Adalet & Hukuk - İş-Meslek - Toplum

MEDENİYETLERİN KALESİ, YURDUM BENİM

Güzel yurdumuzun her karış toprağı kutsaldır denildiğinde, bu toprakların tarihsel geçmişi anımsamak zorundayız.
Sümer, Eti ve diğerleri. Sayıları altmışı geçen uygarlıklara ev sahipliği yapan başka bir yurt yoktur. Onun için yurdumuzu, medeniyetlerin kalesidir diyoruz.
Memleket konusu açıldığında, umuyorum ki hepimizi dünyaya getiren, büyük emeklerle büyüten, elleri nasırlı, ayakları tozlu, benizleri soluk ve yorgunluktan gözlerinde sönük bakışlarını anımsadığımız emekçi ana ve babalarımız gelir aklımıza. Sonrasında ise; çocukluğumuzu ve gençlik yıllarımızı doyasıya yaşadığımız köylerimiz, kentlerimiz ve buraların müthiş güzellikleriyle dolu coğrafyası. Koca tepeleri, meşe çukurları, çayırları, kışla dereleri ve diğerleri sıralanır gider. Onlarca mağaraları, ormanlaşan kaleleri, abideleri. Binlerce yapıları; kimi restore edilmiş kimi, insan eli değmemiş binlerce yıllık eserler. Zenginliklerimizdir bizim.
Yıllarca Uluslararası stratejik oyunların sahnelendiği bu topraklar. Herkesin göz diktiği, ve iç geçirdiği güzel yurdum. Anadolu’m!

Tarih öncesi ve sonrasında bu topraklarda kurulan onlarca medeniyetin zenginliklerini yaşatan Anadolu’muz, hepimizindir.
Sayın Prof.Dr. Ramazan ÖZEY, “Merkezi Türk Hakimiyet Teorisi” adlı eserinde, Anadolu’da yaşayan medeniyet varlıklarını, büyük bir heyecanla anlatmış. Her tarafı tarih medeniyetiyle dopdolu. Kültürler hazinesi güzel yurdumuzu sevelim, koruyalım.Gelin birlikte söyleyelim:
Ey Aziz Anadolu’muz, biricik yurdumuz, toprağımız, sevgilimiz, canımız seni ilelebet yaşatmak bizim ortak sorumluluğumuz!

Yazar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir