Medeniyet seviyesi gün geçtikçe düşen Türkiye…

Türkiye’de otuz iki etnik grup var ile 2000’li yılların başında başlayan siyasi söylemler, ülkede, bütün yolundaki ilerlemeyi temelden sarsarak, sürekli uyanık tutulması gereken milli bilinci, bölücüler lehine çevirmiş haldeyken bir barış süreci sonrasını yaşıyor, Türk halkı,

Ülkenin birliğine, bütünlüğüne kastetme hedefli, dış destekli, bölücü teröre yönelik mücadelede geçmişte ağır bedeller ödemiş olan asker, polis, korucu ve vatansever Türk halkı, devleti tanımayan, idareyi ele alıp yönetirken, devleti zaman sonra tanımaya başlayan idarecilerin elinde adeta deneme tahtasına döndü.

Onca geçmiş devlet tecrübelerinin sıfırlandığı, Polis Akademisi’nden yayılan “Kürt Açılımı”nı, sınırlarda teröristlerin ayağına mahkemeler götürüldüğünü de unutmamak gerekli.

Sonuç itibari ile, siyasi gücün son kararları gereğince silbaştan yapılan terörle mücadelenin geçmişe göre daha ağır manevi ve maddi kayıplarla, yıkımlarla yürütülen bir hal aldığı görülmekte.

Günümüzde basına yansıyan, terörle mücadelenin yürütüldüğü bölgelere ait fotoğraflara bakıldığında, bölge halkının terörden kaçarak, Batı’daki yakınlarına sığındığı, evlerini terk ettiği; boş kalan evleri, dış destekli bölücü teröristlerin adeta birer kale olarak kullandığı görülmekte.

Buna karşılık, vatan toprağını şehirlerin can damarlarına yerleşmiş olan düşmandan temizlemek üzere mücadele verirken şehit olan asker ve polislerin kimilerinin yaşlarının kırkın üzerinde olduğu görülmekte.

Kırk yaş ve üzeri olup da hâlihazırda o bölgede mücadele eden asker, polis ve korucular muhtemelen 90’lı yıllarda, yani, daha gençken de mücadelenin içinde olduğunu, tecrübeli olduğunu, geçmişte de emek verdiğini, göstermekte.

Terör ile olan mücadele yeniden başlamışken;

Türkiye’de yaşayan insanların gün geçtikçe geçmiş aktif sosyal davranışlarını sergileyemediği, içe kapandığı, kitap okumadığı, okuyorsa da tek yanlı okuduğu, eğitim sisteminde dogmaların ağırlık kazandığı, gelecek nesilleri yetiştirecek olan kadın üzerinde mahalle baskısının da üzerinde siyasi ve dini kurallara dayalı bir baskının giderek yerleşmeye başlandığı; siyasetin söylem ve uygulamalarıyla gittikçe otoriter olma yoluna girdiği; siyasi söylemlerin, taraftarlarınca hiç sorgulanmadan, araştırılma zahmetine girilmeden, koşulsuz kabul edildiği ve desteklendiği, adeta bilincin kapandığı bir dönemden geçilmekte.

Türkiye’de medenileşmek, ithal lüks araçlara binmek, lüks giyim kuşam malzemesi kullanmak, üretimden ziyade,  gereksiz yere mal mülk edinmek gibi bir hal almış halde.

Özellikle de bir kısım seçmen kitlesinde, bilgiye yatırım neredeyse hiç denilecek seviyelerde. Siyasette de aktör olan tarikat liderleri, değişik şartlar, gereklilikler öne sürerek, üyeleri üzerlerinde hegemonyasını derinleştirmiş, onları her yönüyle sıkı takibe almış vaziyette.

Hâlbuki demokrasi denilen idare yöntemi tamamen bilgiye, sorgulamaya, fikren özgür bireye, kültüre dayalı olduğunda, ülke halkının topyekûn halde medeniyet seviyesinin yükselmesine katkı sağlayabiliyor.

Bir toplumun medeniyet seviyesi, siyasilerinin, teknokratların, bürokratların, seçilmiş seçilmemiş idarecilerin, eğitimcilerin, sivil toplum kuruluşlarının medeniyete bakışı, onu kavrayışı ile doğru orantılı.

Medeni seviyede, yani kültürdeki gerileme bireylerden sonra en nihayetinde demokrasi yoluyla ülke siyasetine ve sonrasında devlete yansır, ilerleme de öyle.

Devlete yansımanın olumsuz sonuçları gelecek kuşakların harap olmasına, ülkenin medeni ülkeler nazarında yalnızlaşmasına yol açar.

Herhangi bir anlaşmazlık karşısında eninde sonunda anlaşan, denge oluşturabilen, ülkelerinde çatışmadan eser olmayan, kültür düzeyi yüksek, hedefleri bir, bireylerden oluşan medeni devletler, Dünya’yı, ortaklaşa yönetir.

Ruhları bedenlerindeyken, akıllarını kullanamayan, sorgulayamayan, kula kul olan, şahsi çıkarlarını ön planda tutan ve böylelikle gününü gün eden bireyler, demokrasi yoluyla idare edilen devlet idaresine katkı sunar. Ve gerekli katkıyı sunamayanlar, inançları gereği uhrevi hayatlarında bunun hesabını nasıl verirler, orası bilinmez.

NOT:

Yazı yayınlandıktan sonra konuyla bağlantılı olabileceği değerlendirilen Hüseyin ÇELİK’e ait internet sitesinde yayınlanan Siyaset silaha esir olmamalı” başlıklı yazıyı okumak için aktif bağlantıyı tıklayınız

Yazar

Related Posts

TAMER UYSAL KİMDİR?

1965’de Bursa’da doğdu. İlk, orta, lise tahsilini Bursa’da yaptı.   Çocukluğu Demiryolu altındaki mahallelerde geçti. Çınar Lisesi’ni bitirdi. 1988 yılında Ege Üniversitesi Basın-Yayın Yüksekokulu şimdiki adıyla İletişim Fakültesi’nden mezun oldu.…

KUDÜS… EY KUDÜS

         “Seni unutursam, ey Kudüs           Sağ elim hünerini unutsun           Eğer seni anmazsam           Dilim damağıma yapışsın”                                     MEZMUR-137   Kudüs Ey Kudüs yaklaşık 4 yılda yoğun çaba ve…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir