
Devletlerin
kullanma kılavuzu olan anayasa, mazlumun yanında ve onun koruyucusudur adeta.
Aslında öyle olması da gereklidir.
Her
ne kadar darbecilerin hazırlattığı bir anayasa olsa da, anayasamızın çok iyi
niyetle hazırlanmış eşitlikçi, adaletten yana ve halkçı maddeleri mevcuttur.
Esas sorun, devleti
yönetenlerin anayasayı dikkate alıp almadıklarıdır. Hâlihazırda ‘’bu
devlet benim malımdır, ben kimseye hesap vermem’’ edaları ile halk baskı
altında tutularak devlet idare edilmeye çalışılmaktadır.
Bugüne
kadar her kim hakkını aramak için müracaat etti ise hep olumsuz, kaba kuvveti
andıran, bilim ve hukuk dışı hayır cevabı ile karşılık almıştır. Bu şekilde
yönetilen ve yönetilmekte de ısrar edilen devletin hali ortadadır… Devletin
en önemli görevlerinden biri olan
‘’kendini savunma ‘’ işlevini yabancı teknolojilere bırakılması, ihale
edilmesi, dışa bağımlı tutulması kötü yönetimin en başta gelen göstergesidir.
Devletimiz,
kendini kötü yönetenleri halen bağrında yaşatmaktadır… Türkiye Cumhuriyeti Devleti kötü yönetilmeyi hak etmemektedir…
Halkımız gibi,
assubaylar da bu kötü yönetimden nasiplerini almaktadırlar.
Her
şeyden önce assubayın da bu ülkenin asil bir vatandaşı olduğu, insan olması
münasebeti ile haklarının olduğu ve Türkiye Cumhuriyeti hudutları içerisinde
yaşadığı için haklarının anayasanın güvencesi altına olduğunu kabul etmek ve
hakkı teslim etmek gerekiyor.
Ülke meseleleri ile
assubayın meseleleri birbirleri ile yakından ilişkilidir.
Kendi
koyduğu kurallara, kabul ettiği ilkelere uymayan hiçbir şeyin ayakta kalması
mümkün değildir. Konulara bu yönden bakmak gerekliliğin ötesinde zorunluluktur.
Ülkemizde uyulmayan kuralların başında
da ne yazık ki anayasamız gelmektedir.
*** *** ***
Anayasamızdaki
başlıca eşitlikçi, adaletçi, insan haklarını ve assubayı ilgilendiren
maddelerin bazıları şunlardır:
BAŞLANGIÇ
MADDESİ
Her
Türk vatandaşının bu Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve sosyal
adalet gereklerince yararlanarak millî kültür, medeniyet ve hukuk düzeni içinde
onurlu bir hayat sürdürme ve maddî ve manevî varlığını bu yönde geliştirme hak
ve yetkisine doğuştan sahip olduğu;
Topluca
Türk vatandaşlarının millî gurur ve iftiharlarda, millî sevinç ve kederlerde, millî
varlığa karşı hak ve ödevlerde, nimet ve külfetlerde ve millet hayatının her
türlü tecellisinde ortak olduğu, birbirinin hak ve hürriyetlerine kesin saygı,
karşılıklı içten sevgi ve kardeşlik duygularıyla ve “Yurtta sulh, cihanda sulh”
arzu ve inancı içinde, huzurlu bir hayat talebine hakları bulunduğu;
FİKİR,
İNANÇ VE KARARIYLA anlaşılmak, sözüne ve ruhuna bu yönde saygı ve mutlak
sadakatle yorumlanıp uygulanmak üzere,
TÜRK
MİLLETİ TARAFINDAN, demokrasiye âşık Türk evlatlarının vatan ve millet sevgisine
emanet ve tevdi olunur.
MADDE
2. – Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı
içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta
belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk
Devletidir.
V. Devletin temel amaç ve görevleri
MADDE
5. – Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve
bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak,
kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak
ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak
surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın
maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır
VI. Egemenlik
MADDE
6. – Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir.
Türk
Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları
eliyle kullanır.
Egemenliğin
kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz.
Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi
kullanamaz.
VII. Yasama yetkisi
MADDE
7. – Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu
yetki devredilemez.
X. Kanun önünde eşitlik
MADDE
10. – Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din,
mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
(Ek:
7.5.2004-5170/1 md.)Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu
eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.
Hiçbir
kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet
organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine
uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.
XI. Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü
MADDE
11. – Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare
makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.
Kanunlar
Anayasaya aykırı olamaz.
I. Temel hak ve hürriyetlerin niteliği
MADDE
12. – Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak
ve hürriyetlere sahiptir.
Temel
hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve
sorumluluklarını da ihtiva eder.
I.
Ailenin korunması
MADDE
41. – (Değişik: 3.10.2001-4709/17 md.) Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler
arasında eşitliğe dayanır.
Devlet,
ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile
planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır,
teşkilâtı kurar.
