Bilgi toplumunun gereklerini yerine getirememiş, sadece montaj üzerine sanayisini kurmuş olan ve varolan sanayisini de pahalı enerji, yüksek vergi, vasıfsız iş gücü gibi nedenlerle yurt dışına kaçıran ülkemizde; temelleri asırlar öncesine dayanan, feodalitenin ve tek tanrılı dinlerin eseri ‘’dogma’’ların esiri olmaktan kendimizi koruyamıyoruz.
Dogma’lar toplumun içine öylesine işlemiş ki bazı konuların aksine fikir ürettiğinizde olumsuz yanıtlar alıyorsunuz. İşte bu bağlamda bugünkü yazımda ‘’dogma’’yı ele almaya çalışacağım.
Dogma: Bilimsel ispatı olmayan, bilim dışı, asla değişmeyecek Tanrısal doğrular.
Dogmatik: Dogmayı savunan kişi.
Dogmatizm: Bilimsel yönü olmayan olgunun, insanlarca sorgusuz sualsiz kabul edilmesi ve uygulanması üzerine kurulu akım.
Özellikle kapalı toplumlarda, menfaat sahiplerinin egemenliklerini devam ettirebilmelerini sağlayan dogmatizmle feodalitenin hüküm sürdüğü bölgelerimizde daha sık karşılaşmaktayız.
Dogmatik insanlar, herhangi bir şeyi sorgulayamadıkları için içlerine kapanık, verilen her görevi yapabilecek kişilerdir. Feodalitenin başındaki ağa ne derse tebaası onun emirlerini aynen yerine getirirler.
Dogmatizm ağaların işine geldiği gibi, yeşil sermaye tarikatlarının da işine gelir.
Tarikatlar dogmalar sayesinde taraftarlarını kendisine bağlayıp siyasal alanlarda etkili olmaya başlarlar.
Dogmatizm öylesine etkili olur ki ‘’oy ver cennete git’’ savsatası ile dogmatik, partisine çok büyük oranda oy kazandırabilir. Veya çeyrek altın karşılığı Kur’an üzerine el bastırarak, oyu garantiye alabilir. Bütün bunlar dogmalar sayesinde, ülkemizde gerçekleşmiş hadiselerdir.
Dogmatizmi töre cinayetlerinde görebildiğimiz gibi, sorgulayıcı bir temeli olmayan Türk eğitim sisteminde de rahatlıkla görebilmekteyiz.
Eğer bir ülkenin eğitim sistemi dogmatizmle idare ediliyorsa, yani öğrenciler ezberci bir eğitimden geliyorsa şayet, ülkenin geleceği büyük tehlikelere gebe demektir.
Ülkemizde dogmatizm doğrultusunda eğitim verilmesi geleceğimiz açısından çok üzücüdür. Dogmaya dayalı ezberci eğitimin sonuçları kendisini ülkemizin her alanında göstermektedir.
İşte biz astsubayların yarım asıra dayanan, karşıya kaldığımız insanlık dışı, bilim dışı muamelelerin temelinde de ne yazık ki ‘’dogmatizm’’ ideolojisi yatmaktadır.
Maruz kaldığımız dogmatizmlerden bazıları:
1. Hastanelerde A,B sınıfı muayenelerin dışında tutulmamız,
2. Rütbelerimizim kolda oluşu (subaylarımızca azeri assubayın omuzda olan rütbeleri kola, kırmızı olan pantolon çizgisi siyaha çevrilmiştir.),
3. Lojmanda adaletsiz dağılım. TSK muvazzaf personelinin %60’ı assubay olmasına rağmen lojman tahsis oranı subaylara %50, assubaylara %45’tir,
4. Akıllı kartta gold rengin subaya, renk biliminde tanımsız bir renk olan grinin assubaya verilmesi,
5. Polis Meslek Yüksek Okulu mezununun 9’uncu derecenin 2’nci kademesinden başlatılmasına rağmen AMYO mezunu assubayların bir kademe eksik olarak, 9’un 1’inden göreve başlatılması,
6. Kendi imkânı ile yüksek okul ve fakülte bitiren assubaylara iki kademe eksik verilmesi ve kıdem verilmemesi,
7. Mastır yapan assubaya kıdem verilmemesi,
8. MSB’ lığınca 32 şubesi olan Emekli Subaylar Derneği’ne 29.000 YTL, 65 şubesi olan Emekli Assubaylar Derneğine 10.000 YTL yardım yapılması,
10. On binlerce emekli ve çalışanın olduğu İzmir Astsubay Orduevinin (güya sit alanında olması nedeni ile) kapatılması için çalışma yapılması. (İzmir orduevinin yerine generallerimiz için villa yapılacağına dair duyumlar aldık, umarım doğru değildir.)
11. Bir lise mezunu emekli albayımız aylık 2.500 YTL’nin üzerinde maaş alırken, yine lise mezunu bir emekli assubayın aylık 700 YTL alması.
12. Yeni mezun teğmenimizin 15 yıllık başçavuş ile aynı maaşı alması,
13. Vatan hizmetini yapan üniversite mezunu gencin, yine üniversite mezunu olan assubaydan daha kıdemli olarak askerliğini yapması.
Yukarıda sıraladığım hususlar ilk akla gelen aksak hususlarımızdır. Bütün bunlara karşı assubaylarımız haklarını aramak için yasal yollarını kullanmalarına rağmen bugüne kadar başarı elde edilememiştir.
Türk Milleti olarak çok ağır dogmalar altında yaşıyoruz.
Dogmalar ‘’vatan, millet’’ duygusu içerisinde dahi kendisini gösterebiliyor. Öyle olmasaydı, ilk Türk uçağını yapmış olan aynı zamanda savaş pilotu olan assubay meslektaşım Vecihi HÜRKUŞ albayı tarafından cezalandırılmazdı. Uçağı güneş altında başında asker ile bekletilip yok edilmezdi.
Vatansever insanlar sorgulayıcı ve birbirlerini kollayıcı olmalıdırlar. Vecihi HÜRKUŞ’a destek olunsaydı ve bugün boing yerine VECİHİ serisi uçaklara binseydik, ihraç etseydik kötümü olurdu?
Ve yine, İlk Türk Uçağını yapan vatansever assubay, Vecihi HÜRKUŞ’u ilkokula gitmeden önce anne ve babamızdan öğrenseydik kötümü olurdu. Birkaç nesil onu örnek alsaydı kime ne zararı olurdu. Ne yazık ki pek çok assubayımız dahi bu gerçeği bilmemektedir.
Ortaçağda dogmatizme karşı gelenlerin ölümle cezalandırıldığını düşündüğümüzde bizler halimize şükretmekteyiz.
Dogmatizm ülkemizin her yerinde, her kurumunda mevcuttur. Dogmatizmin ardındakiler bir milleti kendi kendine yok ettirmektedirler.
Özelliklede ABD’tarafından bize uygun görülen siyasal İslam dogmalar ile hareket etmektedir.
Bütün bu dogmaların önüne geçmek için sivil toplum örgütlerine çok iş düşmektedir.
Dogmatizm ancak ve ancak fikirlerle yok edilebilir. Halkımızın ve önce benim meslektaşlarımın karşı karşıya bulunduğu dogmatizmle, birlikte mücadele etmesi gerekiyor…19.06.2006