
Yazı dizimizin bu
bölümünde Anayasamızın ikinci maddesinde ‘’…Atatürk milliyetçiliğine
bağlı…’’ ibaresi ile Cumhuriyetin Temel Nitelikleri arasında yerini bulan “Atatürk Milliyetçiliği”ni
inceleyeceğiz.
Su ile karışık
topraktan yaratılmış ve yine su gibi sıvı bir akışkan ile çoğalan, Yüce
Allah’ın hayat verdiği, beden, ruh ve nefisten oluşan insanoğlu Klan, Aşiretler
(konar-göçer), Kabileler (boy-uruk) gibi birlikte yaşamaya dair tarihi
süreçlerden geçerek bu günkü ulus (budun) devletler, milletler haline
gelmiştir.
Birlikte yaşayan ve pek
çok olayları, sorunları (doğa olayları, diğer kabilelerle-boylar ile savaşlar,
ticaret vb) kader birliği içinde, dayanışma ile çözen insanlar arasında duygu,
dil, inanç, aynı iklim şartları vb. nedenlerle ırk benzerliği oluşmuştur.
Bir “ulus”un oluşmasındaki süreçlerden en
önemlisi ve kabul göreni, insanlar arasındaki
‘’ortak duygunun’’ ulus
olmanın ana unsuru olduğudur. Dünya üzerinde aynı ırktan olan, aynı dili konuşan
ve aynı dine inanan insanların tek devlet, tek ulus olamadıklarını görmekteyiz.
Diller, dinler ve
ırklar bir şekilde dünyanın her yerine yayılabiliyor, ancak “duygu, kader birliği ve hisler” aynı
şekilde dünya üzerinde yayılmamakta.
Ulus olabilmek için her
şeyden önce yukarıda sıralanan hususların bilincinde olmak gerekiyor.
***
Din olgusu ile bir ve
beraber olduklarını düşünen Batılılar, durumun aslında böyle olmadığını ortaçağ
sonlarındaki ekonomik gelişmeler, ticaret ve yeni mezheplerin oluşması
neticesinde, kendilerini bir arada tutan unsurun aslında ‘’ulusluk’’ bilinçlerinin, ‘’duygu bağı’’ olduğunun farkına varmışlardır.
Ve bu farkındalık pek çok ulusu idare eden Osmanlı Devleti’nin sonunun
başlangıcı olmuştur.
Dünya üzerinde yaşayan
pek çok ulusu yönetmeleri nedeni ile ulusçuluk duygusu Osmanlı’da özellikle
geliştirilmemiştir. Ancak, Türkler, Gök-Türk Hakanlığı ile “Türk” sözünü ilk
defa resmi devlet adı olarak kabul etmekle, bütün bir millete ad vermek
şerefini kazanmıştır.
Gök Türk Hakanlığı,
Doğu Sibirya’daki Yakut Türkleri ve Batıda Ogur (Bulgar) Türkleri dışındaki, “Türk
asıllı bütün kütleleri kendi idaresinde birleştirmiş, Doğu’dan Batı’ya: Orta
Asya, Türkistan, Maveraünnehir, Kuzey Hindistan, İran, Anadolu, Irak, Suriye ve
Balkan Türkleri, Gök-Türkler yolu ile Türk (*)’’ olmasına rağmen tüm uluslara
eşit muamele, dinine ve diline saygı esaslı Osmanlı Devleti’nde Türklük ön
planda değildi.
Derken,
1789 Fransız İhtilali neticesinde
ortaya çıkan ulusçuluk kavramından
Osmanlı Devleti de etkilendi ve parçalanma sürecine girildi. Bu durum
karşısında Türklük bilinci Ziya GÖKALP
ile bilimsel manada başlamış ve O’nu ülkemizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal
ATATÜRK takip etmiştir.
***
Atatürk, milliyetçiliğin, ulusçuluğun
temeli olan Türklük bilincini esas alarak, Türkiye Cumhuriyeti Devletini kurmuştur.
Atatürk
milliyetçiliğinde başka uluslara saygı esastır. Dünyanın dört bir yanını
yönetmiş bir milletin evlatları olan ve bugünkü coğrafi sınırlarında yaşayan
bizler her şeyden önce birbirimize duygu bağı ile bağlıyız. Dedelerimiz
yıllarca savaş meydanlarında omuz omuza çarpışmıştır. Ortak geçmişimiz vardır.
Ortak milli duygularımız vardır ve bu duyguların içerisinde sınıf ayrılığı,
başkalarını mağdur etme, haklarını gasp etme yoktur.
Atatürk
milliyetçiliğinin içerisinde A polikliniğinde
generaller, B polikliniğinde üstsubaylar,
Diğer
polikliniklerde ise assubay muayene edilir yoktur.
***
İçinde
bulunduğumuz yüzyılda insanların duygularını sarsacak nitelikte, Atatürk
milliyetçiliğinden sapmalar olduğunu görmekteyiz.
Bütün
bu olup bitenler karşısında birbirimize her zamankinden daha çok sıkı sıkıya sarılmalıyız.
Türk halkı büyük, onurlu ve devrimci bir halktır. Türk ulusu dünyanın en eski, özgür
yaşamış ve yaşayacak olan ulusudur. Haksız uygulamaları ile insanların gönül
bağını devletimizden koparmaya çalışanlar elbet bir gün yaptıklarının hesabını
vereceklerdir.
***
Devletimizin
kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözlerine kulak vermek gerekmez mi?
“Biz
doğrudan doğruya milliyetperveriz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin
dayanağı Türk toplumudur. Bu toplumun fertleri ne kadar Türk kültürü ile dolu
olursa, o topluma dayanan Cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur.” (1923)
“Türk
milleti, milli duyguyu, insanlık duygusuyla yan yana düşünmekten zevk alır.” (1929)
1924 Anayasasından bazı maddeler:
Madde 68.-Her Türk hür doğar,
hür yaşar. Hürriyet, başkasına muzır olmayacak her türlü tasarrufatta
bulunmaktır.
Madde 69.- Türkler kanun
nazarında müsavi ve bilâistisna kanuna riayetle mükelleftirler. Her türlü
zümre, sınıf, aile ve fert imtiyazları mülga ve memnudur.
Madde 88.- Türkiye ahalisine
din ve ırk farkı olmaksızın vatandaşlık itibariyle (Türk) ıtlak olunur.
25.09.2005
Orhan
Kaya
Kaynaklar: (*):http://www.ozturkler.com/data/0001/0001_05_01.htm
Prof.Dr.Afet İNAN Medeni Bilgiler
ve M.Kemal ATATÜRK’ün El Yazıları,Atatürk Araştırma Merkezi
yayınları,Ankara 2000

