1951’DEN 2026’YA ASSUBAYLARA YÖNELİK MEVZUAT KAYNAKLI ADALETSİZLİKLER-14
Adalet & Hukuk - Cafer DEMİR - İş-Meslek

1951’DEN 2026’YA ASTSUBAYLARA YÖNELİK MEVZUAT KAYNAKLI ADALETSİZLİKLER-10

1978 – 15 Sayılı KHK: Rakamlar Yükseldi, Ama Mesafe de Büyüdü.
Bazen bir düzenleme yapılır ve herkes kazanmış gibi görünür. Kâğıt üzerinde rakamlar büyür, cetveller genişler, maaşlar artar. Ama mesele sadece artış değildir. Kimin ne kadar arttığıdır. İşte 1978’de çıkarılan 15 sayılı Kanun Hükmünde Kararname tam olarak böyle bir dönüm noktasıdır.
1970’lerde Türkiye ağır bir enflasyon baskısı altındaydı. Devlet, personelini korumak zorundaydı. Bu nedenle göstergeler yükseltildi, aralık 300’den 1200’e kadar genişletildi. İlk bakışta bu, herkese nefes aldıran bir düzenleme gibi durur. Ama biraz yakından bakınca başka bir şey görüyorsun. Aynı gemide olanların, aynı fırtınada aynı şekilde korunmadığını. Subaylar için belirlenen göstergeler, özellikle üst rütbelerde ciddi şekilde yükseltildi. Albay ve general seviyesinde 1200’e çıkan rakamlar, sadece maaşı değil, geleceği de güvence altına alıyordu. Çünkü gösterge sadece bugünün maaşı değildir. Yarınki emekliliktir, ikramiyedir, hatta bir insanın yaşlılığındaki huzurudur.
Astsubay tarafına baktığında ise tablo daha farklıdır. Evet, onların da göstergeleri arttı. Kıdemli başçavuş için 900–1100 aralığı, başçavuş ve üstçavuş için daha düşük ama yine de yükseltilmiş rakamlar verildi. Yani yüzeyde bir artış var. Ama derinde başka bir gerçek duruyor. Artış var, fakat denklik yok. İşte kırılma tam burada başlıyor. Çünkü sistem şöyle çalışıyor. Sen herkese bir şey veriyorsun, ama birine daha fazlasını veriyorsun. Sonra diyorsun ki “bakın herkes kazandı.” Oysa gerçek şu. Herkes kazanmadı. Bazıları daha az kaybetti, bazıları ise gerçekten kazandı.

1978 KHK’nın en dikkat çekici yönlerinden biri de emekliliğe etkisi oldu.
Yapılan düzenleme ile maaş artışlarının emeklilik keseneklerinde düşüşe yol açmaması sağlandı. Bu teknik olarak önemliydi. Çünkü bir artışın emekliliğe yansımaması, aslında gizli bir kayıptır. Bu açıdan bakınca düzenleme, astsubaylar için de belirli bir koruma sağladı. Ama yine aynı sorun ortaya çıktı. Temel eşitsizlik korunarak yapılan her iyileştirme, sadece yüzeyi düzeltir, derini değil.
Burada insanın aklına şu soru geliyor.
Aynı üniformayı giyen, aynı riski alan, aynı soğukta nöbet tutan insanlar arasında bu kadar farklı gösterge neden? Bu soru sadece ekonomik değil, aynı zamanda ahlaki bir sorudur. Çünkü rakam dediğimiz şey, aslında insan hayatına dokunur. Bir göstergenin düşük olması, sadece birkaç lira eksik maaş değildir. Bir çocuğun eğitiminde, bir evin alınmasında, bir emeklinin ilaç alırken hissettiği sıkışmada kendini gösterir. Cetvellerdeki fark, hayatta karşılık bulur.
1978 düzenlemesiyle birlikte “gösterge makası” artık daha görünür hale geldi. Önceden de fark vardı, ama bu dönemde fark sadece var olmakla kalmadı, sistemli bir şekilde büyüdü. Teknik bir detay gibi sunulan bu yapı, aslında kalıcı bir gelir ayrımına dönüştü. Yine de burada tek taraflı bir karanlık çizmek kolay ama eksik olur. Bu düzenleme, en azından bir gerçeği de ortaya koydu. Devlet, personelinin ekonomik koşullardan etkilendiğini kabul etti ve müdahale etti. Bu, önemli bir adımdı. Ama aynı zamanda şu gerçeği de gösterdi. Müdahale edildiğinde bile adalet tam kurulmayabiliyor. İnsan bazen şunu düşünmeden edemiyor. Adalet, sadece vermekle değil, dengeli vermekle ilgilidir. Ölçü kaçtığında, verilen şey bile bir gün tartışma konusu olur. 1978 KHK 15, bu anlamda sadece bir maaş düzenlemesi değildir. Bir zihniyetin yansımasıdır. “Artır ama eşitleme” anlayışının somut halidir. Ve belki de en önemlisi şu. O gün cetvelde açılan fark, yıllar sonra hâlâ insanların zihninde ve hayatında hissediliyorsa, mesele geçmişte kalmamıştır. Sadece şekil değiştirmiştir. Gerçekle yüzleşmek bazen rahatsız eder. Ama başka türlü de iyileşme başlamaz.

22 Nisan 2026 

Yazar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir