
Araştırma Brifingi – Avam Kamarası – İngiltere
Timothy Robinson – John Curtis
Erken seçimler, insan hakları ve Türkiye’deki siyasi durum
01 Haziran 2018
‘Erken seçimler, insan hakları ve Türkiye’deki siyasi durum’ konulu bir tartışma, 7 Haziran 2018 Perşembe günü Meclis Ana Salonu’nda yapılacak. Tartışma, Milletvekili Joan Ryan, Milletvekili Tommy Sheppard ve Milletvekili Jim Shannon’ın katılımıyla Arka Sıralar İş Komitesi tarafından önerildi.
Türkiye’de 24 Haziran’da Cumhurbaşkanlığı ve Parlamento seçimleri yapılacak.
Bir sonraki Cumhurbaşkanlığı yarışının başlangıçta Kasım 2019’da yapılması planlanmıştı ancak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan sürpriz bir hamleyle her iki kurum için de erken seçim çağrısında bulundu.
Bu seçimler, Türkiye’nin 2017 yılı Nisan ayında yapılan referandumda kıl payı kabul edilen yeni anayasal düzenlemeleri kapsamında yapılacak ilk seçimler olacak.
Değişiklikler, Türkiye’nin mevcut Parlamenter sistemini Cumhurbaşkanlığı sistemine dönüştürecek. Cumhurbaşkanı, yürütme erkinin başında olacak ve kanun hükmünde kararname çıkarma, bütçe hazırlama, parlamentoyu feshetme, bakanları ve bazı üst düzey yargıçları atama yetkilerine sahip olacak.
Seçim, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşı Temmuz 2016’da askeri darbe girişiminden bu yana uygulanan olağanüstü hal altında gerçekleşecek. Hükümet, darbeden sürgündeki Türk İslam alimi Fethullah Gülen’in takipçilerini sorumlu tutuyor. Olağanüstü hal, anayasanın bazı normal işlevlerini askıya alıyor ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin birçok hükmünü ihlal ediyor.
BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’nin yakın tarihli bir raporunda, olağanüstü halin Türkiye’de insan hakları durumunun kötüleşmesine ve hukukun üstünlüğü ilkesinin aşınmasına yol açtığı uyarısı yer alıyor. Raporda şunlar belirtiliyor:
- Çok sayıda [olağanüstü] kararnamenin çokluğu, sıklığı ve herhangi bir ulusal tehditle bağlantısının olmaması, olağanüstü yetkilerin Hükümete yönelik her türlü eleştiri veya muhalefeti bastırmak için kullanıldığına işaret ediyor gibi görünüyor. [1]
Rapordaki diğer önemli bulgular şunlardır:
- 18 aylık olağanüstü hal süresince yaklaşık 160 bin kişi tutuklandı; 152 bin memur, birçoğu tamamen keyfi olarak, ihraç edildi;
- 2017 yılı sonuna kadar yirmi iki adet KHK çıkarılmış olup, bunların birçoğu OHAL ile ilgisi olmayan konuları düzenlemekte ve sivil toplum aktörlerinin çeşitli meşru faaliyetlerini sınırlamak için kullanılmıştır;
- polis, jandarma, askeri polis ve güvenlik güçleri tarafından gözaltında işkence ve kötü muameleye başvurulması, ağır dayak, cinsel saldırı tehditleri ve fiili cinsel saldırı, elektrik şoku ve su işkencesi yapılması;
- 300 gazeteci, yayınlarında “terörizmi savunan duygular” veya diğer “sözlü suçlar” ya da terör örgütlerine “üyelik” iddiasıyla tutuklandı;
- 2017 yılında 100.000’den fazla web sitesinin engellendiği bildiriliyor; bunların arasında çok sayıda Kürt yanlısı web sitesi ve uydu TV kanalı da bulunuyor. [2]
Cumhurbaşkanlığı için altı aday yarışıyor. En önemli dört aday şunlar:
- 2002’den beri iktidarda olan (önce Başbakan, sonra da Cumhurbaşkanı olarak) ve Türkiye’nin en popüler siyasetçisi olan iktidardaki AK Parti lideri Cumhurbaşkanı Erdoğan.
- 2002’den bu yana merkez sol parti Cumhuriyet Halk Partisi’nden (CHP) milletvekili olan eski okul müdürü ve koyu milliyetçi Muharrem İnce.
- Ekim 2017’de kurduğu yeni milliyetçi İyi Parti’nin lideri ve eski aşırı milliyetçi Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) üyesi Meral Akşener .
- Sol görüşlü Kürt yanlısı Halkların Demokratik Partisi (HDP) üyesi Selahattin Demirtaş, 2007’den beri milletvekili olarak görev yapıyor ve Kasım 2016’da devlet tarafından hapse atılmıştı.
Anketler, Erdoğan’ın ilk turda zafer için ihtiyaç duyduğu oyların %50’sinden fazlasını almakta zorlanabileceğini gösterse de, ikinci turda herhangi bir adayı yenmesi bekleniyor. Analistler, olağanüstü halin muhalefet adayları için eşit şartlar sağlamadığına inanıyor. AKP hükümeti ayrıca yakın zamanda, muhaliflerin “seçim rüşveti” olarak nitelendirdiği emeklilere nakit ödemeler de dahil olmak üzere 6 milyar dolarlık bir teşvik paketi açıkladı. [3]
Muhalefet adayları, kampanyalarının medya tarafından karartılmasından şikayetçi oldular ve seçimler sırasında Türkiye’nin adil medya kapsamına ilişkin katı yasalarını uygulaması gereken devlet kurumu RTÜK’ün dürüstlüğünü sorguladılar. [4]
Parlamento seçimlerinde, dört ana muhalefet partisi, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İyi Parti, İslamcı Saadet Partisi ve küçük merkez-sağ Demokrat Parti, koalisyon kurmak üzere bir araya geldi. Bu hamle, partilerin parlamentoya girebilmek için gereken yüksek barajı (yüzde 10 oy) aşmalarını sağlayacak. Erdoğan’ın AK Parti’si, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ile koalisyona girdi.
[1] Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Ofisi, ‘ Türkiye: BM raporu, uzun süren olağanüstü hal sırasında yaşanan kapsamlı insan hakları ihlallerini ayrıntılarıyla anlatıyor ‘, 20 Mart 2018
[2] Aynı yerde.
[3] ‘ Türk muhalefet partileri dörtlü seçim ittifakı imzalayacak ‘, Middle East Eye, 2 Mayıs 2018.
[4] ‘ Erdoğan Muhalifleri Seçim Öncesi Medya Karartmasını Kınadı ‘, VOA Haber, 9 Mayıs 2018.
01 Haziran 2018 – İngiltere Avam Kamarası Kütüphanesi
KAYNAK:
https://commonslibrary.parliament.uk/research-briefings/cdp-2018-0135/

