Yerel yönetimlerin asli görevleri arasında, bölge halkının, sağlıklı ve güvenli, refah ve çağdaş yaşam ortamı sunmak olduğu kadar, halkını her bakımdan eğitime ve bilinçlendirme misyonu olduğunu biliyoruz.
Belediyelerimizin, bölgesel kalkınmaya verecekleri destek, kendi kurumsal çağdaş çalışmalarının da ölçüsü olur.
Kendi sınırlarında, tarım üreticisi ve hayvancılıkla uğraşan çiftçilerimize vereceği öncelikli desteğin hedefinde, sağlıklı ürün yetiştirilerek, toplumunun sağlıklı tüketimine katkı sağlar. Yerel tohumlarımızın ıslah edilmesi, kullanımının sağlanması ve diğerleri. Bir de ilaçlama önem taşıyor. Şöyle ki;
Ülkemiz piyasasında, sebze ve meyve üretiminde kullanılan bir çok ilaç bulunmaktadır. Özellikle yurt dışı kaynaklı olup, bakanlıkça izin onayı bulunan binlerce marka ve isim altındaki bu ilaçların kullanım değerlerine bilinçli ya da bilinçsiz gerekli önem verilmemektedir. Buna neden olan, merkezi idare denetim eksikliğidir. Bu durum; Ulusların halklarına olduğu gibi, bize de, kapitalist sistem tarafından dayatılan ve uygulanması istenen bir oyundur. Kısa sürede daha fazla çeşit, bol üretim, daha fazla hastalık getirmektedir. Bu sonucu, kapitalizm sömürü düzenine karşı halkın yalnız bırakılması diyebiliriz. Ziraat ve hayvancılık Uzmanlarımızın yeterli kadrolarda görevlendirilemeyişi, alanlarında etkin olanaklara sahip kılınamaması ayrı ayıbımız olsa da; özellikle, tarım ilaçlarının piyasada denetimsiz satışı, bilinçsiz kullanımı nedeniyle Ülkemizde kanser vd. ağır hastalıkların nasıl arttığını, hatta adını yeni tanıdığımız bir çok hastalıklara tanık olduğumuzu farketme zamanı gelmiştir. Bu kötü gidişatın önü, ancak halkçı ve sosyal politika üretecek olan yerel yönetimlerimizin yurtsever çalışmalarıyla kesilebilir.
Eğitim ve bilginin, birçok kötülüğü ortadan kaldıracağını unutmayalım. Kaybedilen insanımız bir daha asla geri gelemeyeceği kadar önemlidir. Halkın ortak mutluluğuna harcanması gereken gelir kaynaklarımızın boşa harcanmaması, halk için kullanılması yerel yöneticilerimizin sorumluluklarındandır. Belediyelerimiz, çiftçi ve üreticilerimize her bakımdan destek olmalıdır. Halkımızın sağlığını ilgilendiren her konuda, programlar yapılmalı ve acilen uygulamalıdır. Örneğin; ihraç edilen tarım ürünü sebze ve meyvelerimizin bir kısmında, tarım ilaç oranlarının veya farklı ilaç kullanılarak zehirli ürün haline dönüştüğü nedeniyle Ülkemize iade edildiğini biliyoruz. Çiftçilerimizi eğitim ve bilgiyle donatmak, devletin olduğu kadar belediye ve yerel yönetimlerin de görevidir. Zehirli ürünün iç piyasalarda tüketildiğini düşünsek de, düşünmesek de sonuç felaket! Belediyelerimizi, yumurtadan çıkartılan civcivi, kırk beşgün içinde tavuk eti olarak sofralarımıza sunan kapitalist düzene karşı durmaya çağırıyorum.
Yerel yönetim liderlerimizin halk sağlığıyla ilgili bu önemli konularda kafa yorması, işi organize ederek halk sağlığına yönelik tehdide dur demesi gerekir.
Sonrasında ise, üreticilerimizi örgütlemek. Yani; Kooperatifleştirmek.
Biz yurttaşların, belediyelerimizden ve çağdaş belediyecilik anlayışlarından beklentilerimiz hep olacaktır ama, bunlar acil olan temel beklentilerimizdendir.
