DÜNYADA BİRİNCİ OLDUK…
Genel

DÜNYADA BİRİNCİ OLDUK…

29.10.2006 tarihli yazımız;

DÜNYADA BİRİNCİ OLDUK…

Halkın iradesinin hâkim kılındığı halka dayalı cumhuriyet
idaresinin 83. yılını hep beraber kutlamaktayız.

İmparatorluktan
Cumhuriyete

Osman Bey tarafından Bilecik ilinin Söğüt ilçesinde 1299
yılında kurulan ve üç kıtaya hükmeden Osmanlı İmparatorluğu Saltanatlığın
kaldırıldığı 1 Kasım 1922 yılına kadar toplam 612 yıl varlığını sürdürmüştür.

İstanbul’un fethi ile yeni bir çağ başlatmıştır. Osmanlı
tarafından ticaret yolları kesilen şimdiki AB yeni yerler aramak zorunda kaldı.
Osmanlı İmparatorluğu, uygulamaları ile 12 Ekim 1492’ de Amerika kıtasını
keşfine sebep olmuştur –Not: Prof.Dr.
Cihan Dura’nın “Sömürgeleşen Türkiye” eserinde bunun bir keşif değil işgal
olduğu gözler önüne serilmiştir
-. Viyana kuşatması nedeni ile de dolaylı
olarak matbaanın gelişmesini sağlamıştır (1). Tarihin derinliklerine indikçe bu
büyük medeniyetin icat ettiği veya icadına vesile olduğu pek çok hususa rast gelinmekte
ve daha da rast gelinecektir elbet.

Öyle bir İmparatorluk
ki, yıkılması bile 200 yıl sürüyor…

Osmanlı İmparatorluğu’nun zamanında bilim alanında, sanatta,
kültürde, şiirde, edebiyattaki elde ettiğimiz kazanımlarla bugüne kadar geldik.

Cumhuriyetin ilanından sonra, bizlere Osmanlının eksik
yönleri anlatılırken Devlet geçmişi olmayan Amerikalılar ise sahaflardan,
arşivlerden Osmanlıya ait tarihi belge ve kitapları ABD’ye taşıyorlar idi.

Yabancı devletlerce başkenti dâhil olmak üzere işgal edilen
bir imparatorluktan; yok İngiliz himayesi, yok Amerikan mandası derken Gazi
Mustafa Kemal önderliğinde özgürlüğüne düşkün Türk insanına yaraşır niteliklere
haiz Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur.

Atatürk’ün temel gayesi;
Devleti belli bir soyun malı olmaktan çıkarmak, işgalden kurtarmak, bağımsız Devlet,
teba olmayan bağımsız bir yurttaş meydana getirmek idi.

Doğrusu Atatürk bunda da kısa süre içerisinde büyük
başarılar elde etti. Elifi görse mertek sanan, okur yazar oranı düşük olan
yurttaşlarımız yazması ve okuması, yorumlaması daha kolay olan Latin harfleri
ile kısa sürede okuma yazma öğrenmiştir.

1923 yılında 4.894 olan ilkokul sayısı 1939 yılında 6700’
ulaşmıştır.

Okullaşmadaki artış oranı %36.

İlkokul öğrenci sayısı 1923 yılında 341.941 iken 1938
yılında 764.691’e ulaşmıştır.

Öğrenci sayısındaki artış %132.

İlkokul öğretmeni sayısı 1923 yılında 10.238 iken 1938
yılında 15.775’ e ulaşmış.

Öğretmen sayısındaki artış %54.

Lise sayısı aynı yıllarda 23’ten 68’e çıkarak %195
artmıştır.

Bütün bunlar Demokratik Cumhuriyet’in eseri değildir de
nedir.

Yeni sistem insana değer vermiş, insanı ön plana çıkarmıştır.
Bağımsızlığın verdiği heyecan ile insanlarımız adeta üretkenlik yarışına
girmişlerdir. Bu üretken insanlarımız içerisinde kıymetli meslektaşım Vecihi
Hürkuş’ta ilk Türk uçağını üreterek Atatürk’ün ‘’İstikbal Göklerdedir’’
direktifini hayata geçirmiştir.

Ne yazık ki Atatürk’ün vefatından sonra zararlı bakteriler
faaliyete geçerek önce Türklük bilincini artırmaya yönelik olan her türlü
faaliyeti ortadan kaldırmışlardır. Güneş Dil Teorisi’nin ABD’nin emri ile
üniversitelerde ders olarak okutulmaması, Mu kıtasının araştırılmasının devam
etmemesi, Türk Dil Kurumu ve Tarih Kurumuna yeterince önem verilmemesi, yerli
sanayinin geliştirilmemesi gibi pek çok örnek sayabiliriz.

İlerleyen zamanlarda ise şimdilerde hepimizin görmüş olduğu
Padişahlar meydana gelmişlerdir. Ülke yönetiminde ‘’aynı soydan gelme’’ bitmiş, ‘’aynı
statüden gelme’’
dönemi başlamıştır. Biz assubaylar ve halkımız ne yazık ki
bu kadir kıymet bilmeyen statünün altında ezilmekteyiz. Bu statü bizi
yabancının silahlarına muhtaç etmiştir. Bu statü kurduğu sosyal sistemde bile
en büyük düşmanımız ile ortaklık kurmuştur. Otomobilde ‘‘Devrim’’ bize yetmiyor
muydu? Yoksa ‘’Devrim’’ adlı otomobil Fransa’da mı yapılmıştı?

Nerede kaldı Cumhuriyetin ve dolayısı ile Demokrasinin
fazileti. Ecdadımız bunlar için mi kan akıttı, can verdi bu topraklara.
Cumhuriyet Bayramlarında Vecihi Hürkuş’un uçaklarını selamlamak dururken neden
ABD veya AB malı uçakları, helikopterleri selamlıyorsunuz.

Durmadan yabancı silahlara paramızı akıtmaktan ne zaman
vazgeçeceksiniz (2)

Bizi idare edenlerin eseri olan  ‘’Yozlaşma’’nın sonucu gün geçmiyor ki ülke
olarak dünya sıralamasına girmeyelim. En son birinciliğimiz çocuk pornosu
üzerine.

Hürriyet Gazetesi’nde 27 Ekim 2006 tarihinde yer alan habere göre
‘’Dünyada internetten çocuk pornosu araştırması yapan şehirler içinde İzmir
birinci, İstanbul ikinci, Ankara dördüncü sırada yer alıyor’’ (3).

Prof. Dr. Polat’a göre pornoda sokakta yaşayan kız çocukları ile
ailelerinden kapkaç için kiralanan çocuklar kullanılıyor. CD’ler Kadıköy veya
Eminönü’nde alenen ‘yerli yapım’ diye satılıyor.

Evet, sayın asker-sivil yöneticiler ülkemiz için ciddi
projeleriniz neyse görelim artık. Her zamanki söylemler ile uygulamalar ile bir
yere varılamadığı ortada. Sayenizde ülkemizde Müslümanlık bile ayaklar
altında.  Misyonerlik faaliyetleri almış
başını gidiyor. Müslüman bir ülkede güven ortalaması %6,6. ( Diğer ülkelerin
güven ortalamaları ABD
% 36, İsveç %60, Japonya %42, Çin %52, Filipinler %6) Bütün
bunlar size bir şeyler anlatması lazım. Yok, bunlar sizin istediğiniz
hedeflerse o başka bir şey.

Güven araştırmasını biz askerler arasında yapsak ve ‘’assubaya’
sorsak ki subayınıza ne kadar güveniyorsunuz?

Aynı soruyu ‘’subaya’’ sorsak, desek ki assubayınıza ne kadar
güveniyorsunuz?

Çıkacak sonucu az çok hepimiz tahmin ediyoruz. Sonucun Türkiye
ortalamasından daha aşağılarda çıkacağı bir gerçektir.

Peki nasıl oluyor da halkın askere olan güveni %70’ lerde dolaşıyor?
Bu sorunun cevabını Müslüman bir halkın birbirine güven oranı olan %6,6 da
aranması gerekiyor. Hem Müslüman olmak hem de birbirine güvenmemek.

Atatürk’ün hayatta olduğu yıllardaki başarılı çalışmaları, idareyi
belli bir soydan halka nasıl intikal ettirdiğini ve O’nun vefatından sonraki dönemde
ise; idarenin nasıl bir statüye geçtiğinin kısaca aktarmaya çalıştım…

Ülkemiz hakkında böylesine olumsuzlukları yazmak memleket
hisleri ile dolu olan bizler için zor olsa da eğer bir şey varsa ortak bilincin
artması ve dikkatlerimizi memleket meselelerine çevirmek için yazmaya devam
edeceğiz.

Sizin ne mesaj verdiğinizden çok halkın size verdiği mesaj
önemlidir. Halktan gelen araştırma sonuçları da ne yazık ki iyi mesajlar
içermiyor…

Bütün bu duygu ve düşünceler ile Cumhuriyet Bayramınızı
kutlar, saygılarımı sunarım…

29.10.2006

Kaynak:

(1): Nilgün UYSAL : Zaman Kaybolmaz ‘’İlber Ortaylı Kitabı’’
T.İş.Bnk.KültürYayınları, İstanbul 2006, 324 S.

(2): http://www.bugun.com.tr/haberler/281006/p18791.asp

(3): http://www.hurriyet.com.tr/gundem/5328864.asp?m=1&gid=112&srid=3428&oid=1

Not:

Ersen
Gürpınar Komutanım Milliyet Gazetesine ait web sitesi Blog – Meslekler
bölümünde de yazmaya başlamıştır.

Bitmeyen
enerjisi ile camiamıza ve ülkemiz insanına fikirleri ile hizmet etmeye devam
etmektedir. Kendilerine başarılar diliyor, saygılarımı sunuyorum…

Web
adresi aşağıdadır:

http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=10640

(Yorumlar kuvayimilliye.net) 

Yorumlar

Bu Habere Toplam 3 Yorum Eklenmiştir.

 

Sayın
Necati ÇAVDAR

Bir
meslektaşımız olan Sayın Necati Çavdar’ın yazılarını bu adresten takip
edebilirsiniz. Saygılarımla… http://www.haber1.com/tumyazarlar.asp
01/11/2006 21:40, Orhan Kaya

 

Cumhuriyete
sahip olabilmek

Saygıdeğer
Orhan Kaya Eline yüreğine sağlık;83 yıl önce ulu önder Atatürk ün Türk
ulusuna armağan ettiği Cumhuriyete sahipmiyiz bence HAYIR Cumhuriyet
Tahakküme,zümre hakimiyetine,imtiyaza karşı olmaktır. Cumhuriyetten önce bir
kral vardı şimdi bin kral var haksızlıklar,adaletsizlikler dizboyu Halkımızın
gözbebeği ordumuz bile olmazsa olmaz elemanı assubayları mağdur ediyor
Assubaylar eşitlik ve adalet diye haykırıyor peki bu nasıl Cumhuriyet ? Kutlu
olsun
29/10/2006 15:36, Ersen Gürpınar

 

ASSUBAY
OLMAK ORHAN KAYA ile GURURDUYMAK,ONA DESTE

Ülkemizin
sosyal ve kültürel yönleri ile assubay sorunlarının
bağdaştırıp,yoğuran,Sosyal yozlaşmanın ve idarenin gaflet ve delaletini
mehazları ile gösteren yazarımız ve meslektaşımızın yazılarını takip edip
desteklemek duyarlı her Assubay ve Türk halkının kendi özbenliğini
tanıması.Atatürkün emanet ettiği TÜRKİYE CUMHURİYETİNE SAHİP
ÇIKMASIDIR.Saygılar sunuyorum.
29/10/2006 12:42, Hakan HEZER

 

Yazar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir