DEVLETTE ÇÜRÜME ANAYASAYA UYMAMA İLE BAŞLAR–5/HUZUR
Önce Kültür Arşiv

DEVLETTE ÇÜRÜME ANAYASAYA UYMAMA İLE BAŞLAR–5/HUZUR

DEVLETTE ÇÜRÜME ANAYASAYA UYMAMA İLE BAŞLAR–5/HUZUR
DEVLETTE ÇÜRÜME ANAYASAYA UYMAMA İLE BAŞLAR–5/HUZUR

Yazı dizimin bu bölümünde anayasamızın ikinci maddesinde,
“…toplumun huzuru…”
ibaresi ile


Cumhuriyetin Temel Nitelikleri arasında yerini bulan ‘’huzuru’’ inceleyeceğiz.

Toplumun huzuru ifadesinin geçtiği anayasanın ikinci maddesi
şöyledir:


MADDE 2–Türkiye Cumhuriyeti,
toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına
saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere
dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir.

Bu madde içinde ‘’toplumun
huzuru’’
ifadesi askıda kalmıştır. Madde bu hali ile devlete ve bizi
yönetenlere bir sorumluluk getirmemektedir. Maddeye eklenecek ’’…toplumun huzurunu sağlayacak şekilde…’’ 
iki  kelime devleti ve dolayısı ile bizi yönetenleri bağlayıcı,
yetkililere sorumluluk getirten bir durum kazandırılabilirdi. Belki de bugünkü
huzursuzluklarımızın yöneticiler açısından dayanak noktası bu. “Bana ne senin huzurundan,
hakkından-hukukundan”
diyenler ve “işine
gelirse”
tarzında düşünenler acaba maddedeki bu boşluğa mı güveniyorlar.
Ancak kim ne derse desin, nasıl düşünürse düşünsün, anayasamızın özü, devleti
halkın huzurunu teminden sorumlu tutmaktadır.

Huzur nedir? Huzur nerededir?

Huzur nerede başlar?

Huzura nasıl kavuşulur? 


Huzur bir dedenin torununa eli boş gitmemesi midir?


Ahrette huzur, dünyada huzur nedir?

Kişi huzuru, toplum huzuru nedir, nasıl olur?

Devletin kurumlarının, yasama, yargı ve yürütme organlarının yöneticisi olan
atanmış ve seçilmişlerin  halkın huzurunu sağlamak sorumluluğu var mıdır?

Bazı insanlar ahrette huzura ermek için bu dünyaya çile çekmeye
mi gelmişlerdir, yoksa insanların kaderi yine insanların azim ve kararlılıklarından,
birlik beraberliklerinden mi geçer?

Huzurla ilgili bunlara benzer sorular sorup cevaplarını aramak
gerekiyor.

Huzur:
İnsanın iç dünyası ile başlayıp aile saadeti ile gelişen, yaşanılan ülkenin
kurumları ile desteklenen ve dolayısı ile halkın geneline yayılan toplumu da
çok yakından ilgilendiren mutluluk ve güven duygusunun kişide ve toplumda
oluşmasıdır.


Bir kişinin huzurlu olabilmesi için her şeyden önce kendisini güvende
hissetmesi gerekiyor.

Güven;

sürekli bir iş, güvenilir bir eş, çocuklar, akşam yastığa
başımızı koyduğumuzda güvende olarak uyumak (askere, polise ve komşuya güven),

yasama
organının
statü/sınıf ayrımı gözetmeden adaletli yasalar çıkaracağına
olan güven, yürütme organının
hakkaniyetine olan güven,

yargı
organın
(AYİM dâhil) adaletine güven,

ekonomiye güven,

yerli teknolojiye güven,

dil olgusuna güven,

insanın geleceğine güven gibi unsurlar insanların güvenli ve
huzurlu olması için ana etken olan unsurlardır.

Bu unsurları biz assubaylar yönünden ele aldığımızda assubaya
güven ve huzur vermeyen, huzur vermediğini ve ileride de huzur vermek istemediğini
belgeleri ile ortaya koyan ve dolayısı ile de biz assubayların güvenmediği
kurumlar vardır. Bunların başında kendi kurumumuz TSK ve ardında da yasama
organımız ve bu yasaları onaylayan yürütme organımız vardır.

