
Bir zamanlar ilim yuvası olan medreselerin yobazlarca ilim
dışına çıkarılması Osmanlı İmparatorluğu’nun parçalanmasıyla sonuçlanmıştır.
Koskoca bir cihan devletini altın tepside yabancıya sunan,
bu yönüyle de yabancının yerli işbirlikçisi olduğunu tüm dünyaya ilan eden,
birlikte yaşadığı insanlara ihanet eden yobaz, Atatürk’ün öncülüğünde kurtuluşu
yakalayan, yedi düvele meydan okuyan ve çağdaş müesseseler meydana getiren Türk
insanının varlığından rahatsız olmaya devam etmekte.
Cumhuriyetin ilanıyla birlikte çağdaş müesseselere kavuşan,
tebalıktan özgür birey basamağına çıkan Türk insanı, bu yolla insanı köle yapan
yobazın elinden de büyük bir oranda kurtulmuştur.
Fakat yobaz, özgür bireyin peşini bırakmamaya kararlı görünüyor.
Çağdaş Türkiye’yi bilimsel temellere oturtan Lider Atatürk, yobazın hedef tahtasına oturttuğu simge.
Kula kul olmaktan, işgalden, yoksulluktan bıkmış olan, vergi
toplayıcılar geldiğinde elinde kalan öküzünü, ineğini, buğdayını köşe bucak
kaçıran, öküzü olmadığı için kendini koşumluğa bağlayan Türk halkı yobazlardan
çok çekti.
Bir ülkenin bu kadar da düşmanı olur mu?
Nasıl olmasın?
Geçmişin ve günümüzün kapitalist, sömürgecilerinin her türlü
işgallerini geri püskürtmüş, kurtuluş mücadelesi ile ezilen toplumlara,
mazlumlara misal olmuş bir topluluğun ülkesi, Türkiye.
Hal böyle olunca da düşman çok oluyor tabi ki.
Bir ülkenin bağımsızlığını, çağdaş değerlere geçişini
sağlayan günler ülke halkı için en önemli günlerdendir.
Bağımsız olmayan bir ülkede dini bayramların da kutlanamayacağı, yabancının yerli işbirlikçilerinin eline düşmemiş bilinçli Türk halkınca
bilinmektedir.

(24 Ekim 2012 Sözcü/Güneş)

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nın coşkuyla kutlanması yobazı
rahatsız eder! Ama o yobaz göbekten bağlı olduğu, dindaşlarının kanını emen
Amerika’nın kuruluş yıldönümünden, İslamın birliğini parçalayıcı mezhepleri
oluşturan İngiltere’nin milli günlerinden asla rahatsız olmaz.
29 Ekim Cumhuriyet Bayramınız şimdiden kutlu olsun.
Önce Kültür



