Ortak geçmişe sahip olan insanların kurmuş oldukları devlet, kurucu unsurlarının mutluluğu için vardır.
İnsanlar devlet aracığı ile güvenlik, eğitim, adalet, sağlık gibi sosyal ihtiyaçlarını karşılarlar. Devletin kuruluş amacı budur.
Yukarıda saydığım insani ihtiyaçlar elbette birbirinden önemlidirler.
Ancak birisi vardır ki hepsinin önüne geçer.
Öne geçen unsur, adalettir. Adalet hâkim kılındığında diğer unsurların daha etkin çalıştığı da bir gerçektir.
Adalet!
‘’Adalet mülkün temelidir’’ sözü aslında her şeyi açıklamaktadır.
Eğer ortada bir mülk varsa, yani devlet varsa bunun temeli ‘’adalet’’ değil de nedir?
Adaletsiz uygulamalar nedeniyle, adalet mücadelesinde başarılı olamayıp mağdur olan insanlar bir bir devletten bağını koparır.
Devletten uzaklaşan insanlar ‘’kaderim buymuş’’ deyip kabuğuna çekileceği gibi, kendisini mağdur eden devlete düşman da olabilir.
Dünya üzerinde yüzlerce devlet var. Ve her birisinin kendisine ait ideolojisi var.
Dünya devletlerinin Türkiye’ye yönelik ideolojilerini kısaca ele alırsak:
İran’ın İslami yönetim rejimini Türkiye’ye ihraç etmek istemesi, Avrupalı misyonerlerin Hıristiyan dinini ülkemize yaymaya çalışması, ABD ve İngiltere’nin eline vermiş olduğu yetkilerle Barzani’nin Türkiye’deki Kürtleri kendi yanına çekmek istemesi, Suriye ve Ermenilerin topraklarımızı devletlerine katmak istemeleri, Yunanlıların Ege Bölgesini ve Kuzey Kıbrıs’ı sahiplenmeleri…
Bakınız, bütün bu saydıklarım Türkiye’ye yönelik açık, aleni tehditleridir.
Bu coğrafyada devleti yaşatmanın tek yolu vardır! O yol güçlü bir adalet sisteminden geçer.
Gelir dağılımında adalet şarttır. Şu anki gelir dağılımında ülkemizde elde edilen gelirin yüzde sekseni ne yazık ki yüzde yirmilik kesime gidiyor. Geriye kalan yüzde yirmilik geliri ise halkın yüzde sekseni paylaşıyor.
Hukuk sistemi gariban insanın yakasına yapışıyor. Diğerlerine dokunmazlık zırhından tesir edemiyor.
Eğitim sistemi parası olana pek çok imkân sunuyor. Okul aidatını ödeyemeyen insanların çocuklarına yaka kartı takılmıyor, velilere ek işler sunuluyor.
Veli toplantılarında bize söylenen şu: ‘’Artık devlet okullara eskisi gibi yardım etmiyor.’’
Sağlık sistemi de parası olan için hizmetin kalitelisini sunuyor. Büyük çoğunlukla para düşkünü olan doktorların özel muayenehanelerinden geçmedikçe devlet imkânlarından bile yararlanamamaktayız.
Türkiye çok farklı şartlarda kurulmuş bir devlettir. Dört bir yanı düşmanla çepeçevre sarılmış, başkenti işgal edilmiş, ordusu terhis edilmiş halde iken insanlarımızdaki muazzam manevi güç ve bu gücü bizler için değerlendirebilen lider Mustafa Kemal Atatürk sayesinde devletimizi kurmuşuz.
Adaletsiz uygulamalar devletin temeline konulmuş birer dinamittir. Ve dolayısıyla ecdadımıza ihanettir. Adalet olmayınca ne laiklik olur, ne hukuk olur, ne insan hakları olur, ne sağlıklı yaşam olur, ne maneviyat olur, ne de demokratik cumhuriyet olur, …
Adalet, bir devlet için ötelenemeyecek en önemli unsurdur. Yaşam ötelenemediği gibi, adalet de ötelenemez. Adalet insana yaşarken lazımdır, öldükten sonra değil! Adaletsiz insan, gelişmemiş insandır. Adaleti zamana bırakmak insanlığa hıyanettir. Adaletsizlik her türlü kötülüğün hatta cehaletin de anasıdır.
Adaletli günler dileğimle… 11/4/2007
