ABD, Barzani, Kerkük, Musul, Türkiye
Genel

ABD, Barzani, Kerkük, Musul, Türkiye

PKK ile Türkiye’nin yapmış olduğu mücadelenin wikileaks belgelerine yansıyan yüzü bugünden geçmişe bakmaya olanak kılıyor.

Bölgesinde ABD müdahalesi istemeyenlerle birlikte; Türkiye’nin Irak’a girmesine, orada etkin olmasına karşı oy kullanan meclisteki Kürt oluşumlar 1 Mart Tezkeresi’ne ret oyu kullanınca, Barzani, Talabani ve de PKK rahatlamış, bölgede yeni oluşumlara gitmeye başlamıştı.

Fakat Türkiye, Özal Dönemine benzer şekilde, ABD, Taliban ve Barzani hattında diplomasi yoluyla bölgede etkin olmak için girişimlerini sürdürmekteydi.

Türkiye’ye farkı, ABD’ye farklı konuşan Barzani ve Talabani, her ikisi de Türkiye’nin Irak’ta olmasına karşı ellerinden geleni yapmış.

Bu yazıda geçen Wikileaks ile ilgili alıntılar “Wikileaks’te Ünlü Türkler” adlı kitaptan alınmıştır.

Kitap adında geçen kişiler için Türkler, denilmiş. Türk olabilseydiler, Türkiye bu hallerde olur muydu? Fakat iyi bir inceleme kitabı olduğu için konuyu buradan değerlendireceğiz.

Barzani Türkiye’ye farklı, ABD’ye farklı konuşuyor:

Tezkere öncesi, KDP lideri mesut Barzani Ankara’yı ziyaret eder. Ziyaret sırasında ABD Büyükelçisine de uğrar. Büyükelçi Robert Pearson, ziyaret sonucu edindiği bilgileri, wikileaks’te geçtiği şekliyle,  10 Ocak 2003 tarihinde Washington’a şu şekilde gönderir:

“Barzani bize Türkler ABD öncülüğündeki bir koalisyonun parçası olarak bile gelseler, KDP’nin buna itiraz edeceğini ve Türkleri ABD ile Birleşik Krallık gibi kurtarıcılar olarak değil, işgalciler olarak göreceğini söyledi. Türk askeri müdahalesi bizim için ölüm kalım meselesidir. Bu bizim Türk hükümranlığı altına girmemiz anlamına gelecektir. Eğer bunun olmasını önleyemezsek ülkeyi terk ederiz. Barzani, Türk askeri mevcudiyetinin hedefinin Kürt hevesini kırmak olacağını ve Türkler bir kez büyük sayılarla geldiler mi, bir daha ayrılmayacaklarını belirtti.”(ss.275)

ABD Büyükelçisine bunları diyen Barzani, tezini kuvvetlendirmek için bakın daha başka neler demiş:

Talabani’nin KDP’si ile olan KYB çatışmalarını önlemek üzere Türkiye tarafından1997 yılından Kuzey Irak’a gönderilen “Barış Gözlem Gücü” için şunları söylüyor, Barzani “Irak Türkmen Cephesi’ni eğitip, silahlandırmaya çalıştılar, tarihi eserleri alıp götürdüler, uyuşturucu kaçakçılığı yaptılar ve hatta suikast girişiminde bulundular.”

Barzani’nin, 7-8 Ocak 2003 tarihinde MİT, Dışişleri Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı ile yaptığı görüşmelerinde, onlara “Kerkük ve Musul’u almak gibi bir niyetimizin olmadığına sizi temin ederiz. Biz sizinle birlikte çalışmak istiyoruz. Irak halkının iradesine saygılıyız. Türkiye ile KDP işbirliği yapmalıdır” dedikten sonra “(Türklere)…bağımsız bir Kürt Devleti peşinde olmadığının güvencesini” verdiğini de, Büyükelçi aynı belgede, ABD’ye bildiriyor. (ss.276)

***

Koalisyon güçlerinin Irak’a müdahalesinden sonra, Barzani, Türk yetkililere söylemiş olduğu “Kerkük ve Musul’u almak gibi bir niyetimizin olmadığına sizi temin ederiz” sözünü unutmuş, yine bir Ankara ziyaretinden sonra ABD Büyükelçiliğinde “Kerkük bir Kürt şehridir ve Kürtlerin bu şehre dönüş hakkının herhangi bir şekilde kısıtlanmasını kabul etmeyiz” dediğini, Washington’a çekilmiş olan 20 Ekim 2004 tarihli belgeden görmekteyiz. (ss.281)

***

10 Nisan 2003 tarihli VATAN gazetesi internet sayfasında yer alan, “İlk işleri tapuları yağmalamak oldu” başlıklı haberler şöyleydi:

“Irak Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) milisleri sabah erken saatlerde Kerkük’e saldırıya geçti. Sırasıyla, Mahur, Altın-köprü ve Hanekız bölgelerini ele geçirerek Kerkük’ün kapılarına dayandı.

