Hep, fakir halk çocukları şehit olmaktadır. Bu, geçmişte de böyleydi, şimdide. Düşmanla ve hainle karşı karşıya gelen de, hep onlar.
Mesleğimin yarısını yaşadığım, güneydoğu ve doğu Anadolumuzun toprağındaki görevlerim sırasında, ben hep bu evlerin çocuklarını gördüm, onlarla omuz omuza çalıştım hep bu evlerin çocuklarını,” Halkımızın çocuklarını gördüm oralarda.”
Yine oralarda ;
– Hiçbir Milletvekilinin, Bakanın, Başbakanın ne de Cumhurbaşkanının çocuklarını görmedim, rastlamadım da.
– Ne bir fabrikatörün, ne sanayicinin, ne de iş adamının çocuklarını da.
– Ve ben, bir Müsteşarın, Başkan’ın, Genel Müdürün, bir üst bürokratın çocuklarını da görmedim, rastlamadım.
Benim gördüklerim, Anadolumun köy ve kentlerinden Hasan dayıların, Ahmet amcaların, Hüseyin’lerin, Abdurrahim’lerin, elleri öpülesi Kiraz Anaların, Ayşe teyzelerin çocuklarıydı. Halkımız, çocuklarını seve seve gönderiyorlardı vatan görevine. Halkımız yüreklerine taş basmıştı sanki. Ya çocukları, hepsi birer cesur yürek, hepsi kahraman ve «atılgandılar». Ben bu evlerin çocuklarının gözlerinde, o yüce sevgi, «vatan sevgisini okudum» Vatanı koruyanlar hep onlar oldu, daima koruyacak olanlar da onlardı. Onların raporları hiç “çürük” çıkmadı, aksine sağlamdı, Anadolunun fakir Halk çocuklarıydı onlar. Güzel vatanımın bir karış toprağından tutun da, her bir insanımın yaşam güvencesiydiler.
Her zaman göğümün semalarına, yurdumun dağlarına, ovalarına adlarını yazasım gelen, rüzgârımın esintisine, Cumhuriyetime ve onun Albayrağına özgürlük kokusu verenlerin hepsi de «Halk çocuklarıydı.» Hepsine haklarımız helaldir.
«Eri, Erbaş’ı,Assubayı, Subayı. Tüm Mehmet’leri».
Aziz şehitlerimiz, hepinizi saygı ve rahmetle anıyoruz.

