ATATÜRK İÇİNİZDE Mİ, YOKSA DIŞINIZDA MI?
Genel

ATATÜRK İÇİNİZDE Mİ, YOKSA DIŞINIZDA MI?

Yaratılanın en güzeli, en müstesnası insanoğlu, dünya üzerinde, iklim, tabiat şartları, yaşam tarzları vesilesiyle aynı bölge de yaşayanların birbirleriyle ortak yönlerinin oluşması ve bunun sonucu olarak çeşitli diller ve soy adları alarak, değişik evrelerden geçerek bu günlere gelmiştir…

Dünyanın değişik bölgelerinde ki insanların yaşayış biçimlerinin, aynı dili konuşmalarının, aynı sevinci, aynı kederi gönüllerinde hissetmelerinin sonucunda, büyük kitleler de Alman, İngiliz, Rus, Fransız gibi soy adları oluşmuş…

Bizler de, dünya üzerinde ki en eski soylardan birisi olan Türk soyundan gelen, mazisinde insanlık onurunu, şerefini içinde barındıran Türk soyunun, Türk ulusunun evlatlarıyız.

Çok şükür, dünya üzerinde onlarca devlet kurmuş olan atalarımız yüzümüzü kızartacak, bizi mahcup edecek hiçbir hata yapmamıştırlar. Kimseleri fırınlar da yakmamış, kimselere tecavüz etmemiş, kadınlara, yaşlılara ve çocuklara kıymamış, kimsenin diniyle diliyle oynamamıştırlar.

Vesselam ki, bugünkü dünya ırklarının pek çoğu halen var iseler, bunu ecdadımızın hoşgörüsüne borçludurlar.

Ecdadımız başımızı önümüze eğdirecek hiçbir hata yapmamışlardır ancak, Türk’ün onurunu, şerefini, hayatiyetini, dünya üzerindeki mevcudiyetini neredeyse yok edecek basiretsizlikler örneği sergilemiştirler Osmanlının son dönemlerinde.

Osmanlı niçin bu hallere düştü diye baktığımızda; idare edenlerin halktan uzak yaşamaları, bilim insanlarına destek vermemeleri, dışarıdaki yeniliklere alternatif olarak, onlarla rekabet edebilecek teknolojilerin üretilmemesi, yönetimde dini ve kaderci esasları hüküm sürdürmeleri, sorgulayıcı özelliklerinin olmayışı, dünya siyasetine hakim olup yön verememeleri nedeniyle, 600 yıllık imparatorluk ne yazık ki su alan bir gemi gibi, içinde taşıdıklarını da denizin dibine batırırken, vatanın bağrından çıkan, bir güneş kadar sıcakkanlı, bir toprak kadar cömert, bir su kadar berrak, bir ağaç kadar kökleriyle toprağına tutunan, bir tohum kadar ürün vermede bereketli, nimetlerini halkıyla adilane paylaşabilen, halkına daima ilerileri hedef gösteren, batan gemiyi restore edip, sağlam ve çağa uygun hale getiren, rotasını çizen, kurumlarıyla emniyetli ve sürekli çalışmasını sağlayan ve bütün bunları bizlere emanet edip ebediyete intikal eden, Eşsiz Önder, Büyük Lider, her insanın kendisinde, kendinden bir parça  bulduğu Yüce ATATÜRK’ün içinizde olabilmesi için, onun kadar cömert, onun kadar paylaşımcı, onun kadar kadirşinas, onun kadar örf ve adetlerine saygılı,onun kadar diline bağlı,onun kadar Türk halkını sevmeniz gerekiyor.

ATATÜRK’ün bütün belgeleriyle kayıt altına aldığı ve ülkemizin kurtuluş tarihini yazdığı NUTUK’u incelediğimizde, Yüce Önderin yazıştığı sivil ve askerlerin yüzde doksanının ite-kaka kendisine destek verdiğini, gönüllerinin esas olarak işgal altındaki İstanbul’da yaşayan padişahtan yana olduğunu, fikir üretemeyen, tedbirli ve temkinli gri kişiliklerinin ön planda olduğunu açık seçik görebiliyoruz.

İşte bu gri kişilikler, Osmanlı imparatorluğunu her alanda zayıflatmış, düşmanın yapamadığını içten yapmış ve nihayetinde yıllardır ve halen topraklarımızda gözü olan İngiliz, Yunan, Fransız, İtalyan, vatan topraklarımıza askerlerini çıkartmış, işgallere başlamış ve buna rağmen yönetimdekiler ‘’…amman ha sesimizi çıkartmayalım, adamlar topraklarımızı işgal eder elimizden alırlar’’ demişlerdir…

ATATÜRK bu gri düşüncelilerle bir pedagog gibi,bir öğretmen gibi,bir ressam gibi,bir heykeltıraş gibi emek vererek o gri kişiliklere olumlu düşünebilen,karar verebilen,ileriyi görebilen birer kişilik vermek için uğraşmış,onları milli mücadelenin içine çekebilmek için kimi zaman 48 saat uyumadan telgraf başında onlarla yazışmış ve devam eden mücadele ve savaşlar sonucunda, sağ olsunlar bizlere bu güzel vatanı bırakmışlar,Bizler de adımız Türk,şanımız Türk olarak yaşayıp gidiyoruz.

ATATÜRK; tek başına bu mücadeleyi başlatmasaydı Türk soyu, Türk adı kalır mıydı?

Tarihin her döneminde olduğu gibi, dış güçler, yer altı ve yer üstü zenginlikleri olan bu güzel coğrafya ya yerleşmek, süregelen haince emellerine ulaşmak için sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasetten oluşan her alanda, bütün hızıyla saldırılarını devam ettirmektedirler.

İşte bunlardan bazıları:

1. Türkiye’nin Akdeniz de ki kalesi olan, Kuzey Kıbrıs gözden çıkartılıyor.

2. Güneydoğu Anadolu ve doğu Anadolu da başta tarıma elverişli topraklara el koymak ve yer altı zenginliklere el koymak ve Büyük Ortadoğu Projesi (BOP)’ni gerçekleştirmek için terör devam ediyor. Terörist başı adeta yüce bir makam, köşk statüsünü andıran adasından emirler veriyor. Terörist başının para,ev ,iyi bir hayat adıyla kandırıp,daha sonra gerçeği görüp örgütün elinden kaçan kader kurbanları normal hapishanelerde cezalarını çekerken,onu kandıran terörist başı adeta ödüllendirilmiş gibi adada yüceltiliyor.Bunu emniyet tedbiri diye izah etmek yetersizdir.İnandırıcı değildir.

Kader kurbanları mahkûmlarımızla aynı şartlarda hapsedilmek zorundadır. Onun ne özelliği var? Eşkıya, eşkıyadır. Özgür ve bağımsız ülke gereğini yapmalıdır. ABD’de polisler, trafiği ihlal edenleri en ufak hareketinde öldürmüyorlar mı? Başbakanını, bakanını asan devlete ne oldu?

Yoksa devlet elindeki gücü geçmişte bilinçsizce kullanıp şimdi güçsüz mü kaldı?

Devleti bu hallere astsubaylar mı getirdi?  Civanlarımız, canlarımız şehit oluyor, çocuklar yetim kalıyor, aileler perişan.

3. Getirisi yılda 1,2 milyar dolar olan GAP.

Getirisi olan ve olacak olan GAP projelerine 16 milyar dolar bulamazken, kime yapıldığı belli olmayan, yakın zamanda da getirisi olmayacak olan duble yolar niçin alel acele yapılıyor?

4. Türkiye, onca bilim adamı, onca akademisyenine, onca işçisine, onca sanayicisine rağmen niçin Türk Cumhuriyetleri Alman’a İngiliz’e, İtalyan’a, Fransız’a, Amerika’lıya  her alanda terk edildi?

Diyeceksiniz ki biz Azerbaycan da harp okulu açtık. Kılık kıyafet yazımda oradaki statü, sınıf ayrılıklarına yer verdim. Azerbaycan’ın bir dünya devleti olması tamamen hayaldir. Ancak orası yabancı güçlerin sömürgesi olur. Çünkü halk sınıflara ayrılmıştır. Ayrılıklar başlamıştır. Üst sınıf her zaman daha çok ayrıcalık isteyeceğine göre…

5. Suriye’nin kuzeyinde karışıklıklar çıkarılıyor, sanki Akdeniz’e koridor açmak istercesine, kanla çizilmiş olan haritalar değiştirilmek istercesine…

6. Önce eyalet sistemi ardından da doğal olarak başkanlık sistemi ülkemize ithal edilmek isteniyor… Sanki Atatürk başkanlık sistemini bilmiyormuşçasına…

7.  Nasıl ki kısa dönem erleri idare eden astsubaylar 4 yıllık fakülte mezunu olmalı diyorsam, aynı şekilde halkın ibadetiyle ilgilenen imamlarımız da 4 yıllık ilahiyat fakültesi bitirmiş olmaları şarttır diyorum. Kendileri her türlü bilgiyle tam donanımlı olmak zorundadırlar. Çünkü onlar bulundukları yerde öncü, danışılan insanlardırlar.

8. Birileri bir yerlere gidiyor geliyor. Bizim borçlanarak IMF den aldığımız paralarla. Ancak biz halka hiçbir bilgi vermiyorlar. Gerçi borcu alırken, alınan borç parayı dağıtırken de sormuyorlar. Biz sadece bol vergi öderiz.

9. Maneviyat çöküşte. Harp okulu mezunu 22 yaşındaki bir teğmen nasıl bir eğitim ve öğretim faaliyetinden geliyorsa artık. İşe başladığında tıpkı Avrupalı bacaksız çocukların büyüklerine adıyla hitap ettikleri gibi, aynen bizim genç teğmenler de hiç sıkılmadan, normal bir şeymiş gibi üstelik kendisiyle aynı seviyede öğrenime sahip ve yaşça çok büyük olan başçavuşa ADIYLA, Ahmet gel-git gibi hitap edebiliyor. Düzeltmeye çalışıyoruz ama bizde hangisini düzelteceğimizi şaşırdık. Bunu gören askerler de sivilde yönetici olduklarında aynı metodu dışarıda uygulamaya çalışıyorlar. Ne demişler ‘’gelişmekte olan ülkelerin öncüsü silahlı kuvvetleridir’’.Sağ olsunlar hitaplarıyla bayağı Avrupalılaştık.

10. Ne yazık ki dil, kültür, örf adet, gelenek her yerde yabancılaştırılıyor.

İşte bu gelişmeler devam ederken, bizleri yönetenler, Atatürk’ün dediği gibi, gönüllere hitap etmek yerine; gönüllere hitap etmemek için, elden ne geliyorsa yapıyorlar.

Yukarıda arz ettiğim oyunlardan biz astsubaylar da halkımız gibi nasibimizi almaktayız.

Öğrenim seviyesi düşük olan astsubayı, üniversite mezunu gencimizin komutanı yapıyorlar, üniversite mezunu genci 4 yıllık fakülte mezunu astsubayın komutanı yapıyorlar.

Hiç olacak şey mi saygıdeğer okuyucularım. Devlet gücünü halkına, çalışanına böyle mi göstermeli? Şimdi bu hususlar  çağdışı Osmanlı zihniyeti değil de nedir ?

Devletimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün hangi yazısının okursanız okuyun, kesinlikle her insanın bir birine destek olacağını, zahmette ve nimette hakça dağılım yapılacağını, halkın menfaatinin en üst seviyede tutulacağını, halkın sürekli ve sadece doğrularla bilgilendirileceğini, milli sermayenin önemli olduğunu, yabancıya muhtaç olunmaması gerektiğini, her yazısında, davranışında görürsünüz.

ATATÜRK, özü ve sözü bir insandı. İçten pazarlıklı değildi. Onun içindir ki, Türk halkı O’nun emriyle ölüme gitti. ATATÜRK şimdiki yöneticiler gibi konuşmaları bilimsel, icraatları çağdışı değildi.

Yönetici makamlarda bulunan tüm sivil ve askerlerimizin önceki yazılarımı da okuyarak, kendi doğrultularını biran evvel gözden geçirmelerini kendilerinden istirham ediyorum. Amacımız kurum ve kuruluşlarımızı yüceltmektir. Eksik yönlerini göstermektir.

Türkiye yönetilmesi kolay, amma ehil olmayan, Atatürk’ü tam idrak edememiş kişilerin elinde bir o kadar da yönetimi zor bir ülkedir.

Bugün yaşadığımız türlü melanetlerin sebebi ATATÜRK’ün yöneticilerimizce, şahsi çıkarlarına yorumlanmasındandır.

Yurdun dört bir yanında bulunan emekli astsubaylarımızın bu cennet vatanımıza diğer, vatansever sivil toplum örgütleriyle dayanışma içerisinde verecekleri çok önemli hizmetler olmak zorundadır. TEMAD, vatanımızın selameti için çalışmalarına hız vermelidir. Kendilerinden önemli hizmetler bekliyoruz.

Atatürkçülük demek, saygısızlık, dinsizlik, hoşgörüsüzlük, hak yemek, sınıf ayrımı yapmak, bilimi hiçe saymak, kültürsüzlük, görgüsüzlük, yabancıya vatan toprağı satmak, Osmanlı’da olduğu gibi Türk’ü ezmek, vb. şeyler değildir… Atatürk içimizde, diyenlerin bunlara dikkat etmesi gerekir….

Atatürk’ü içinize alıp nefsinizle yoğurmak ve gerçek Atatürkçü olmak elinizde…

Saygılarımla… 07.06.2005

Yazar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir