“Vatandaş İçin Medeni Bilgiler Neden Bahseder?” başlığı altında “Medeni Bilgiler”e ilişkin Atatürk’ün yapmış olduğu açıklamanın sonuç bölümü ile yazımıza devam ediyoruz:

“Sonuçta vatandaşların bir milletin bireyleri olması itibari ile millete, onun devlet ve mensup olduğu milletin medeni insanlığın bir ailesi olması görüş açısından da bütün insanlığa karşı birtakım görevleri vardır.
Fakat önemle dikkatinizi çekmek isterim ki, vatandaşın en büyük görevi, aynı zamanda en kutsal hakkı, seçim hakkıdır.
Devlet binasının temeli olan Büyük Millet Meclisi halinde toplanan milletvekillerini vatandaşlar seçer ve böylece devlet kurmakta sahip olduğu istek ve egemenliğin sahibi olduğunu gösterir.
Bundan başka vatandaşlar, köyden itibaren kasabalarda, şehirlerde yerel yönetimleri kontrol eden kurulları seçer.
Vatandaşlar, bu seçim hakkını doğru olarak kullanabilmek için birlik içinde bulunmaya mecbur olur. Bu mecburiyetten siyasal parti birliği doğmuştur ve vatandaşlar, medeni hayat gereği olmak üzere birtakım fikri ve ekonomik kuruluşlar da meydana getirir. O halde devlet mekanizmasını ve bu mekanizma içinde vatandaşların durumunu bilmek gerekir.
Bu açıklamalardan anlaşılması gerekir ki, vatandaşın, devletin asası ve bunların, dünya ilişkisinin biricik faili millettir.
O halde her şeyden önce milletin ne demek olduğunu bilmek gerekir.
Büyük şeyleri, yalnız büyük milletler yapar.” Gazi Mustafa Kemal Atatürk (*)
Şimdi de konuya ilişkin yorumumuzu dile getirelim:
Bireyin, milletine, devletine ve sınırları aşan bir şekilde, dünya milletlerine karşı sorumluluğunun olduğu, birinci paragrafta, Atatürk tarafından açıklanmaktadır.
Bir başkası, birisinin sorunuyla ilgilenebiliyorsa, bunu bir görev olarak görebiliyorsa; bunun her şeyden önce medeni insanın bir sorumluluğu olduğu, buradan da anlaşılabilmektedir.
Birey için en büyük sorumluluk olarak da “seçim hakkı” olarak gösterilmektedir.
Seçim yoluyla egemenlik yetkisini kullanan bireyin, oluşturduğu “kurullar” –dernekler- yolu ile de denetimini sürdürebileceğini ve vatandaşın seçme hakkını en doğru şekilde kullanabilmesinin yolunun da birlik halinde bulunulmasından geçtiği burada belirtilmekte.
Ayrıca, vatandaşların devlet mekanizmasını ve bu mekanizma içerisinde bulunan vatandaşların (bireylerin) “durumu” da bilmesi medeni hayat için adeta bir şart olarak gösterilmektedir.
Siyasi olsun olmasın, fakat özellikle de siyasi birliktelikler yolu ile devleti yöneten, yönetmeye talip olan, yönetime etki eden birliklerin, siyasi partilerin, sivil toplum örgütlerinin, gazetecilerin, yazarların, habercilerin; vatandaşın durumunu yakından bilmesi, varsa sorunlarına çözüm bulmak üzere aracılık etmesi gerektiği sorumluluğu Atatürk tarafından en güzel şekilde burada dile getirilmiş.
Görüldüğü üzere, insanların medeni bir şekilde yaşam sürmesi için, Atatürk halen insanlığa ışık tutmakta, yol göstermekte… 14.11.2008
Orhan Kaya
(*):Prof.Dr.A.Afetinan, Medeni Bilgiler ve M.Kemal Atarürk’ün El Yazıları, Ankara, 2000, s.26-27