
Bu yazımızda anayasamızın
değiştirilemeyecek hükümlerini içeren dördüncü maddesini inceleyeceğiz.
Dördüncü madde şöyle:
MADDE–4: Anayasanın 1’inci maddesindeki
Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile 2’nci maddesindeki
Cumhuriyetin nitelikleri ve 3’üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve
değiştirilmesi teklif edilemez.
Bir
hususu öncelikle açıklamak isterim ki, biz, dördüncü maddede yazılı olanları değiştirmeyi
değil, maddede yazılı olan hususları harekete geçirmeyi, bilimsel olarak halkın,
assubayların hizmetine sunmasını amaçlıyoruz.
Anayasanızda bilimsel içerikli
tanımlarınız var ve onları uygulamıyorsunuz. Uygulanmayan maddelerin ne
anlamı var ki?
Hâlihazırdaki uygulamanın
kapitalistler ve devletin içindeki kapitalist sistemin koruyucusu
meleklerin dışında kimseye faydası yoktur.
Gayri ahlaki yollardan ülke
yönetimine el koymuş olan kişilerin hazırladığı bir anayasa da olsa,
anayasamız insan haklarına ve hukuka önem veren maddeleri içermektedir.
Zaten günümüzde, bir devletin çağdaş olabilmesi için geçerli olan da hukukun
üstünlüğü ve insan haklarına saygı değil midir?
Bir sistem olan Devlette
süreklilik esastır. Devlet bir sistem olduğuna göre her sistemde olduğu gibi
sevaplar ve günahlar sistemin uygulayıcılarınındır.
Sistemin uygulayıcıları iyi işler
yaparlarsa, halkının ona verdikleri analarının ak sütü gibi helal olur, yok
işlerini iyi yapmazlarsa halk tarafından, halk adına yetkili hukuki mercilerce
hesabı sorulur. Esasında, normal şartlarda böyle olması gerekiyor. Ancak bizim
ülkemizde ne yaparsan büyük yapacaksın
mantığı sivillerin dışında darbeciler için de geçerlidir.
Yapacaksan büyük yapacaksın!
Yani ülkene ihanet edip, türlü
türlü oyunları işleteceksin ve başta NATO’dan çıkmış olan Yunanistan’ı tekrar
NATO’ya almak için ihtilal yapacaksın. Sonra da halka hesap vermeyeceksin!
Terör yaratacaksan büyük, geniş
çaplı bir terör yaratacaksın ki sonunda hak ettiğin makama, İmralı’ya ulaşabilesin.
Dedik ya, ne yaparsan büyük yapacaksın.
Ölünce de devlet töreni ile defnedileceksin. Saygı göreceksin.
***
Hiç bir sistem sorumsuzluk
kabul etmez. Ancak ne hikmet ise Devletin temeli olan Anayasa hepimizin gözünün
içine bakıla bakıla yönetenlerce uygulanmıyor. Esas olarak devletimizin, anayasamızın
düşmanları da onlardır. Hukukçularımız bir dava kendilerine dolaylıda olsa
zarar verecek ise hiçbir gerekçe göstermeden davayı reddediyorlar. OYAK
davasında olduğu gibi…
Şimdi burada bir komplo
teorisi kurmak istiyorum:
Malumlarınız olduğu üzere AİHM
bir şahsı müracaatında haklı görürse mağduriyete sebebiyet vereni maddi olarak
cezalandırmaktadır.
Haklı olunduğu gün gibi ortada
olan davalar ne yazık ki Türk Hukuk Sistemince reddedilmektedir.
Acaba, Türkiye Cumhuriyeti
Devletinin biran evvel çökmesi için mağdur olan insanların Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesine başvurması, davayı kazanması ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin
tazminat ödemesi mi isteniyor? Dedim ya sadece bir teori…
Sonuç olarak, biz anayasamızın
dördüncü maddesinin uygulanmasını istiyoruz, ya siz?
***
Basınla ilgili olarak…
Son iki yıldır herkes gibi düşünmeyen,
sıra dışı bazı yazarlarımız assubayların sorunlarını ülkemizin sorunları ile
bağdaştırmış olsalar gerek ki konuyu sayfalarında, köşelerinde incelemeye
başlamış durumdalar.
GÖZCÜ Gazetesi yazarları Sayın Tevfik DİKER ve Sayın Erol ERDEM’den sonra SABAH
Gazetesi yazarlarından Sayın Umur TALU’un
yazıları camiamız ve ülkemiz açısından oldukça memnuniyet vericidir.
Kendilerine teşekkür ediyorum…
Bunun yanı sıra, üyesi ve yazarı
olmaktan büyük onur duyduğum Kuvayi Milliye Haber sitesinin ileri görüşlülüğü
her türlü takdirin üzerindedir.
Bilinçli, bilgili, okumuş,
haklarını almış kişilikli, onurlu assubaydan ülkesine faydadan başka bir şey
gelmez… 17.10.2005
Saygılarımla…
Orhan Kaya

