Yazı dizimizin bu bölümünde Atatürk’ün, millet tanımını yapmaya yönelik olarak konuya giriş yaptığı bölümü inceleyeceğiz:

“Türk milleti, millî duyguyu, insanlık duygusuyla yan yana düşünmekten zevk alır. Vicdanında millî duygunun yanında insancıl duygunun şerefli yerini, daima korumakla öğünür. Çünkü Türk milleti bilir ki, bugün medeniyetin büyük yolunda bağımsız ve fakat kendileriyle paralel yürüdüğü bütün medenî milletlerle karşılıklı insanî ve medenî ilişki, elbette gelişmemizi sürdürmek için gereklidir. Ve yine bilinmelidir ki, Türk milleti, her medeni millet gibi, geçmişin bütün devirlerinde keşifleriyle, buluş ve yaratılışlarıyla medeniyet âlemine hizmet etmiş insanların, milletlerin değerini takdir ve hâtıralarını saygı ile korur. Türk milleti, insanlık âleminin içten bir ailesidir.
Bütün bu söylediklerimizi kısa bir çerçeve içine sokmak istersek, şöyle diyebiliriz:
Türk milletinin oluşumunda etkili olduğu görülen doğal ve tarihi olgular şunlardır:
a) Siyasal varlıkta birlik
b) Dil birliği
c) Yurt birliği
d) Irk ve köken birliği
e) Tarihî yakınlık
f) Ahlâkî yakınlık
Türk milletinin oluşumunda var olan bu şartların hepsi birden diğer milletlerde yok gibidir.
Daha genel bir tanım yapabilmek için diyelim ki, bir topluma millet diyebilmek için bu şartların aynı zamanda tamamen veya kısmen, bir arada bulunması gerekir.
Bütün milletler tamamen aynı şartlar altında oluşmamış olduklarına göre, Türk milletine yaptığımız gibi, diğer her millet ayrı olarak incelenmedikçe, milliyet fikrini genel ve modern olarak tanımlamak güçtür. Çünkü tespit ettiğimiz şartlar, insanların millet halinde oluşumuna genellikle yardım etmişlerdir. Fakat oluşumun bu biçiminden başka, âdeta bu şartların etkisini önemsemeyen millet oluşumları da vardır. Sözgelimi: İngilizler ile Kuzey-Amerikalılar aynı dili konuştukları halde ayrı ayrı milletlerdir.
Güney-Amerika’da beyaz ırkla kızıl derili insanlar dirsek dirseğe yaşayan Amerikalılardır…(*)” Gazi Mustafa Kemal Atatürk
***
Yerel seçimlerin yaklaşmasıyla birlikte işsiz-güçsüz insanlarımıza yönelik yapılan yardım kampanyalarını televizyon ekranlarından hep birlikte izlemekteyiz. Yoksul sayısının bir önceki yıla göre artmış olduğu da görülmekte… Yıllardır kemer sıkan insanımızın, ABD kaynaklı son ekonomik krizi, 2009 yılının ilk çeyreğinden sonra daha da belirgin hissedeceği, ekonomistlerce dile getirilmekte…
Kimi bilim insanına göre ise dünyayı saran bu krizin dünya siyasi haritasında değişikliklere sebep olacağı, yeni devletlerin meydana geleceği belirtilmekte…
Bir taraftan, Yunanistan’da 16 yaşındaki bir gencin polis tarafından öldürülmesi vesilesiyle örgütlü –işsiz- gençlerin kapitalizmi de protesto ettiğine şahit olurken, Türkiye’de ise sosyal devletin hızla zayıflatılmaya çalışıldığını, elindekilerin kapitalistlere satıldığını görüyoruz… Otuz küsur etnik kökenden oluştuğu dillendirilen Türk halkı milli bilincinden uzak tutularak, kapitalizme karşı, gün geçtikçe korumasız hale getirilmekte… Hal böyleyken Atatürk’ü bir kez – bir kez daha okumak ve ne dediğini anlamaya çalışmak gerek… 16.12.2008
Orhan Kaya
(*):Prof.Dr.A.Afetinan, Medeni Bilgiler ve M.Kemal Atarürk’ün El Yazıları, Semih Ofset, Ankara, 2000, s.32-33