Bizlerin
bu kurumlara güvenmememizi gerektiren maddelerden bazıları şunlardır:

1961 yılında çıkan 205 sayılı OYAK kanunu madde 16:’’Kurumun
yönetim ve denetleme kurulunda  ve kurumun teşkilatında veya kurumun
sermayesinin  en az yüzde ellisine sahip olduğu iştiraklerinde
vazifelendirilecek subay ve askeri memurlar hakkında 1281 sayılı kanun
hükümleri tatbik edilir; ancak bu gibilere maaşları ve özlük hakları Milli
Savunma Bütçesinden verilmez.’’(1).

Yıl 2005 ve kafalarda, zihniyetlerde herhangi bir değişiklik
olmadığını Resmi gazetenin  26 Ağustos 2005 gün ve 25918 sayılı TSK
İç Hizmet Yönetmeliğinin 382’nci maddesinin ikinci fıkrasında yapılan
değişiklikte görüyoruz (2).

Değişiklik şöyle:

MADDE 1 — 6.7.8.9.1961 tarihli ve 10899, 10900 ve 10901 sayılı
Resmî Gazete’lerde yayımlanan Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliğinin
değişik 382’nci maddesinin ikinci fıkrasının değişik (g) bendi aşağıdaki
şekilde değiştirilmiştir.

 “g. Uzman tabip raporuyla belgelemek koşulu ile
hamileliğin tespit edilmesinden itibaren doğumun gerçekleşmesini müteakip
çocuğun bir (12 ay) yaşını doldurmasına kadar geçen süre içinde bayan subaylar
ile Türk Silahlı Kuvvetlerinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre
istihdam edilen bayan Devlet memurları.”

Bu değişiklik gereğince çocuk sahibi olan bayan subay ve sivil
memurlar nöbetten muaf olabilecek.

Peki, TSK’da şu an görev yapan bayan assubaylar ne olacak? Yoksa
bayan assubaylara çocuk sahibi olmayı yasakladınız mı?

Bu yönetmelik değişikliğini bu hali ile teklif eden de onaylayan
da sabit fikirli, sapkın, satılmış ajan insanlardır. Sapkınlığın fazlası adamı
2005 yılında böyle duvara toslatır işte. Üstelik kanunu onaylayan TBMM’nin
başkanı bir assubay çocuğu!

Bu zihniyet şeytani bir zihniyettir. Bu zihniyet üniversitelerde
ders olarak okutulmakta iken 1940 yılında Güneş Dil Teorisini öğrenimden kaldırtan
zihniyetle aynı zihniyettir (3–4–5–6).

Yine bu zihniyet1960’lı yıllardan itibaren memleketimizi tren
rayları yerine dışa bağımlı asfalt ile kaplatan zihniyetle aynı zihniyettir.

Bu zihniyet memleketimizin üç bir yanı denizlerle çevrili
olmasına rağmen nakliye işlerini kara yoluna yönlendiren zihniyetle aynıdır.

Bu zihniyet başbakan olmak için bir yerlere mektup yazan ve
yasaklı olduğu halde iken birileri ile görüştürülen zihniyet ile aynı
zihniyettir.

Bu zihniyet ABD, AB ve Ermenilerin Türk düşmanlığı zihniyeti ile
aynıdır. Her birimizin bu zihniyetin bilincinde olup ona göre kendimizi
yarınlara hazırlamamız gerekiyor.

Böylesine şeytanca düşüncelere, ajanca düşüncelere sahip
kişilerce yönetilmeye devam ettiğimiz sürece bizler tıpkı Amerikanın asıl
sahipleri olan Kızılderililer gibi yurdumuzda garip ve çaresiz yaşayacağız. Ve
dolayısı ile toplum olarak, Türk halkı olarak huzursuz olacağız. Zaten şu anda
toplumda  huzur kalmadı. Her saat birileri birilerini öldürüyor,
yaralıyor, hırsızlık, kapkaç derken gergin bir toplum olduk.

