Müslümanlığın Faşizm ile örtüştüğünü düşünenler kimi zaman Hitlerci, kimi zaman Mussolinici olmuş;
Gökte Allah, Yerde Hitler, diye Araplar marş yazmış.
Mussolini’nin gerçek adı Musa Nili, diyenler
Hitler’in adı Haydar veya Ebu Ali, diyenler
Biraz daha güncele gelindiğinde;
“Shakespeare’in gerçek adı Şeyh Pir’dir” Mısıroğlu
“Prens Charles da kalu Bela’da Müslüman oldu O’nun adı Hüseyin’dir” Kıbrısi
Dinciler nedense diktatörleri Tanrı’nın birer elçisi olarak görüyorlar.
Hitlerci Rahip Buchman 26 Ağustos 1936 yılında New York Daily Telegram’a verdiği söyleşisinde şöyle diyor: “Eger Hitler, Mussolini ya da herhangi bir diktatör, Tanrı denetiminden bir çıkacak olursa dünyanın ne durumda geleceğine bir düşünün. Tanrı, böyle önderler aracılığıyla toplumları kendi denetimi altında tutuyor. Dünyada Tanrı’nın ruhunun diktatörlüğüne gerek var. Tanrı’nın her birey ve her toplum için bir tasarısı vardır. İnsanlığın sorunu ekonomik değil, inançsaldır ve bu sorunlar da yalnızca Tanrı’nın denetlediği demokrasiler ya da –bir Tanrı bilimci olarak söylemem gerekirse- Tanrı’nın denetlediği faşist diktatörlerle çözülebilir.”(*)
Bir düşünce bu kadar mı benzeşir…
Rahip Buchman’nın 1936 yılında söylediği “İnsanlığın sorunu ekonomik değil, inançsaldır” sözü 2019 yılı Türkiye’sinde geldi çattı…
Son haftalarda yaşanan siyanür ile toplu aile intiharları üzerine Trakya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cevdet Kılıç, “İnsanlar yalnızlıktan intihar ediyor, dini inançların zayıflığından intihar ediyor” yorumunu yaptı.
Bakınız Atatürk, ekonomi ile ilgili İzmir iktisat Kongresi Açılış Konuşmasının bir bölümünde ne demiş: “Efendiler, tarih., milletlerin yükselme ve düşmesi sebeplerini ararken birçok siyasî, askerî, sosyal nedenler bulmakta ve saymaktadır. Şüphe yok, bütün bu nedenler, sosyal olaylarda etkilidir. Fakat bir milletin doğrudan doğruya hayatıyla, yükselmesiyle, düşmesiyle ilgili ve ilişkili olan milletin ekonomisidir.”
Halkın ekonomik refahının, mutluluğunun karşısında olan her şey halka yabancıdır. Ancak yabancılarca, ülkesine, halkına yabancılaştırılmış olanlar bunun farkında değillerdir.
(*) Cengiz Özakıncı, Türkiye’nin Siyasal İntiharı Yeni-Osmanlı Tuzağı, otopsi, 29.basım, ss.287