Adalet & Hukuk - İş-Meslek - Toplum

BİR RESMİN ANALİZİ, ÇOCUKLARIMIZ VE EĞİTİM

Hiç birimizin kuşkusunun olmadığını biliyorum. Yüce Allah’ın evreni yarattığında en çok emeği biz insanlara verdiğini. Ama her eser, yaratıldığı gibi kalmamalı. İnsanın doğumundan, bebeklik ve çocukluğuyla devam eden ergenlik ve gençliğiyle şekillenmesi, toplumsal yaşamda çevreyle olgunlaşarak değer bulması gibi. Kendisinde var olan ve yaradan tarafından bahşedilen düşünce, us ve mantığın, evde ana ve babanın katkılarıyla değer kazanması, okul ve akademik kurumlarda profesyonel eğitimcilerle, öğretmenlerimiz tarafından şekillendirilmesiyle toplumsal yaşama katılması evreleri yaşanıyor. 
Bir resmi yorumlanmak isterken ister istemez, konu dağılıyor. İnsan, işin içerisinde insanı görünce tutamıyor kendini. İnsan eğitiminden, Ailede ana ve baba sorumlu olsa da, çağdaş toplumlarda olduğu gibi, Ulusal kurumumuz Devletimizin de asıl ödevidir. Devlet oluşumunun gereği, insanların eğitiminden, sağlığından ve güvenliğinden sorumludur ve bu hizmetleri karşılıksız sunmak gibi misyonu da vardır. Ulusunun her bireyini mutlu yaşatmak, Anayasal görevlerindendir. İnsanın eğitiminden ve yaşama hazırlanmasından ana ve babadan çok, Devletin sorumlulukları bulunmaktadır. En iyi şekilde eğitmek için her türlü önlemleri almak, çağdaş plan ve programlar uygulamak kurumsal görevlerindendir. Her insan nasıl ki, geleceğini düşünerek yaşamını planlar ve programlamak suretiyle hareket etmesi gerekiyorsa, Devletin de kendi yaşamsal zorunluluğu gereği, insanlarının eğitimi ve yetiştirilmesi için yatırımlar yapması gerekir. Kalkınmada ilim ve bilimi önceden yakalayan toplumlara baktığımızda, ” önce insan ” dediklerini ve insanlarının eğitimine ne kadar çok yatırım yaptıklarını anlayabiliriz. 
Peki; biz bu hale neden geldik mi, veya bu nesil neden bu hale geldi mi diyeceğiz? Yoksa; bu hale nasıl getirildik mi? dememiz gerekir. Lütfen, düşünmeyen, sormayan ve sorgulamayan bir toplum olmayalım. Bir asırlık laik Cumhuriyetin üçüncü nesil evlatları olarak, eğitimimizi sorgulayalım. Bir resim diyerek geçeceğimiz görsel içerisinde kızlı ve erkekli olarak bir çok gencimiz oturuyor, yaşlı bir ana ayakta ve ezik. Cumhuriyetimizin dördüncü kuşaklarının eğitimine önem vermediğimizin, ilime ve bilime kurumsal değer verilmediğinin açık kanıtı değil mi? Daha acısı, bu nesilden olacak çocuklarımızın konumu düşündürücü değil mi? 
Demokrasi, özgürlükler, insanca ve hakça bir yaşam kalkınmış çağdaş bir toplum olabilmek için, çocuklarımızın eğitimine katkı verelim lütfen! 
Aziz ATATÜRK’ün çocuklarımıza dair düşüncelerinden bir alıntıyı sunuyorum: “Hedefe yalnız çocukları yetiştirmekle ulaşamayız! Çocuklar geleceğimizdir. Çocuklar geleceği yapacak adamlardır. Fakat geleceği yapacak olan bu çocukları yetiştirecek analar, babalar, kardeşler hepsi şimdiden az çok aydınlatılmalıdır ki, yetiştirecekleri çocukları bu millet ve memlekete hizmet edebilecek, yararlı ve faydalı olabilecek şekilde yetiştirsinler! Hiç olmazsa yetiştirmek lüzumuna inansınlar! Okullardan başka; gazeteler, küçük dergiler köylere kadar yayınlanıp dağıtılmalıdır. Bizim köylümüz ne gazete ne dergi okumaz. Bilenler bilmeyenleri toplayıp, okutmayı, onlara okumayı anlatmayı bir vazife bilmelidir.”

Yazar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir