
Basın açıklamaları için meydanlara çıkmaya başlamıştık.
Bir Başbakanın verilen sözü ve o sözden dönüşü, yani bu toplumu kandırması meselesi vardı.
İzmir de Gündoğdu meydanından, Başbakanın verdiği söz sesli olarak kendi ağzından bant kaydından, oradaki gazetecilere , medyaya dinletilmişti.
Aynısı 13 Mayıs sabahı İstanbul Beşiktaş Demokrasi parkından yapılacaktı.
Bir ekrandan görüntülü olarak Başbakanın Malatya mitinginde Assubaylara verdiği sözler katılımcılara dinletilecekti.
Yalancıların yalanları ifşa edilecekti.
Ne var ki hiç olmayacak bir şey oldu.
23 Milyonun % 49.5 oyu ile AKP yi tarihinde ikinci kez bu kadar büyük bir oy ve vekil sayısı ile iktidar yapan Başbakan apar topar görevden alındı.
Saray ile arasında tam 20 kalem görüş ve eylem farklılığı olduğu da kendi malum medya organlarınca açıklandı.
Önce, İl ve İlçe başkanlıklarını göreve getirme ve görevden alma yetkisi Başbakandan alınıp Parti MKYK sına geri verildi.
Bu bardağı taşıran son çatışma oldu.
Arkasından Pelikan Dosyası adı altında bir kumpas, medyaya servis edildi.
Sonunda Başbakanın da ipi çekildi.
Olan da bizim çok muteber bir delil olarak sakladığımız sözlerini ifşa edeceğimiz basın açıklamalarımıza oldu.
Muhatabımız ve yalancımız gitti.
Artık aldatılan ve kandırılan bu toplumun, hesap soracağı bir adam da, makam da kalmadı.
Peki şimdi ne olacak ……?
Bundan sonraki, malum sıradaki Başbakan da saraydan gelen açıklama ile artık “etkisiz, yetkisiz” olacak. yani ehven ve sehven bir başbakan.
Sarayın Genel sekreteryası olacak. Asla İrade i hüküm olmayacak.
Biz kırk meydanı da eskitsek, inletsek,
“Ben bilmem Sayın Bay Başkan bilir “diyecek .
Hükümet artık saraydan idare edilecek.
İcraatlar saraydan yapılacak. Maliye saraya bağlanacak. Merkez Bankası kararları, enflasyon, faiz, dış politika, savunma, aklınıza gelen her şeyin yeni adresi artık aleni ve açık olarak saray olacak.
Tam bir körler sağırlar diyalogunun içine düştük sizin anlayacağınız.
Kime gitsek, öbürüne gönderecek. dar alanda paslaşıp duracağız.
Bence artık ne Genel Kurmay ne de Hükümet tarafında bir kapımız artık kalmamıştır.
Geç kaldık. geç uyandık.Hızlı hareket edemedik.
Herkes Mersine iş bağlamaya giderken ,biz tersine Manisaya zeytin toplamaya gittik.
Atı alanlar Üsküdarı geçtiler.
Muhataplar o güzel beyaz atlarına binip; kendi güzel diyarlarına gittiler.
Bizlere de Armudun sapı ile ,üzümün çöpünü bıraktılar.
Hani nasılsa TEMAD artık zeytin işi yapıyor ya.
Yanına bir de ” üzüm sirkesi tesisi kurar, işine bakar ” dediler.
Kısacası hepimize, ” aval, avanak, aptal ” tabirini bir güzel giydirdiler.
AFİYET OLSUN.
Saygımla.
Adnan Fuat ÖZDEMİR
http://www.askerhaklari.info/yazarlar/item/215-ah-o-yanlislar

