Yabancıların bir zamanlar diz çöktüğü Osmanlı İmparatorluğunu gerileterek en sonunda padişahını dahi yabancının himayesine terk ettiren dinci gericiler,
Mustafa Kemal’in devrimi ile ellerinden alınan etkinlikleri,
Kapatılan tekke ve zaviyeleri,
Uzun zaman yer altında yürüttükleri çalışmaları,
İçinde bulunduğu coğrafyayı, yabancıların emellerini bilemeyen şahsi çıkar peşindeki sözde Atatürkçülerin de farkında olmadan(!) sağladıkları destekleriyle,
Yayılarak, ektikleri nefret tohumları üzerinde kök salarak güçlendi, güçlendi, güçlendi,
Ve sözde Atatürkçüler ile birlikte gerçek Atatürkçüleri de önlerine katarak idareden uzaklaştırdılar,
Zindanlara tıktılar,
Bu, onlar için zirve idi.
Artık her şeyi yapabileceklerini düşünmeye başlamış,
Paralı trolleri yoluyla;
Kimi yerlerde öğlen,
Kimi yerlerde ikindi namazı kılmaya kalkışmışlardı.
Fakat öyle olmadı.
Çünkü o yerlerde kitap okunuyordu.
Ve beyinler;
Strateji,
Bilim,
Teknoloji,
Müzik,
Sanat,
Felsefe,
Tiyatro, üretiyordu.
Gericinin yaptığı gibi her okulu geleceğin oy deposu, ülkenin kurucu liderine düşman, dinci okullara çevirmiyorlardı.
Dincilerin yetiştirdiği kişiler şimdi, Madımak katliamını yapanlardan daha katılar ve medeni dünyaya daha da kapalılar. Her şeye din ile bakıyorlar. Kinliler, kinle, nefretle yatıp nefretle kalkıyor ve onu daha da keskinleştiriyorlar.
İdaredeki maksadınız bağımsız, çağdaş bir ülke olsaydı; gelecek nesilleri dogmalardan uzak bir eğitim sistemi ile donatırdınız.
Fakat o cehalet hali gün gelecek, tıpkı Osmanlı’da olduğu üzere,
Cehalet sahiplerini de ayakta tutamayacak çağdaş, medeni devletler önünde.
Ve acıyı, yıkımı, Ergenekon, Balyoz misalinin daha da ötesinde olarak, aydınlarıyla birlikte topyekûn koca bir ülke yaşayabilecek belki de,
Eğer aydınları yeniden başaramazsa.