Son 13 yıldır Türkiye’yi yöneten hâkim gücün, açık söylemleriyle halka “sarhoş” olarak tanıtmaya, genç bilinçlere çivilemeye çalıştığı Atatürk’ten Hükümet’in görevlerini okuyalım. 19.03.2016
Orhan Kaya
***
Atatürk’ü Anlamaya Çalışmak–3
Atatürk’ün kaleme aldığı “Medeni Bilgiler” konusunu, O’nun kaleminden aktarmaya ve yorumlamaya devam ediyoruz.
“Medeni Bilgiler”e ait yapmış olduğu izahında Atatürk, hükümetin çok önemli yükümlülüğünü şu şekilde ifade edilmektedir:

“Hükümet, devletin, milletin, yüksek ve şerefli varlığı ve bağımsızlığını bütün dünya milletleri, devletleri katında temsil etmek ve milleti, onun varlığını bütün dünya varlığı ile temas ve münasebette bulundurmak, dünyanın millet ve devlet varlığına karşı siyasal ve ekonomik ilişkilerinin olumlu veya olumsuz görüşlerini anlamak ve ona göre milli varlığa yön, dikkat, faaliyet ve gerektiğinde hareket vermekle yükümlüdür.
Hükümet bu ve buna benzer görevlerini yaparken bunda başarılı olabilmek için vatandaşların da ona yardım etmesi gerekir. Fakat bu yardımla yükümlü olan vatandaşların sağlık ve tam esenlikte bulunması gerekir. Bunun da sağlanması yine hükümete ait bir görevdir. Hükümetin görevlerini yapmada başarılı olabilmesi için vatandaşlar devletin isteğiyle asker olurlar, karada ordular, denizde donanmalar, havada uçak filoları meydana getirmek için koşarlar. Bu, onların görevidir.
Bütün bu teşkilat yalnız ve ancak para ile olur. Vatandaşlar bunun için çeşitli adlar altında hükümete vergiler verirler. Vatandaşlar, vatanda güven, huzur oluşturan ve vatandaşlarını medeni dünya katında ve birbirleri karşısında haklıyı haksızı meydana çıkaran yasalara uymakla görevlidirler.
Vatandaşların aralarından ticaret ve ekonominin herhangi bir konundaki temaslarında birbirine karşı ve bazen aynı zamanda hükümete karşı üstlenecekleri görevleri vardır.” (*)
Bütün bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere devlet hayatının düzenlenmesinden birinci derecede hükümetler sorumlu tutulmuş olmaktadır. Hükümetlerin, devleti meydana getiren bireylerin hak ve hukukunu koruma sorumluluğu da böylelikle ortaya çıkmış bulunmaktadır.
Son günlerde basında yer aldığı kadarıyla assubaylarla ilgili olarak, temel insani değerlerle yakından ilişkili, üstelik daha gerçekleşmemiş, düşünce, plan safhasında olan düşünceler sanki gerçekleşmiş gibi kamuoyuna “Devrim” olarak duyurulmakta.
Konunun içeriğine baktığımızda Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği (TEMAD)’ın katkılarıyla yapılmış bir haber olduğunu görüyoruz. İnsanımız yıllardır gazete haberleriyle adeta avutulmakta, her haberden sonra bir bekleyiş içerisine sokulmaktadır. Sıkıntının farkında olan insanımız “benim de çözüme dair bir katkım olsun” diye gazetecilerimize ulaşmaya, derdini anlatmaya çalışmakta, yıllardır. Sonuç ise ortada…
Bir konuda “Devrim” olabilmesi için, bir şeyin meydana gelmiş, olmuş olması gerekmez mi? Devrim, hayalin gerçeğe dönüşmesi değil midir?
Buradan hareketle, ilk defa maddeler halinde sunduğumuz “Assubayın Anayasal ve İnsani İstekleri” başlıklı yazımız da bir devrimdir, diyebilir miyiz?
Hükümetin, devletimizin yönetiminden sorumlu olarak, astsubay haklarıyla ilgili kararlarını en kısa zamanda alarak “Devrim” niteliğinde açılımlar yapmalarını, insanımız beklemektedir… 12.11.2008
Orhan Kaya
(*):Prof.Dr.A.Afetinan, Medeni Bilgiler ve M.Kemal Atarürk’ün El Yazıları, Ankara, 2000, s.26