B.
Çalışma şartları ve dinlenme hakkı
MADDE
50. – Kimse, yaşına, cinsiyetine ve gücüne uymayan işlerde çalıştırılamaz.
Küçükler
ve kadınlar ile bedenî ve ruhî yetersizliği olanlar çalışma şartları bakımından
özel olarak korunurlar.
Dinlenmek,
çalışanların hakkıdır.Ücretli hafta ve bayram tatili ile ücretli yıllık izin
hakları ve şartları kanunla düzenlenir.
VII.
Ücrette adalet sağlanması
MADDE
55. – Ücret emeğin karşılığıdır.
Devlet,
çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer
sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alır.
A.
Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması
MADDE
56. – Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.
Çevreyi
geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve
vatandaşların ödevidir.
Devlet,
herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve
madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek
amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler.
Devlet,
bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından
yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir.
Sağlık
hizmetlerinin yaygın bir şekilde yerine getirilmesi için kanunla genel sağlık
sigortası kurulabilir.
*** *** ***
Değerli
okuyucularım, 1982 yılında %91,37 oy oranı ile kabul edilen anayasamızın,
yukarıda sunduğum maddeleri “Şekli” ve “Maddi” yönlerden incelendiğinde, assubayların mağdur
edilmesini gerektirecek hiçbir kısıtlayıcı madde yoktur.
Anayasanın
en tartışmalı onuncu maddesini daha önce incelemiştik. Dört yıllık fakülte
bitirmek kaydı ile onuncu madde de bile kısıtlayıcılık yoktur. Uygulamalar
tamamıyla keyfidir. Meselelere anayasa boyutundan baktığımızda anayasanın
assubayın tarafında olduğu gün gibi ortadadır. Genelkurmay başkanlığımızı ve
hükümetimizi karşılıklı paslaşmayı bırakarak acilen anayasayı uygulamaya davet
ediyorum… Çağdaş olmanın birinci kuralı hukuka riayet ederek örnek olmaktır.
Biz
hukuk, hukukun üstünlüğü diyoruz ancak hukuk kurallarının işlemesinde en büyük
görevi üstlenmiş, ülkemizin anayasal kuruluşu olan yargı organlarının bir
kısmının anayasaya uydukları, insanların haklarına inandıkları ve onları
korumak için çalıştıkları ne yazık ki söylenemez, yazılamaz. Buna örnek olarak,
assubayların OYAK yönetiminde yer alabilmesi maksadı ile TEMAD tarafından
açılmış olan davayı gösterebiliriz. Bu dava hiçbir gerekçe gösterilmeden OYAK
lehine sonuçlandırılmıştır (*).
Bütün
mesele bencil olmamaktan ve insanları samimi olarak sevmekten geçiyor.
Sonuç olarak diyoruz
ki, bu gün uymaktan imtina ettiğiniz hukuk kuralları yarın size de lazım
olabilir. Anayasaya riayet ederek devletteki çürümenin önüne geçiniz. Bu sizin elinizde!
30
Ağustos’ta ilk rütbelerini alıp mezun olan vatan evlatları genç teğmenlerimize
ve assubay çavuşlarımıza yeni rütbelerinin ve dolayısıyla mesleklerinin hayırlı
olmasını diliyorum… Yolları ve bahtları açık olsun…
Yüksek
okul düzeyinde mezun olan assubaylarımızın hiç ara vermeden üniversite
öğrenimlerini tamamlamaları en büyük dileğimizdir…
Gönülleriniz
şen olsun, sevgi dolsun… 30 Ağustos Zafer bayramımız Türk dünyasına kutlu
olsun… 30.08.2005
Saygılarımla…
Orhan Kaya
(*):
http://www.tumgazeteler.com/?a=973016
Not:
Emekli astsubaylar,
OYAK kararında temyize gitti
Emekli astsubaylar, Ordu Yardımlaşma
Kurumu’na (OYAK) açtıkları davayla ilgili Yargıtay’da temyize gitti.
Yargılamayı
yapan 19. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin OYAK lehine verdiği karara gerekçe yazmadığını
belirten emekli astsubaylar, bu durumun bozma sebebi olduğunu ifade etti.
Emekli astsubaylar, OYAK ve iştiraklerinde istihdam ve yetkili kurullarda
temsil edilmediği, kurumla ilişiği kesilen üyelerin de kurum mal varlığında
devam eden haklarının kendilerine ödenmediği gerekçesiyle Asliye Hukuk
Mahkemesi’ne dava açmıştı. 19. Asliye Hukuk Mahkemesi, Türkiye Emekli
Astsubaylar Derneği’nin (TEMAD) davasını reddederek, OYAK lehine karar verdi.
TEMAD avukatları kararın gerekçeli yazılmadığını iddia ederek Yargıtay’a temyiz
başvurusunda bulundu. Metin Arslan, Ankara/25.08.2005


