26.06.2005 tarihli bir yazımızı aşağıda tekrar sunuyorum.
***
ASTSUBAYIN HAK ARAYIŞI ASKIYA ALINMIŞTIR!
Aslına bakarsanız bireyler ve halk hiçbir zaman savaş istemez, kavga istemez. Ülkemizin yaşadığı tarihi süreçlerin her döneminde yabancı ajanların topraklarımızda halkı oyuna getirmek için türlü faaliyetleri icra ettiklerini, adeta ülkenin sahipsiz olduğunu görürüz.
Bütün bu ajan faaliyetlerine bir tek ülkemizin kurucusu Kemal ATATÜRK çözüm bulmuş, ajanların tezlerine karşı antitez üreterek onları etkisiz hale getirmiştir.
Üzerinde yaşadığımız bu coğrafyada her türlü doğal güzellik mevcuttur. Üç tarafı denizlerle çevrili, doğa temiz, bozulmamış (Büyükşehirlerdeki çarpık kentleşme hariç) yeraltında dünya rezervinin % 70’ini oluşturan geleceğin yakıtı bor, güneyinde petrol, Karadeniz de gaz ve petrol, Trakya da gaz… Türkiye’de meydana gelen olayların hepsi dış kaynaklıdır, bunu hepimiz biliyoruz ancak buna rağmen olayları önlemede çaresiz kalıyoruz.
Olayları önlemede niçin çaresiz kalıyoruz, bunu yöneticilerin biraz düşünüp çözümünü bulması gerekiyor.
Atatürk’ün zamanında da pek çok ayaklanma meydana gelmişti ama O, 18 yıllık devlet yönetimi hayatında her türlü meseleyi çözmüş ve Osmanlı’dan kalan borcu da öz sermayemizden ödemişti. Bize borçsuz bir ülke bırakmıştı.
Bizi yönetenler ise 69 yıldır şahsi menfaatlerini düşünmekten, devlet imkânlarını kendilerine yönelik olarak daha çok nasıl kullanabilirimi düşünmekten altta kalan insanları ne yazık ki yok saymıştırlar. Düşünün, biz astsubaylar bu hallerdeysek, sınıf ayrımcılığını en katı halde yaşıyorsak Türk halkı, halkımız ne hallerdedir. Yazık bize, hepimize, şahsi menfaatlerini düşünenlerin elinde bir oyana bir buyana savrulup duruyoruz.
1995 yılında terör bitti derken, bayrak krizleri, misyoner faaliyetleri, ekümenlik tartışmaları, yabancıya toprak satışı, 1 Mart teskeresi, limanların ve hava alanlarının ABD’ye sınırsız olarak kullanıma açılması, İncirlik üssü için bakanlar kurulu kararıyla her türlü iznin ABD lehine verilmesi, sempozyumlar vs. derken ortam olgunlaştırıldı ve terör yeniden başladı.
Gariban halkımızın evlatları bir bir şehit olamaya, şehit cenazeleri evlere gelmeye başladı. Bu şehitler daha basına yansıyanlardır. Ben terör zamanı doğuda görevli iken her şehit olanın haberleri basında yer almıyordu. Öyle olsa, basındaki haberlerde adı geçen şehitlerin adları alt alta toplanıp şehit miktarının, basın ile resmi kayıtların bir birini tutması lazım. Bu ise, olanaksız. Daha biz, yaşayan insanlarımızın 65 milyon mu,70 milyon mu olduğunu dahi tam olarak bilmiyoruz. Gizemler, sırlar ülkesi gibiyiz.
Türkiye’de terör olunca ne olur?
Bu soruya aşağıda ki kısa başlıklarla cevaplandıracağım, Türkiye’de terör olunca şunlar olur:
1. Ülke insanının demokratikleşme süreci askıya alınır.
2. Astsubayların hak arayışları askıya alınır,
3. Yatırımlardan kısılıp teröre para akacağı ve işsizlik artacağı için her türlü Türkiye düşmanının ana malzemesi olan, işsiz gençler hızla çoğalır,
4. Gazetelerde boy boy komutan açıklamaları artar. Adeta komutanlar pof-poflanır. Çünkü kapitalistler böylesini çok sever.
5. Konserve müteahhitleri bire mal ettiği konserveleri beş katına satacağı için bu durumdan çok memnun olur,
6. NATO müteahhitleri, her türlü savaş uçağı, savaş helikopterinin yedek parça ve mühimmatını ABD ve AET ülkelerinden bire mal edip ona satacağı için çok memnun.
7. Başta ABD olmak üzere, AET ülkeleri silah satıp para kazanmaktan ve ajan çalışmalarının sayesinde Türk’ü Türk’e kırdırtmaktan çok memnun,
8. IMF, zengin iş adamlarının para yöneticisi kuruluş. O da çok memnun çünkü terörle mücadele dünyanın en masraflı işi, Türkiye’de artık terör başladığına göre yeni şartlarla borç verecek, kısacası IMF’de terörden çok memnun,
Bir ülkede terör başladığı zaman bütün herkes refleks olarak bir gün önce insan hakları, kalkınma, demokratikleşme konularında konuştuğu ve yaptığı her şeyi dondurur.
Ülke savunması her şeyin önüne geçer, en katı güvenlik kuralları ülke genelinde uygulanmaya başlar, artık kimse FİKİR üretemez, HAK arayamaz… Hak arama artık başka bahara kalmıştır, o başka baharda bizler; belki 70 yaşında oluruz belki de bu dünyadan ebediyete intikal etmiş oluruz… Aslında bu durumu ülkenin sade vatandaşı, halkı hiç istemez…
Saygıdeğer okuyucularım,
Terörle, düşmanla mücadele MİLLİ SİLAHLARLA OLUR.
Dış ülkelerden borçla satın alınan silahlarla olmaz.
Türkiye’de pek çok askeri fabrika var. İçlerinde binlerce işçi, mühendis, teknisyen var.
Dış ülkelere baktığınızda oradaki sanayilerin önce askeri amaca yönelik kurulup üretim yaptıklarını görüyoruz.
Onca askeri fabrikamıza rağmen;
Nerede bizim savaş helikopterimiz,
Nerede bizim savaş uçağımız,
Nerde bizim savaş gemimiz,
Nerede bizim tankımız,
Nerede bizim yakın muharebe silahımız,
***
Atatürk’ün aramızdan bedenen ayrılışı 67 yıl oldu. Niçin yukarıda saydıklarımı yapmadınız? Niçin bizleri dışa bağımlı tuttunuz? Dışa bağımlı olmaktan sizlerin menfaati neydi? Sizler dışa bağımlı silah araç gereçlerle savaş-mavaş kazanamazsınız. Siz ancak dış güçlere para kazandırır, ülkenin geleceğini ipotek altına aldırtırsınız. Bu nasıl iş? Bu nasıl ülke yönetimi?
Meslekte iken dört yıllık fakülte öğrenim görünce kıdem alamayan, eksik kademe verilen, Türkiye’deki her fakülte mezunu birinci derecenin dördüncü kademesine düşerken kendisi düşürülmeyen, mastır yapınca kıdem alamayan, hastanede A-B polikliniğinin dışında farklı metotlarla muayene edilen, vatan savunmasında en önde giden ancak elindeki yeşil pasaportu alınan, lojmanda deniz gören daireye bile oturtulmayan (İstanbul Küçükyalı lojmanlarında 2000 yılından itibaren deniz manzaralılar astsubay tahsisinden çıkarılmıştır), sayı olarak çok olmasına rağmen lojmanı az olan, TSK’daki tüm silah araç gereçlerin zimmeti ve sorumluluğu kendisinde olan ancak buna karşılık maaşı az olan, sosyal tesisleri, kampları geçiştirilen, mecliste 4 aydır kanunu bekleyen astsubaylar şu anda dağlarda Mehmetçiği ile birlikte omuz omuza canlarını kanlarını bu vatan için akıtmaktadırlar. Bizler her şeye rağmen halkımızla birlikte ülkemizin savunmasında yerimizi alıyoruz, almaya da devam edeceğiz. Ama bu savaş herkes bilsin ki kapitalistlerle Türk halkının var olma savaşıdır, bu savaş yine iman gücüyle kazanılacaktır. Çünkü bize ait yukarıda saydığım silah, araç, gereç ve teknolojimiz yoktur.
Biz astsubaylar her zamankinden farklı olarak, hem haklarımızı aramaya hem de ülkemizi kapitalistlerin baskılarına, savaşlarına karşı korumaya kararlıyız. Eskisine göre farkımız bu.
Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği (TEMAD)’ne 21.06.2005 tarihinde yapılan bombalı saldırıyı şiddetle kınıyor, camiamıza geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum… Türkiye’de Türkiye’yi savunmaya devam edeceğiz… Çünkü bu vatan bizim, başka gidecek yerimiz yoktur… 26.06.2005
Saygılarımla…
kuvayimilliye.net