Atatürk Dönemi ve Bugünkü Türkiye
Genel

Atatürk Dönemi ve Bugünkü Türkiye

24.12.2009 tarihli yazımız;

Atatürk Dönemi ve Bugünkü Türkiye

TSK, Hükümet ve Entel Döngüsü

Meydana geldiği andan bu yana Cemaatler, Tarikatlar ve bunlarla işbirliği yapan dış devletler sarmalı ile başı ağrıyan bir Atatürk Dönemi var.

Atatürk Dönemi ile başlayan tam bağımsızlık kavramı, Avrupa ülkelerinde bile olmayan çağdaş yaşam koşullarının kapısını açmış Türk insanına. Bilimi rehber edinerek, cincilerin, sofuların, şıhların, şeyhlerin, nefesi kuvvetli üfürükçülerin etkisini ortadan kaldırmış Atatürk Dönemi.

Yeterince bilinçlenme sağlanmadan geçilen çok partili sistemi fırsat bilen cemaatler, demokrasinin nimetlerinden istifade ile Türkiye’nin yönetimine etki etmeye başlar.

Cemaatlerin mecliste elde ettikleri güç karşısında cumhuriyeti ve demokrasiyi koruyabilecek nitelik, bilinç ve sayısal çoğunluğa erişemeyen Atatürkçülerin başta ezanın Türkçe okunması olmak üzere dünyaya örnek gösterilen Köy Enstitülerinin devamını sağlayamadığı da bir gerçek. Bunun dışında laik olunmasına rağmen din işlerinin üstelik de tek taraflı olarak devlet tarafından yürütülmesinin de önüne geçilememiştir.

Bunların dışında, hitabeti akışkan ve etkili olan yeni siyasi oyuncuların Türk insanının hissiyatı ve devlet imkânlarından istifade ile Atatürk’e düşman tavırlar alması, yurt çapında yayılması ve dış güçlerle irtibatı, artık herkesçe malum…

Gelecekte bir Irak’taki gibi cemaatler çatışması istercesine, Türkiye’de milli duyguyu, birlikte yaşama duygusunu ortadan kaldırmak amaçlı tarikat, cemaatleşme faaliyetleri hızla yoluna devam etmekte…

Bu cemaatleşmeye bir örnek de Erzincan’da yayıldığı tespit edilen İsmail Ağa Cemaati.

Yoksul, yardıma muhtaç ailelerin 8-10 yaşlardaki çocuklarını koruma altına alarak gelişen İsmail Ağa Cemaati hakkında davaya gerekçe olabilecek bilgileri edinerek 2007 yılı Aralık ayında dava açan ve suçluları tutuklayan Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı’nın başına gelenler ibretlik. Dava açan savcı 26 yıl hapis cezasıyla yargılanmak isteniyor.  CHP İzmir Milletvekili Ahmet ERSİN’nin araştırmalarına göre adalet eski bakanı Cemil ÇİÇEK tarafından Başsavcı telefonla aranıp, suçluların salıverilmesi istenmiş.

İsmail Ağa Cemaatine dava açılması sürecinde delilleri toplayan, çalışan jandarma ve MİT istihbaratçılarının görevlerine son verilmesi istihbarat zafiyeti oluşturmuş görünmekte. Teröristlerin Karadeniz’e geçiş noktasında olan Erzincan’da zaafa uğrayan istihbarat çalışmaları neticesinde 7 Aralık 2009 günü yedi askerin şehit edilmesiyle sonuçlanan Tokat’taki terörist saldırının kolaylıkla gerçekleşmiş olabileceği de iddia edilmekte.

Başbakan ERDOĞAN’ın laiklikle Müslümanlığın bir arada olamayacağına dair açıklamaları kulaklarda çınlarken, hükümet yetkilisinin cemaat mensuplarını serbest bıraktırmaya yönelik girişimi ters mıknatıslanma yapmış görünmemekte.

Bütün bunlar olurken en doğal olan iş, aş haklarını almak, haklarını muhafaza etmek isteyen işçilerin ve onlarla birlikte olan milletvekillerinin gözlerinin içine sıkılan biber gazıyla, soğukta suyla ıslatılmalarının yanı sıra içi su dolu havuza dökülmeleri uygulamalarında polisin nasıl acımasız davrandığına Tv.lerden şahit olduk.

Gün geçmiyor ki TSK’yı hukuksuz, gayri nizami bir kurum gösterme çabaları olmasın!

Evet, TSK’da hukuk dışı, olağan üstü bir ‘içsel yönetim’ sisteminin mevcut olduğunu yazılarımızda dile getiriyoruz. Fakat Türkiye’nin siyasi yapısının değiştirilmek istendiğine ilişkin düşüncelere ulaşmanın zor olmadığı bir çağda, sivil kitle örgütlerinin yeterince güçlen(e)mediği –ki bunda da darbecilerin rolü büyük- Türkiye’nin adeta sigorta kurumu olan ve ulusalcı seviyede olduğu gözlemlenen, tarikata, cemaate karşı olan TSK’nın yıpratılmasını ancak ve ancak rejimi değiştirmek isteyenler isteyebilir.

Gelinen noktada, rejimi değiştirmek isteyen ve TSK’ya sızmış olduğu artık belli olan grupların, üniforma altında siyasete avantaj sağlayıcı –danışıklı dövüş-  uygulamaları yapmayacağı iddia edilebilir mi? Yeni bir ordu kurmaktan bahseden sayın entel yazarlar buna ne derler? Diyelim ki yeni ordu kurdular. Uzaydan mı adam getirecekler? Sınavı nasıl yapacaklar. Yoksa sorular dershanelerde mi gezecek?

Eğer TSK’yı hukuki anlamda güçlendirmek istiyorsak. Bu; Sb.,Asb.,Uzm.Erb., Svl.Me. gibi meslek gruplarına sendika kurma hakkı, tek kişilik ceza sistemin iptali, eğitimin önündeki engellerin kaldırılması, tazminatların yayılması, meslekler, statüler arası geçiş akışkanlığının arttırılması gibi hususları iktidar gücü yolu ile TSK’da ve hatta diğer kurumlarda uygulayabilmek… Ve bunları engelleyenlerle mücadele etmek…

Bütün bu baş döndürücü döngü ortamında doğru yerde durabilmek…

24.12.2009

Yazar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir