27 Nisan 2007
Cumhurbaşkanlığı seçimi ile başlayan siyasi gündemin en yoğun olduğu dönem içerisinde 27 Nisan 2007 tarihinde saat 23.15’de Genelkurmay Başkanlığı, resmi internet sayfasındaki açıklaması ile gündeme damgasını vurdu.
‘’Türkiye Cumhuriyeti devletinin, başta laiklik olmak üzere, temel değerlerini aşındırmak için bitmez tükenmez bir çaba içinde olan bir kısım çevrelerin, bu gayretlerini son dönemde artırdıkları müşahede edilmektedir. ‘’ şeklinde başlayan 27 Nisan E-Bildirisi’nin ana teması; dini siyasete, eğitime alet edenlerin, faaliyetlerinin tespitlerinin paylaşımıydı.
Bildirinin ilerleyen bölümlerinde AKP Hükümetini yakından ilgilendiren şu tespit mevcuttu: ‘’Anılan faaliyetlerin önemli bir kısmının bu tür olaylara müdahale etmesi ve engel olması gereken mülki makamların müsaadesi ile ve bilgisi dâhilinde yapılmış olması meseleyi daha da vahim hale getirmektedir. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür.’’
Hükümeti yakından ilgilendiren diğer bir tespitte şuydu: ‘’Cumhuriyet karşıtı olan ve devletimizin temel niteliklerini aşındırmaktan başka amaç taşımayan bu irticai anlayış, son günlerdeki bazı gelişmeler ve söylemlerden de cesaret almakta ve faaliyetlerinin kapsamını genişletmektedir.’’
Bildiri, Anayasamızla şu şekilde ilişkilendirilmişti: ‘’Bu tür davranış ve uygulamaların, Sn. Genelkurmay Başkanı’nın 12 Nisan 2007 tarihinde yaptığı basın toplantısında ifade ettiği “Cumhuriyet rejimine sözde değil, özde bağlı olmak ve bunu davranışlarına yansıtmak” ilkesi ile tamamen çeliştiği ve Anayasanın temel nitelikleri ile hükümlerini ihlal ettiği açık bir gerçektir.’’
Yukarıda ana hatlarıyla paylaştığım 27 Nisan E-Bildirisinde yer alan hususlara katılmakla birlikte, tespitlerin askeri bir kurumdan duyurulmasının sıkıntılar meydana getireceği, siyaseti olumsuz etkileyeceği, yapılacak olan seçimde AKP’nin mağduru oynayacağı, kendisi alenen yapmasa bile (!) hayranlarının bunu gönüllü yapacağını, tahmin etmek hiç de güç değildi, ülkemizde yaşayanlar için. Seçim arifesinde böyle bir bildiri ne yarar getirecekti? Nitekim 22 Temmuz’da yapılan seçim sonucunda AKP’nin aldığı % 47’lik oyda bildirinin etkisinin olduğu siyaset bilimcilerce de beyan edilmiştir.
5 Mayıs 2007
Bildiriden sonra Hükümet ile Genelkurmay arasında yaşanan şok, izlenen siyasetle atlatılmış,
5 Mayıs 2007 tarihinde Başbakan Erdoğan ile Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt’ın Dolmabahçe Sarayı’nda 2 saat süreyle gerçekleştirdikleri, daha sonra Başbakanın ‘’bir Allah, bir de ikimiz biliyoruz’’ dediği görüşmeden sonra tartışmaların halen bitmediğini görmekteyiz (1).
15 Mayıs 2008
Son olarak; Kültür eski Bakanı Fikri Sağlar’ın 15 Mayıs 2008 tarihinde Birgün gazetesindeki köşesinde yer alan ‘’Büyükanıt’a dosya verildi mi?’’ başlıklı yazısında, AKP’yi yakından bilen bir hukuk adamının, bir iddiasını dile getiriyor: ‘’ Herkesin merak ettiği Başbakan ile Büyükanıt’ın Dolmabahçe görüşmesi ilgili bilgi!.. Başbakan bu görüşmede; Bayan Büyükanıt’ın yapmış olduğu harcamaları içeren bir dosyayı Genel Kurmay Başkanının önüne koymuş.
Dosya içeriği son derece ürkütücüymüş.
Böylece, bu dosyanın ortaya çıkması halinde tıpkı Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Erdil Paşanın başına gelenlerin Büyükanıt’ın da başına gelebileceği ima edilmiş!..
O günden sonra Büyükanıt, Başbakanı ve AKP’yi doğrudan hedefleyen açıklamalardan kaçınmış. Görev süresinin uzatılmasını istememesinin altında yatanda “bu neden “olduğu iddia ediliyor.’’ (2)
Dosya gerçekten de bu muydu, yoksa assubayların OYAK’ta görevlendirilmesi miydi veya assubaylara ¼’üncü derece verilmesi miydi, yoksa tek kişilik ceza sisteminin iptal edilmesi miydi, yoksa Assubaylara Anayasal ve İnsani haklarının verilmesi miydi? Bilinmez. İnsanın aklına türlü türlü şeyler geliyor…
17 Nisan 2008
16 Nisan 2008 tarihinde assubaylara verilmiş olan ¼’üncü derece assubaylarla oynanırcasına 17 Nisan’da apar topar TBMM’de geri alındı. Hiç utanılmadan, sıkılınmadan… Assubaylar, anayasaya aykırı olan hususlarla halen baş başadırlar.
Sonuç,
Ana kaynağı ihlal etmezseniz, ihlal oluşamaz. İhlallerin temelinde birbirine benzemese bile, yine ihlaller vardır…
Saygılarımla…
Orhan Kaya
18.5.2008
Kaynak:
(1) http://www.vatanim.com.tr/root.vatan?exec=haberdetay&tarih=04.05.2007&Newsid=118319&Categoryid=1
(2) http://www.birgun.net/writer_index.php?category_code=1186744205&news_code=1210807910&day=15&month=05&year=2008&action=read
***
Yukarıda eski bir yazımızı paylaştık.
Daha sonra ne mi oldu?
Onu da aşağıdaki OdaTv’nin 08.06.2011 tarihli haberinden okuyalım:

Başbakan Erdoğan, Kanaltürk ve Bugün Televizyonunda canlı yayınlanan “Merkez Siyaset” programında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Erdoğan, Bülent Arınç’ın sık sık dile getirdiği “27 Nisan’da bize muhtıra verdiler ama hadelerini bildirdik” sözlerinin aksine 27 Nisan’ın muhtıra olmadığını söyledi.
Dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’a görevinin sonunda üstün başarı madalyası verilmesi ve emekliliğinde zırhlı makam aracı tahsis edilmesi, muhalefet tarafından “Hükümet kendisine verilen muhtırayı ödüllendirdi” yorumlarına neden olmuştu. Erdoğan bu açıklama ile, 27 Nisan’ın hükümet tarafından muhtıra olarak yorumlanmadığını ve Büyükanuıt’a bu nedenle madalya verilmesinde sakınca olmadığını da açıklamış oldu. (*)
(*) http://odatv.com/27-nisan-muhtira-degildi-0806111200.html