Cumhuriyet, Demokrasi ve Dernekler
Genel

Cumhuriyet, Demokrasi ve Dernekler

Binlerce yıllık tecrübeler,
yaşam koşulları, yaşanan olaylar, savaşlar, mücadeleler, bilimsel, kültürel
gelişmeler neticesinde hayatımızı düzenleyen bugünkü sistemlere kavuşmuş
bulunmaktayız.

Bu yazımızda,
toplum denilen büyük ailenin bir arada mutlu bir şekilde yaşamasını sağlayan
unsurlardan; ‘’Cumhuriyet’’,‘’Demokrasi’’ ve ‘’Dernek’’leri
ele alacağız.

Millet adına
egemenliği kullananların seçimle iş başına geldikleri sistemin adı olan
Cumhuriyet; Oligarşik ve Halka Dayalı, olmak üzere iki çeşittir.

Halka Dayalı Cumhuriyet’te
kendi içinde; Demokratik ve Demokratik olmayan, olmak üzere ikiye
ayrılmakta.

Anayasamızın birinci
maddesinde
Devletimizin şekli: ‘’
Türkiye
Devleti bir Cumhuriyettir.’’
olarak belirtilmekte, ikinci maddesinde ise
Cumhuriyetin nitelikleri şöyle sıralanmaktadır:
MADDE 2: Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve
adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine
bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve
sosyal bir hukuk Devletidir.

Oligarşik Cumhuriyet
ile idare edilen devletlerde egemenlik belli bir grubun elinde iken, Demokratik
Cumhuriyetlerde egemenlik ulusun tamamındadır.

Demokratik olmayan
sistemlerde (kısmen meşruti monarşi hariç) halkın özgürlüklerinden, insan
haklarına riayetten, siyasal özgürlüklerden, halkın yönetim üzerinde etkili olmasından,
İnsanların yaşam güvencesinden söz etmek mümkün değildir.

Cumhuriyet,
demokratik sistem ile birleştiğinde bir anlam ifade etmektedir.

Demokratik Cumhuriyet için; özgürlüğü, kanun önünde (anayasaya uygun kanunlar) eşitliği
ve hukuk kurallarını içinde barındıran ‘’hukukun üstün tutulduğu, “insan
merkezli”
sistem de diyebiliriz.

Bütün bunlar
bilinmesine rağmen, eğitim alanına yeterince yatırım yapılmaması nedeni
ile ülkemizin demokrasi kültürü ne yazık ki istenilen seviyeye bir türlü
ulaşamamıştır.

Hâlihazırda yaşadığımız sıkıntıların,
haksızlıkların temelinde gelişmemiş ‘’demokrasi kültürü’’ bulunmaktadır.

Kalkınmanın, sosyal
adaletin, güvenliğin, sağlık ve eğitim hizmetlerinin daha iyi seviyeye
çıkartılabilmesi için, seçimlerin dışında da halkın yönetime katılımı
gereklidir.

İşte burada, Batı
ülkelerinde olduğu gibi, kamuoyu oluşturarak, ülke menfaatlerini korumak, yönetimde
etkili olmak ve belirli bir ortak amacı gerçekleştirmek üzere modern, medeni
insanlar tarafından teşkil edilmiş olan dernekler önem kazanıyor.

Dernekler anayasanın güvencesi altında olan
en etkin sivil toplum örgütleridir.
Etkin olmaları, gücünü
bizzat devletin sahiplerinden, halktan almalarındandır.

Ülkemizde yaşanan
ve bir türlü çözüm bulunamayan meseleleri incelediğimizde, mücadeleci, belli
bir politikası olan, bilinçli sivil toplum örgütlerinin olmadığını görmekteyiz.

Geçmişte ve halen, bilim
insanlarımızın dış ülkelerde yaşam bulmalarının sebebi de ne yazık ki
ülkemizdeki gelişmemiş demokrasi anlayışıdır.

Bu nedenledir ki
Anayasanın 33. maddesi ve buna bağlı olarak 2847
sayılı Kanun dâhilinde
kurulmuş olan derneklere üye olunarak, yayımladığı dergilere abone olunmalı,
dernekçilik kültürü oluşturulmalıdır.

Demokrasinin gücü derneklerin gücü
kadardır!

Dernek faaliyetlerine
katılarak; insan haklarına
saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, demokratik, lâik ve sosyal hukuk kurallarına sahip olan Devletimizin her alanda çağdaşlaşmasını ve kuralların
hayata geçmesini
sağlayabiliriz.

Anayasaya aykırı
olarak hakları gasp edilmiş olan biz assubayların haklarını almasının yolu da,
üyelerinin katılımıyla güçlenmiş, etkili, etkin TEMAD’dan geçmektedir…
11/04/2007

Saygılarımla…

Yazar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir