Yıllar önce, Askeri okul sıralarındayken, bir Öğretmenimin anlatımlarıydı: İsrail’de sabahın erken saatlerinde Helikopter kalkar, köy-köy dolaşarak köylünün ürettiği yumurtaları toplayıp merkeze getirir, sonra da; aynı gün doğruca Avrupa pazarlarına. Günlük, taze İsrail köy yumurtası olarak nakde çevrilir. Can kulağıyla dinleyen öğrencilerden bir arkadaşımız sormuştu, bu nasıl oluyor Öğretmenim, diye! Aldığımız yanıt çok kısaydı. – Kooperatif !
Çocuklar, yumurtayı toplayan da, Avrupa’ya götürüp satan da Devlet değil, köylülerin kurduğu Kooperatif. Helikopterleri de tabi. Duyduğumu değil gördüğümü anlattım size diyerek noktayı koymuştu. Merhum Öğretmen Yüzbaşı Dinçer ÖZYÜNLÜ’yü rahmetle anıyorum.
Kooperatif deyince kalkınmanın kırsaldan başlaması gerektiğini anlamıştım. Küçük sermaye gruplarının,bir araya gelerek güç oluşturması, sömürüye karşı iyi bir savunma örneği olurken, sağlıklı ürün üretimi, tüketimi hepsi birer kalite ve hepsi Ulusal bir değerdi. Cumhuriyetimizin kurucusu Aziz ATATÜRK’de bir söylevinde: “Köylü Milletin efendisidir. Kalkınma köyden başlatılmalıdır.” sözleriyle köye, üretime ve Ulusal kalkınmanın istikametini gösteriyordu. Geçmiş yıllarda sıkça rastladığımız Kooperatifleşme çalışmalarının, Ülkemizin kalkınmasında ve insanlarımızın aydınlanmasında etkileri görülmüştür. Kurumsal yapıyı koruyabilenler ayakta kalabilmiş, ortak çıkarları göz ardı edenler silinmişlerdir. Ama, bir gerçek var ki, Ülkemizi İdare eden iktidarların kalkınmamızı hızlandıracak, yoksulluğu giderecek, toplumsal esenliği güven altına alacak olan Kooperatifleşmeyi destek olamamışlardır. Kalkınma, bürokrasinin merkezinden değil, taşradan yani kırsaldan başladığında hedefine ulaşması daha kolay olacaktır. Gelişmiş ülkelerdeki kırsalda yaşayan insanların yaşam standartlarının yüksek oluşu, üretim güçleri ve üretimde kullandıkları teknolojik ürünlerin (makina vd.) karşılaştırmasını yaptığımızda gerçeği daha iyi anlayabiliriz. Kooperatifçiliğin yerel yönetimlerle örneğin İl ve İlçe İdare Yönetimleri, Belediyeler ile desteğini aldığını düşündüğümüzde üretim, kalite ve pazarlamanın getireceği canlılığı ve Ülke ekonomisine katkısını, yöre insanının her bakımdan rahata kavuştuğunu görmemek içten olmasa gerek. Kooperatifçiliğin, siyasi gözle değil, Ulusal düşüncelerle yeniden ele alınması gerekir. Haftanın belirli bir gününde kırk daireli apartmanda bulunan evimden her çıkışta, belirli yaş grubundaki her çocuğa taze süt bırakan TİRE SÜT bu anlatımıma, yaşadığım kentten önemli bir örnektir. Koopratifçiliğin, Devlet tarafından teşvik edilmesi gerektiğinin önemini vurgularken, güzel Ülkemin tüm emekçilerine, üreticilerine ve Kooperatiflerin tüzel kuruluş çalışanlarına sağlık dileğiyle selamlıyorum.
