“Atatürk’ü Anlamaya Çalışmak” başlıklı yazı dizimizi Atatürk’ün “Medeni Bilgiler” kitabında açıkladığı konu başlıklarıyla sürdürüyoruz. Bu yazımızın konusu “Atatürk ve Millet”.
Tam bağımsızlığına kavuşamamış, neredeyse bir asırdır gelişmekte olduğu söylenen ülkemizde son zamanlarda kimisine göre 38, kimisine göre ise 47 tane etnik köken bulunduğu söylenmekte. Topraktan yaratılan Adem ve Havva’dan gelen insanoğlunun nasıl 12 kabileye ayrıldığını “Kur-an A’râf Sûresinin 160 . Ayetinde” görürüz. Belki de ilk etniklik örneği budur…
Kur-an A’râf Sûresinin 160 . Ayeti şöyle:
“Biz onları on iki kabile halinde topluluklara ayırdık. (Tîh sahrasında susuzluktan sıkılan) kavmi Mûsâ’dan su istediğinde biz ona, “Asânı taşa vur” diye vahyettik. (Vurunca) taştan on iki pınar fışkırdı. Herkes (kendi) su içeceği yeri bildi. Üzerlerine bulutu da gölgelik yaptık ve onlara kudret helvası ve bıldırcın indirdik. “Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin iyi ve temiz olanlarından yiyin” (dedik). Onlar bize zulmetmediler, fakat kendi nefislerine zulmediyorlardı.”
Söylemde dini, ancak gerçekte maddi menfaatleri için, aynı dinden olmalarına rağmen mezhep farklılıkları nedeniyle dünyanın değişik bölgelerinde asırlardır bir birlerini katleden insanlara, topluluklara şahit olmaktayız… Benzer hadiselerin boşluk bulduğunda ülkemizde de meydana getirilmek istendiğini de görmekteyiz. Bunları önlemenin yolu ise malumlarınız üzere ortak bilinçten geçmektedir.
Bu anlamda, bizim ortak bilincimizi ne oluşturacak? Bizler bu konuda ne yapmalıyız? Bu ve buna benzer soruların cevabı, halen üzerinde yaşadığımız topraklar üzerinde yaşanan geçmişte saklı.
Araştırma sonuçları bizi varlığımızı borçlu olduğumuz Atatürkçü düşünce sistemine götürmekte.
Daha da karmaşık hale getirilmek isten günümüz dünyasında, birlik ve beraberliği bilinçli bir seviyede sürdürmek için Atatürk (günümüz Türkçesine çevrili) milleti nasıl tarif etmekte ona bakalım:
“Millet: Millet, dil, kültür ve ülkü birliği ile birbirine bağlı vatandaşların oluşturduğu siyasal ve sosyal bir birliktir.
Türk milletinin İncelenmesi: Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir. (a.g.e s.435)
Millet sözünden ne anlaşılır, ne anlaşılması gereklidir? Bunu anlatayım:
Türk Milletinin Oluşumunda Etkenler
Sözlerimin kolay anlaşılması için, yine Türk milletine bakacağım; çünkü dünyada ondan daha büyük, ondan daha eski, ondan daha temiz bir millet yoktur ve bütün insanlık tarihinde görülmemiştir.
Bugünkü Türk milletine bir resim tablosuna bakar gibi bakalım ve şimdiye kadar edindiğimiz bilgilerin yardımı ile düşünelim; bu tabloda neler görüyorsak, bu tablo bize neler hatırlatıyorsa, onları birer birer söyleyeyim:
1. Türk milleti, halk idaresi olan Cumhuriyetle yönetilen bir devlettir.
2. Türk devleti laiktir. Her ergin insan dinini seçmekte serbesttir.
3. Türk milletinin dili Türkçedir. (a.g.e s.436)

Türk dili, dünyada en güzel, en zengin ve en kolay olan bir dildir. Onun için her Türk, dilini çok sever ve onu yükseltmek için çalışır. Bir de, Türk dili, Türk milleti için kutsal bir hazinedir. Çünkü Türk milleti, geçirdiği pek çok tehlikeli durumlarda, ahlakının, geleneklerinin, hatıralarının, çıkarlarının, velhasıl bugün kendi milliyetini oluşturan her şeyin dili sayesinde korunmakta olduğunu görüyor. Türk dili, Türk milletinin kalbidir, zihnidir.”
4. Türk milleti, Asya’nın batısında ve Avrupa’nın doğusunda olmak üzere kara ve deniz sınırlarıyla ayırt edilmiş, dünyaca tanınmış büyük bir yurtta yaşar.
Onun adına ‘Türkeli, Türk vatanı’ derler. Türk yurdu, daha çok büyüktü. Yakın ve uzak tarih dönemleri düşünülürse Türk’e yurtluk etmemiş bir kıta yoktur. Bütün dünyada Asya, Avrupa ve Afrika Türk atalarına yurt olmuştur. Bu gerçekler, eski ve özellikle yeni tarih belgeleriyle bilinmektedir. Fakat bugünkü Türk milleti, varlığı için bugünkü yurdundan memnundur. Çünkü derin ve şanlı geçmişin, büyük, kudretli atalarının kutsal miraslarını bu yurtta da koruyabileceğinden ve o mirasları, şimdiye kadar olduğundan çok çok zenginleştirebileceğinden emindir.
Vatanımız, Türk milletinin eski ve yüksek tarihi ve topraklarının derinliklerinde varlıklarını koruyan eserleri ile yaşadığı bugünkü siyasal sınırlarımız içindeki yurttur. Vatan, hiçbir kayıt ve şart altında ayrılık kabul etmez bir kütledir. (1)” Gazi Mustafa Kemal Atatürk.
Tarih yerin altında yatıyor. Atatürk’ün deyimi ile “topraklarının derinliklerinde varlıklarını koruyan eserleri” ortaya çıktıkça Türk’ün ne kadar eski, köklü bir millet olduğu da belgelenmiş olmaktadır. Atatürk, insanın ilk olarak yeryüzüne indiği düşünülen Mu Kıtası’nı boşuna araştırtmamış…
Günümüzde yapılan araştırmalardan bir örnek: Anadolu’ya Malazgirt 1071 Zaferi’yle girildiği yanlışını düzeltmeye çalışan Afyon Kocatepe Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Ekrem Memiş, “Anadolu Türkler’in ikinci yurdu değildir. Anadolu Türkler’in anayurdudur. Anadolu’da bundan 8 bin yıl önce de Türk devletinin varlığı belgelerle kendini gösteriyor. Bu yanlış öğrencilere öğretiliyor” diyor. (2)
Sekiz bin yılla kadar inilmiş bir araştırma sonucu mevcut. İleriki zamanlarda gelişecek teknolojiyle birlikte yapılacak araştırmalar neticesinde 8 bin yıllık tarih, belgeleriyle birlikte daha da eskiye götürülebilir…
“Atatürk ve Millet” konusunu işlemeye devam edeceğiz… 23.11.2008
Dipnotlar:
(1): Prof.Dr.A.Afetinan, Medeni Bilgiler ve M.Kemal Atarürk’ün El Yazıları, Ankara, 2000, s.28-29
(2): http://www.tumgazeteler.com/?a=2829033