Kentin sokaklarında KDP ve KYB bayraklarıyla tur atan milisler tüm kamu binalarını yağmaladı

Kürt milislerin ilk işi tapu dairesine akın etmek oldu. Tapu dev nüfus dairelerindeki ve mahkeme binasındaki tüm resmi belgeler bahçede toplanarak yakıldı, bir kısmı ise kamyonlara yüklenerek götürüldü. 1991’de de bölgeye giren Kürtler’in yine ilk akın ettiği yerler tapu ve nüfus daireleriydi. Amaç kentteki Türkmen nüfusa ve Araplar’a ait tüm kayıtların silinmesi ve Kerkük’ün Kürt kenti olduğu iddialarına zemin hazırlanmasıydı. CNN’in haberine göre Kürt milisler, bir kişiyi Kerkük valisi ilan ederek yönetimi devraldıklarını duyurdu. Türkmen lider Sanan Ahmet Ağa ise “Kerkük’ten sürülen Türkmenler ilerliyordu ama bizi durdurdular. Tekme tokat dövdüler, kente girmemizi engellediler” diye bir açıklama yaptı.”(2)

Bu, Kerkük’e yapılan ilk Kürt saldırısı değildi,

Ali Kerküklü “Kerkük Katliamını Unutmadık” başlıklı yazısında durumu kısaca şöyle dile getiriyor: “Katledilen, Direklere Asılan ve Sokaklarda Sürüklenen Türkmenler”, “Kerkük katliamını yapanlar ve Türkmenleri yok etmek isteyenleri de unutmadık, 1959’da Kerkük’te Kürt komünistleri, Kürt askerleri ve KDP peşmergeleri silahsız ve suçsuz Türkmenleri 3 gün 3 gece hunharca katlettiler.”(3)

Kerkük’e sadece Kürtler mi saldırdı?

IŞİD saldırısına ilişkin 16.06.2014 tarihli ODATV internet sayfasında yer alan bir haber şöyleydi:

Irak Türkmen Cephesi Telafer 1’inci Büro Sorumlusu Hazım Devlet, Irak polisinin Telafar’den kaçışı sırasında nezarette bulunan 60 Türkmen’i katletti. Türkmen kenti Telafer’i IŞİD’in ele geçirdiğini belirten Türkmenler, Türkiye’deki hükümetten gerekli desteği alamadıklarını belirtirken, Irak Türkmen Cephesi Başkanı, Türkmenlere “silahlanın” çağrısı yaptı.(4)

***

Musul ise hâlihazırda DEAŞ(lŞİD)’ın elinde.

Musul Vali Yardımcısı Husrev Goran Goran Kuzey Irak’ta yayınlanan 3 Ekim 2006 tarihli haftalık Media’ya verdiği bir röportajda “ Musul’u Kürdistan’a katacağız” dedikten sonra aşağıdaki soruya verdiği cevap Türkiye’de din, mezhepçilik peşinde siyaset yapanlara bir anlam ifade edebilmeli;

Soru: Türkiye’nin Telafer’deki Türkmenlere ve bu bölgedeki terör olaylarına etkisi ne kadardır?

Husrev Goran: Türkiye’nin Şii Türkmenler üzerinde herhangi bir etkisi yok, Türkiye, Türkmen Cephesi eliyle Sünni Türkmenler üzerinde etkilidir. (5)

***

Kürtlerden sonra günümüzde DEAŞ (IŞİD)’ın saldırılarına da maruz kalmış olan Türkmenler, yani Türkler, yaşam mücadelesine halen devam etmekte.

Gelişmiş devletlerin okyanuslar, denizler aşarak sınırımıza komşu oldukları bir dönemde, savaş teknolojisini dışarıdan satın alan Türkiye’nin bu durumlara müdahale gücü; bağımsız üretimi, ekonomik ve askeri gücü oranında.

Eğer bugünlere yeterince hazırlanmış olabilseydi, Türkiye; geçmişte her şey olup da bir türlü Atatürk olamayanlar olmasaydı idarede, bugün çok daha farklı olabilecekti.

Kaynaklar:

(1) Sızıntı, Wikileaks’te Ünlü Türkler, Barış Pehlivan, Barış Terkoğlu, Kırmızı Kedi, 3.basım,  Şubat 2012

(2) http://www.gazetevatan.com/ilk-isleri-tapulari-yagmalamak-oldu-7751-irak-krizi/

(3) http://www.turkmeneliihd.com/Haber%203/Kerkuk%20Katliami%2059-11.htm

(4) http://odatv.com/60-turkmen-katledildi-1606141200.html

(5) http://ydh.com.tr/HD1453_husrev-goran–musulu-kurdistana-katacagiz.html

Yazar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir