulusal sınırlarımız içinde cirit attığını düşündüğümüz Uluslararası ajanların ve iç işbirlikçileri hakkında etkin yasal işlemlerin yapılması dileğim ve en büyük beklentimdir. Amerikan emperyalizminin ve işbirlikçilerinin piyonu durumunda olan terör örgütü PKK’ya karşı en etkin silahın toprak olduğunu bir kez daha anımsarken, Ulusal sorunlara Devlet-Ulus el birliğiyle olayı yapandan çok, olayın nedenine el atmalıyız. Gönlümdeki Ulusalcı yaklaşım budur benim.
Kahrolsun PKK, kahrolsun Amerikan emperyalizmi !

Yazar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir