
Bir polis filmi izlersiniz, bütün kahramanlar komiserdir. Bir asker filmi izlersiniz, bütün kahramanlar subaydır. Bir tıp filmi ya da dizisi izlersiniz, bütün olaylar doktorların etrafında döner.
Hemşiresi, astsubayı, polis memuru, uzman çavuşu yoktur. Daha doğrusu yok sayılırlar. Hem emekleri, hem de kendileri. Oysa, kurumlarının çoğunluğudur bu insanlar. Hem çoğunluk, hem yok sayılan, hem de hakları verilmeyen, mesleğinin riskleriyle de yüzleşenlerdir bu insanlar.
Sokaktaki eli bıçaklı suçlunun elinden bıçağı polis memuru alır, hudut karakolunda, dağda, eğitim alanında hep astsubay vardır, ordunun bütün zimmet riskini de göğüsler. Nöbet, zimmet, talimat onundur, tazminat, haklar ise başkalarının. Uzman çavuşun ise derdi daha da ağırdır. Saymakla bitmez. Ayrıca yazmak lazım. Hemşire de aynı, bazen bir sarhoş hastayla uğraşır, bazen de yazmaya terbiyemizin elvermeyeceği insanlarla, enfeksiyon riski de cabası.
En basitinden bir örnek daha vermek istersek; yayımlanan bir kurum dergisine bile göz attığınızda yine kurumun bu emekçilerini göremezsiniz. Zannedersiniz ki, kurumun bütün işini bütünün yüzde beşini oluşturan yönetici sınıfı yapmaktadır.
Bu yüzden bir çocuğa bile ne olmak istiyorsun diye sorduğunuzda, ya subay, ya komiser, ya da doktor der. Bir çocuk bile, bu ülkede alttakinin yok sayıldığının bir şekilde farkındadır. Diziler, filmler, gördükleri, çevresinde konuşulanlar ona farkında olmadan bir şeyler öğretmiştir bu konuda. İşte bütün bu anlattıklarımız bir ülkede elitist anlayışın bütün gücü ile var olduğunu gösterir.
Elitist uygulamaların egemen olduğu sistemlerde ise;
-Üstteki ile alttaki arasında maaş uçurumu vardır.
-Sosyal tesis kullanımında büyük eşitsizlikler vardır.
-Personel arasında bazen açıktan, bazen de görünmeyen problemler vardır.
-Günüm gelse de emekli olsam diyen küskün bir çoğunluk vardır.
Yönetici sınıf ise bütün yanlış uygulamalara rağmen yönetilenlerin aidiyet duygusunu muhafaza edebilmek için görevi aşırı kutsallaştırma yolunu seçer.
Sonuç olarak;
Yönetenler ve yönetilenler. Tarih boyunca politika bu çerçevede gerçekleşmiştir ve ülkeler bu şekilde var ya da yok olmuşlardır.
Saygılarımla.
Turan ÖZDEMİR


