24 Haziran’ı düşünürken, düşünce özgürlüğünden hız alan Mustafa Kemal ATATÜRK ve ekip arkadaşlarının 19 Mayıs 1919’lardaki oluşumunu düşünmek ve bu oluşumun siyasal ereğinin Türk Ulusunun, kendi kendini yönetir bir konuma getirmek olduğunu unutmamak zorundayız.
Anadolu insanının daha iyi, daha mutlu ve daha üstün ekonomik koşullarda bir yaşama kavuşmasını sağlama aşklarını ve coşkularını da ! Elbette bu eşsiz ve değerli yurtsever insanların, asla vazgeçmedikleri iki önemli hususu da görmezden gelmemeliyiz.
Düşüncede bilim,
Yönetimde ise demokrasi!
Aziz ATATÜRK ve silah arkadaşlarının ve sonraları da kendilerine katılan bütün yurtseverlerin bıraktıkları ebedi Cumhuriyetimizin, kime ve niçin emanet edildiğini ise hiç unutmamalıyız. Türk Ulusunun bağrından çıkan bu insanların “İdare-i maslahatçılar Cumhuriyeti koruyamaz, o nedenledir ki Cumhuriyeti korumak, Türk Gençliğinin ebedi görevidir.” dediklerini de tabi.
Tek adamla yönetim sistemini mi, yoksa Halkın kendini yönetenleri kendinin seçtiği çoğulcu parlamenter sistemini mi?
Özgürlükler !..
Bilim !..
Demokrasi !..