Halk olarak çok uyanık olalım. Bizi yönetenlerin çoğu Türk
görünümünde olan ajan kişilerdir. Bizi ayırmak için bölmek için kanun
çıkartabilecek güçteler. En son İç Hizmet Yönetmeliği değişikliği de buna bir örnektir.
Bayan subay çocuk sahibi olunca nöbet tutmayacak, ama bu ülkenin vatandaşını öz
evladı olan bayan assubay çocuk sahibi olunca nöbet tutacak.

Tüm halkımız şunu bilsin ki, assubaylar insanca yaşam
standartlarına ulaşmadıkça Türkiye’nin çöküşü durmayacaktır.

İnsanları hayvanlardan ayıran en önemli özellik akıldır (7).
İnsanoğlu aklı ile ilim sahibi olur. Bu bağlamda yöneticilerimizi akıllı olmaya
ve dolayısı ile insan olmaya davet ediyorum.

‘’Benim manevi mirasım ilim ve akıldır. Benden sonra beni
izlemek isteyenler, bu temel eksen üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul
ederlerse manevi mirasçım olurlar.’’Gazi Mustafa Kemal
ATATÜRK    

Sayın seçilmiş ve atanmış yöneticilerimiz! Büyük Önderimizin bu
veciz sözünü iyi okuyunuz ve kendinizin ne olup ne olmadığınıza karar
veriniz.                                                  

Öyle ‘’ATATÜRK İÇİMİZE’’ söylemleri ile GÖSTERİŞ  ile
etrafa korku salma ile müracaatları reddetme ile ne önemli adam olunuyor
nede  işler yürüyor.

Her
şey ortada.

En son hangi Türk malı malzeme kullandınız? Kendinize bir sorun.
Veya Türklerin lehine hangi kararları aldınız? Sizin şu an uyguladığınız
düşünce tarzı Hitlerin ırkçı politikaları ile aynı. Bu durumun vakti ile
Almanların KHO’da öğretmen olmaları ile bağlantısı var mı? Bütün bunların
araştırılması lazım.

Şu bir gerçek ki assubayların oldukça mantıklı ve insanları
onure eden, çalışmaya, okumaya teşvik eden, haksızlıkları ortadan kanun teklifi
Şubat 2005 ‘ten bu yana TBMM’de genelkurmay başkanlığınca durdurulmuş iken (8),
26 Ağustos 2005 tarih ve 25918 sayılı resmi gazetede yayımlanan bu yönetmelik
değişikliği sizin için  duvara toslayış olmuştur. Nerede kaldı genelkurmay
başkanlığının 12 Mayıs 2005 tarihinde düzenlediği ‘’Bilgi Çağı ve Teknolojik Gelişmeler Işığında Toplum, Yönetim,
Yönetici ve Lider Yaklaşımları’’
sempozyumu. Nerede kaldı Adalet ve
Kalkınma Partisinin adaleti.

Gözcü gazetesinde yayımlanan ‘’Ordunu Belkemiği
Astsubaylar’’başlıklı yazı dizisi için değerli yazarlarımız Sayın Tevfik DİKER
ve Erol ERDEM’e sonsuz teşekkürlerimi ve saygılarımı sunuyorum.

Her şeye rağmen mutlu, huzurlu ve güzel günler geçirmeniz dileği
ile…


03.10.2005

Saygılarımla…

Orhan
Kaya

Kaynaklar:

(1): http://www.oyak.com.tr/oyak-yasa.html

(2): http://rega.basbakanlik.gov.tr

(3): www.tdkkitaplik.org.tr/gdtr/gdtraporu.pdf

(4): http://tdkkitaplik.org.tr/gdtr/gdtuyeler.pdf

(5): www.tdkkitaplik.org.tr/gdt/gd010101.pdf  

(6): www.sabah.com.tr/2005/01/31/gnd109.html

(7): http://www.ntvmsnbc.com/news/311781.asp#BODY

(8): http://www.tbmm.gov.tr/d22/2/2-0380.pdf

Yazar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir