“Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bütünlüğüne,
Türk Milletinin birliğine,
Ve sonrasında Milletin kendisinin ortadan kaldırılmasına yönelik terör olayları hız kesmeden devam etmekte.
İnsanlığı, hedef alan terörün hiçbir gerekçesi olamaz.
Hele hele bir asır önce demokrasiye geçiş yapmış olan ve gelişmek yolunda olan Türkiye gibi ülkelerde terör direkt olarak demokrasiyi, insan hak ve özgürlüklerinin gelişimini hedef alır.
Terör yoluyla ne demokrasi ne de insan hakları ilerler.
Terör yalnızca silahla mı meydana getirilir?”
***
İnsanları normal yaşamdan koparan, insanı insana düşman eden her şey bir terör sayılamaz mı?
Diğer insana zarar veren, onu baskı altına alan, kendisi gibi olmasını isteyen ister din, ister, ideoloji, ister kapitalist temelli her şey bir terör sayılamaz mı?
Dünya üzerinde etnik, din, ideolojik ve kapitalizm yayanlar yöntemlerini önce silahsız olarak yayıp, sonradan gerektiğinde silah alarak ve de elde ettikleri devletlerin yasal güçlerini kullanarak diğer insanlara düşüncelerini zor kullanarak uygulamalarını dayatmaktadırlar.
Demokratik bir sistemi tercih etmiş olan bir halk üzerine terör yoluyla hükmetmeye çalışmak sadece karanlığa hizmet eder.
Masum din duygularıyla halka yanaşıp onu karanlık emellerine sinsice ulaştıranlar,
Ve yine masum insanlara yanaşıp etnik milliyetçilik temelinde birlikte yaşamdan koparanlar.
Ve kapitalist oyunlarla halkın kültürel, doğal zenginliklerine el koymaya çalışanlar, aynı zamanda din ve etnik milliyetçiliği körükleyenler, küçük parçalara ayrılmış devletler peşinde koşanlar değiller mi?
Etnik milliyetçilik peşinde koşanların meydana getirmiş oldukları topluluklara “demokrasi, özgürlük” gibi, kişileri aldatıcı sloganlarla yol almaları, bu adlar ile parti, örgüt kurmaları, tamamen bir oyun değil mi?
Her bireyin sahibi olduğu Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Atatürk Türkiye’sinde etnikçilik, din temelli her oluşum ülkeyi bölüp, parçalara ayırıp, kapitalist sistemin yutacağı küçük lokmalara hizmet etmiyor mu?
Bölünenler, ayrılanlar, bütünden ayrı koşmak için can atanlar kapitalistlerin dünyayı yönettiğini ve ülkelerini dışa karşı her türlü tehlikeden koruduklarını göremedikçe ülke üzerindeki oyunlar da bitmeyecektir.
Atatürk yolu, birlik ve kardeşlik, eşitlik, insanca yaşam, çağdaşlık ve medeniyet yoludur.
Bu yoldan uzaklaşanların sonu hüsrandır, çıkılmaz bir bataklıktır.
Günümüzde Artvin’de bir eylem yapılmakta, maden aramasına karşı.
Murgul bakır işletmelerinden tecrübeli Artvin halkının doğayı korumak için yaptığı eylemin PKK ve FETÖ silahsız terör örgütüne bağlanması çok acı bir örnektir.
FETÖ silahsız bir terör örgütü iken, Nakşibendi, Süleymancı gibi son yıllarda Artvin’e yerleşmiş olan tarikatlar masum mu?

(Artvin Belediye Başkanı Mehmet Kocatepe, Maden aramasına karşı eylemde, sağdan ikinci sırada)
Yıllarca CHP’li Belediye Başkanınca yönetilmiş olan ilin 30 Mart 2014 tarihindeki son yerel seçimde Ak Partili bir başkanı seçmesi –ki Ak Partiden seçilen belediye başkanı Mehmet Kocatepe de maden aramasına karşı- Artvin’e uygulanan ekonomik yaptırımlar sonucu değil midir?

(Yerel şeçim sonucu 30 Mart 2014, Artvin)
Ve bu seçimlerin Ak Partice kazanılmasında ışık evleri, yurtlar, dershaneleri ile bölgeye kök salmış FETÖ’nün etkisi yadsınabilir mi?
***
Kuzey’den Karadeniz’e ulaşmaya çalışan PKK’ya geçit vermemiş olan Artvinlinin yapması gereken, dinci oluşumları ilinden uzaklaştırmasıdır.
Eğer bunu yapamazsa Artvinli, en masum eylemleri dahi, bugünkü gibi, ülkeyi yöneten diğer tarikatlarca, terör örgütü eylemi olarak anılır.