AÇILIMDA SON DURUM
Genel

AÇILIMDA SON DURUM

Ermeni terör örgütü ASALA’nın dağılmasından sonra onun devamı olarak faaliyet gösterdiği pek çok kaynakta yer alan PKK terör örgütü ile süren çeyrek asrı aşkın mücadelede gelinen ve adına ‘Demokratik Açılım’ veya ‘Milli Birlik ve Beraberlik Projesi’ veya başka adlar takılan ABD destekli/kaynaklı projenin meydana getirdiği şaşaalı gösterilere hep birlikte şahit olmaktayız…

Açılım kapsamında 19 Ekim 2009 günü PKK terör örgütünün 34 üyesi DTP ve PKK’lılarca Habur sınır kapısında törenlerle, halaylarla karşılandı. Devletin savcısı ifadelerini almak üzere polis helikopteri ile terör örgütü üyelerinin ayağına gitti. 

Dağdan inen bu insanlar memleketimize veya insanlığa neyi kazandırdılar ki bir kahraman, bir başarılı insan edasıyla karşılandılar?

Kazanımları nelerdir?

Kazanımlara bakılırsa bir zamanlar yasaklanmış olan Kürtçenin serbestçe konuşuluyor olması, Kürtçe eğitim veren dershanelerin açılması, Kürtçe adların verilmesi…

Her yasak aynı zamanda bir isteklendirme (motivasyon) aracıdır. Planlayılarınca Kürtçenin yasaklanması yolu ile istenilen isteklendirme, hâsıla herhalde elde edilmiştir… Bu isteklendirmenin ana hedefi Kürtçe eğitim midir? Yoksa bağımsız bir devlet midir? Yoksa başka bir şey mi? Görünen amacın arkasında saklı olan nedir? Bunu iyi irdelemek gereklidir…

Ulus devletlerin ortaya çıkmasıyla başlayan sürecin sonucunda parçalanan Osmanlı İmparatorluğu’ndan bir ulus devlet olarak kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin sanayide, ziraatta, işçi sınıfında, burjuvada yetersiz düzeyde olduğunu çok iyi bilmekteyiz. Eli silah tutan, henüz lise düzeyinde öğrenim gören çocuklarını bile savaş alanlarında yitirmiş bir toplumdu Türkiye’yi kuran… Atatürk, Türkiye’deki sınıfların genel durumunu İzmit sinema salonundaki konuşmasında da dile getirmiştir.

Ulus devletin güçlü bir şekilde var olabilmesi zengin sınıfına, örgütlü işçi sınıfına, çiftçiye, örgütlü sosyal gruplara, eğitimli, bilinçli insanlara ve bütün bunlardan sonra güçlü bir ekonomiye bağlı…

Ulus devlet sınırları içerisinde bulunan alt kültürlerin istenilen seviyeye ulaştırılması için gerekli olan uğraşlar ne yazık ki başarısız kılınmıştır, Türkiye’de… Köy enstitülerinin kapatılması bu engellerin en başında yer almaktadır…  Bunun dışında eğitim ve öğretime engel olan her hareket Türkiye’nin bir üst basamağa, yani ulus devlet bilincine ulaşmasına indirilmiş birer darbedir bence…

Çünkü her şeyden önce ulus devlet, bilinçli, paylaşımcı, adil ve yüksek kültüre sahip insanlar tarafından muhafaza edilebilir… Kültür düzeyi düşük, hoşgörüden uzak, bencil insanların ulus devlete yapabilecekleri katkı bölücülükten öteye geçemez. İşte ülkemizde olanlar biraz da bundandır bence…

Ulus devlet olmayı başarabilmiş sanayileşmiş, hizmet sektöründe öncü devletlerde herhangi bir sarsıntı olmazken her alanda dışa bağımlı tutulan ülkemizde sarsıntılar yaşanmakta… Belki de bu sarsıntılar, ulus devlet olmayı başarmış olanlarca bunu başaramamış olanları asimile etme sarsıntılarıdır…

Ne doğada ne de beşeri hayatta güçsüz, donanımsız olmamak lazım… Doğa kendini ayarlamış, çünkü onda yaratıcısının imzası var. O, ona harfiyen uyuyor…  İnsanın ise imzasını aklı ile atmaktan başka seçeneği yok… Aklı ile ya yok olur, ya da var olur…  24 Ekim 2009

Yazar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir