Tarih 11 Haziran 1937 idi.
O gün Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne bir tezkere sunuldu. Numarası: 4/545 idi.
Tezkerenin içeriğinde Atatürk’e ait bir mektup vardı.
Ulu önderimiz bu mektupla, Atatürk Orman Çiftliği’ni Türk Milletine bağışlıyordu.
Fakat bazı şartları vardı:
Çiftlik ve üzerindeki bütün tarımsal işletmeler; bütün donanımları ile birlikte birer tarımsal üretim birimi olarak korunacak ve işletilecekti…
Arazi ıslahı ve düzenlemelerine devam edilecek, çevre güzelleştirilecek, halka gezecek, eğlenecek, dinlenecek sağlıklı yerler sağlanacaktı…
Halk için nefis ve katkısız gıda maddeleri üretilecekti…
Yani o çiftlik; birilerinin babasının çiftliği değil, milletin çiftliği olacak ve milletin hizmetinde kalacaktı.
Bu tezkere kabul edildi ve çiftlik bu şartlara uygun olarak Türk milletinin ortak malı oldu.
Uzun yıllar boyunca, bu tezkereye ve Atamızın vasiyeti olan bu hibe şartlarına uyuldu.
Lakin gün geldi, devran değişti ve tabi ki bütün bu şartlar da unutuldu!
Uzun yıllar özenle ve büyük emeklerle yetiştirilen yeşilim ağaçlara kıyıldı!
Sanki Ankara’da başka hiçbir yer kalmamış gibi, Atatürk Orman Çiftliği’nin tam da göbeğine tartışmalı bir saray yapıldı!
Hemen ardından Atatürk Orman Çiftliği’nin adı da unutularak “Beştepe” diye anılmaya başlandı.
Sıkıntı çok ama detaylara girmeyelim.
Son olarak da, Atatürk Orman Çiftliği arazisinin tam 37.000 metrekarelik bölümü, yeni büyükelçilik binası yapılması maksadıyla tezkereye aykırı bir şekilde, PKK ve PYD’nin hamisi olan Amerika’ya satıldı!
Üstelik, medyada yer alan haberlere göre ABD; inşaata bile başladı.
Büyükelçilik arazi ve binalarının uluslararası hukuka göre o ülkenin toprağı sayıldığını!!! Sanırım biliyorsunuzdur.
Her devletin büyükelçiliğinin aynı zamanda o devletin bulunduğu ülkedeki istihbarat birimi olduğunu da biliyorsunuzdur.
Siz sadece Atatürk’ün vasiyetine aykırı davranmıyorsunuz ve sadece çiftlikle birlikte Atamızın adını silmiyorsunuz.
Sizler aynı zamanda, Amerika’nın Ankara’daki en büyük istihbarat birimini, tam da Cumhurbaşkanlığının dibine konuşlandırıyorsunuz!
Allah sizi bildiği gibi yapsın e mi?
Yahu Coni’ye satatacak başka yer mi bulamadınız?
Görünen o ki, bu son hamleyle; Atamızın vasiyeti, devletinin kanunu ve çiftliğinin yeşili değil, doların yeşili kazandı!
Siz doların yıldızını parlatanlar ve siz Atamızın milletine emaneti olan çiftliği Coni’ye satanlar!
Söyleyin bize kimin saflarındasınız?
Milli ve yerli mi?
Yeşil ve kirli mi?