Cumhuriyet bayramına karşı, demokrasiyle ters düşen hareketler
Önce Kültür Arşiv

Cumhuriyet bayramına karşı, demokrasiyle ters düşen hareketler

Cumhuriyet bayramına karşı, demokrasiyle ters düşen hareketler
Cumhuriyet bayramına karşı, demokrasiyle ters düşen hareketler

Milletlerce kurulan devletler hafızasını kaybederse
yaşayabilir mi?

Kuruluşunda, yaşamında karşılaştıkları hadiseler ve alınan
tedbirler devletlerin, dolayısıyla milletlerin de hafızasını oluşturur.

Nasıl ki dinler, bireysel ibadetlerin dışında, sosyal
yaşamda var olarak, tüm inananlarca bayram düzeyinde kutlanan; paylaşma, dayanışma,
kardeşlik, birlik, beraberlik ve ibadet gibi anlamları olan günler kaynağı yoluyla
ilan edilmişse; benzer şekilde, çeşitli badireler atlatarak milletlerin meydana
getirmiş oldukları devletlerinin de ilan etmiş olduğu, milli bilinci açık tutan,
toplumda birlik ve beraberliği pekiştiren bayramları vardır.

Türkiye’de kutlanmakta olan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve
Çocuk Bayramı TBMM’nin açılışını, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı bağımsızlığa
giden yolda 19 Mayıs 1919’daki ülkenin durumunu, 30 Ağustos yedi düvelin dize
getirilerek yurttan kovuluşunu, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı da medeni bir
yaşamın ülkede tesis edilmesini simgeliyor olması bakımından Türk ulusu için
önemli günlerdendir. Bunların yanı sıra yöresel kurtuluş günlerini de unutmamak
gereklidir.

***

İlim merkezleri olması gereken Osmanlı medreseleri geçmişte
pek çok ilim insanının yetişmesine vesile olmuşken, Osmanlı’nın son iki yüz
yılında, bulunulan günden, gelecekten, dünya siyasetinden, ilimden kopuk olarak
halifelerin, Arap kabilelerinin yaşamlarına ağırlıklı olarak yer vermesi,
zamanla ilmin dışına çıkması, teknoloji üretimine katkı sağlamaması, Osmanlı’nın
toprak kaybetmesine ve hazin bir şekilde son bulmasına sebep olmuştur.

Osmanlı soyundan gelenler bir kısım Avrupa, Asya ve Afrika topraklarının
ve insanların sahibiyken, İngilizin, Almanın, İtalyanın, Amerikalının, Rusun, İspanyalının,
Hollandalının, Belçikalının…üç kıtadaki Osmanlı tebaasını menfaatleri doğrultusunda
yoldan çıkartmasıyla her şey alt-üst olmuştur.

Osmanlı tebaalarının yoldan çıkartılması için İngilizlerin
bir sahte peygamber ortaya atması ve Arap kabilelerince kabulü, ardından, İslam’ın
birliğini bozucu Vahabi mezhebinin İngilizlerce oluşturulması ve Hac ibadetinin
yapıldığı bölgenin bu mezhep sahiplerine bırakılması, oldukça düşündürücüdür.

Bir başka peygamber gelmeyeceğine dair dini inancı Arap tebaalarının
bilmiyor olması(!), Osmanlı eğitim sisteminin yetersizliğini göstermesinin yanı
sıra, çıkar uğruna nelerin yapılabileceğini de göstermektedir.

Sözün özü, bilim dışı yönetim ve eğitim sistemi Osmanlı’nın
sonunu hazırlamıştır.

***

İlk evvela “Hasta Adam” olarak dünya çapında adından söz ettiren Osmanlı’nın son dönemleri kan kayıplarıyla sürmüş.

l.Dünya Savaşı sürecinde toprak kayıpları hızlanan, başkenti
dâhil işgal edilen Osmanlı’dan kalan son toprak parçası üzerinde bölgesel
kurtuluş çareleri arayan Türk halkını bir araya getirerek bir devlet kurmayı
başarabilen Mustafa Kemal, bu birlikteliği hiç de kolay sağlamamıştır.

O günün kitlelerini etkiyebilen, yabancı hayranı sözde
aydınları ille de İngiliz Himayesi, Amerikan Mandası derken, Mustafa Kemal tam
bağımsız bir devlet kurmak için ikna çabalarını sürdürür ve tam bağımsız
Türkiye Devleti’ni kurar.

Tam bağımsız devlet meydana getirildikten sonra, Türkiye’de çıkartılan
sayıları bir düzineyi bulan ve Osmanlı meclisinde son olarak kabul edilen Misak-ı
Milli sınırları dâhilinde olan Musul ve Kerkük’ün kaybedilmesiyle de sonuçlanan
iç isyanlar, ülkede yaşayan yabancı hayranlarının adeta birer eseridir.

Günümüzde “ne örmüş, ne yapmış” denilerek yerilmek, halkın
gözünde küçük düşürülmek istenen Mustafa Kemal, yabancının yerli hayranlarına
rağmen, meydana getirmiş olduğu düşünce çerçevesinde halkıyla birlikte kurduğu
Türkiye’nin hızla ilimde, fende, medeniyette gelişmiş toplumları yakalaması ve muasır
medeniyetlerin önüne geçmesi, Batı’nın yüzyıllar önce yakalamış olduğu
aydınlanmayı Türk halkına sunmak için “en büyük eserim” dediği Cumhuriyeti 29 Ekim
1923’de ilk meclise sunmuş ve ilanını sağlamıştır.

Ve Batı halklarının düzene isyanlarıyla kavuştuğu haklar
Cumhuriyet ile birlikte Türk halkına sunulmaya başlanmıştır. Cumhuriyet idaresinin
başlatmış olduğu eğitim, sanayi, sağlık, tarım alanındaki her çalışmasının adeta
bir seferberlik hızında gerçekleştirildiğini görmekteyiz. Fakat ülkede yaşayan yabancı
hayranları da bu gelişmelere kayıtsız kalmaz, her yeniliğe bir kulp takmada epeyce
üretken olurlar.  

***

Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyet’in 10’uncu yılı kuutlamalarının
yapıldığı 29 Ekim 1933 tarihinde verdiği 10. Yıl Nutku’nda, bu günü en büyük
bayram olarak nitelendirmiştir.

Milli bayramların coşkuyla kutlanmasını arzu eden Gazi Mustafa
Kemal Atatürk, bayramlara hasta olmasına rağmen katılmış bir lider. Her halde
katılmadığı tek bayram 19 Mayıs 1938’daki Gençlik ve Spor Bayramı’dır. Vefatından
174 gün önceye denk gelen o gün ise Hatay sorunuyla ilgili olarak Mersin ve
Adana’ya gitmek üzere hasta olmasına rağmen trenle yola çıkmış ve sonuçta da Fransızlarla
olan Hatay sorunu, Atatürk’ün istediği şekilde sonuçlanmıştır.

***

Milli bayramlar bir toplumun varoluşuyla yakından ilgili
olmasına rağmen gelin görün ki 29 Ekim 2012 tarihinde büyük bir coşkuyla
kutlaması gereken Cumhuriyet Bayramı’nda Ankara’da olmak isteyenler hükümet genelgesiyle
yollarda alıkonulmuş, seyahat özgürlükleri ellerinden alınmış, devletin
jandarmasıyla, polisiyle halk karşı karşıya getirilmiştir.

Bayramı coşku ve kardeşlik duygusu içinde kutlamak için
Cumhuriyetin ilan edildiği Ankara, Ulus, İlk Meclis önünde,  ellerinde Türk bayrağı ve bağlı oldukları,
demokrasinin vazgeçilmez unsuru sivil toplum örgütlerinin flaması olduğu halde toplanan
halkın çevresinde hükümet genelgesi gereği yerini alan polis ile halk arasında,
 Anıtkabir’e yürüyüş ve meydanda
birbirine yakın halk topluluklarının polis barikatını aşarak bir araya gelmesi
konusunda yaşananlar tarihe kara bir gün olarak geçecek hadiseleri meydana
getirdi.

Bayram sevinciyle alanda toplanan halkın üzerine tazyikli su
ve biber gazı sıkılması, yaşlı, genç pek çok insanın jop darbeleriyle
yaralanması, tekmelenmesi, sanki bir ayaklanmaya müdahale ediliyor izleniminin
verilmiş olması Türk demokrasisi, üstelik de hükümet yetkililerince ileri olduğu
dile getirilen demokrasisi adına kara bir leke olarak tarihteki yerini aldı.

Caddelerde, meydanlarda kutlanan bayram, hipodromlardaki resmigeçitlerde
yer alan Türk çocuklarının üstün bir yetenekle kullandığı yabancı silahların
geçidini izlemekten binlerce kat daha heyecan vericidir.

Coşkuyla kutlanacak nice bayramlara,

Orhan Kaya

Cumhuriyet bayramına karşı, demokrasiyle ters düşen hareketler

Cumhuriyet bayramına karşı, demokrasiyle ters düşen hareketler

Cumhuriyet bayramına karşı, demokrasiyle ters düşen hareketler

Yazar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir