Öyle sıradışı günler yaşıyoruz ki, can evlerimizde patlayan canlı bombalar canlarımızı alıyorlar!
Durum çok vahim!
Dahası can dayanır gibi değil!
Soruyorum kendime:
“Bir canlı, üstelik düşünen bir varlık olan insan nasıl canlı bomba olabilir?”
Savaşırken hayatını feda etmek ayrı bir şeydir…
Vurulacağını bile bile kurşunların üzerine yürümek de ayrı bir şeydir…
Bunlar anlaşılabilir şeyler.
Hepimiz biliyoruz ki can tatlıdır. İşte buna rağmen insanın kendi iradesiyle kendisini canlı bir bombaya dönüştürmesi çok anlaşılabilir bir şey değildir.
Üstelik aynı insanın kendisini kendi eliyle tetiklediği bir sistemle patlatması!… Gerçekten izaha muhtaç bir durumdur.
İyi güzel de, işte görüyoruz birçok canlı bomba insanların arasında kendini patlattı ve patlatmaya devam ediyorlar!
Üstelik birçok canlı bomba da kendilerini patlatacakları güne kadar aramızda yaşamaya devam ediyorlar ve biz bunları fark dahi edemiyoruz!
Peki o zaman bu durum nasıl gerçekleşiyor?
Öncelikle canlı bomba olması hedeflenen kişilere ideolojik bir eğitim şart.
Bu yetmez, beyinlerinin tamamen yıkanmış olması da şart.
Yapacakları eylemin karşılığı olarak Yaratıcı adına çok cazip vaatler de verilebilir ki, Hasan Sabbah’ın fedailerinde böyle bir güdülemeye sürekli şahit oluyoruz.
Kişileri eyleme gönderirken uyuşturucu madde veya cesaret arttırıcı ilaçlar da verilebirir. Bunun da örnekleri var.
Fakat bir insanın kendisini canlı bomba olarak patlatabilmesi için bütün bu nedenler asla yeterli değildir.
Çünkü ne olursa olsun insan insandır ve insan yaratılış olarak, her türlü tehlikeye karşı kendini korumaya programlanmıştır.
O zaman bu insanları hiç düşünmeden ölüme gönderen sihir nedir?
Peki böyle bir sihir var mıdır?
Evet vardır.
Bu sihirli uygulama HİPNOZ’dur.
Hipnoz: psikolojiye göre, telkine yatkınlık gösteren bir tür yapay uyku veya uyku-uyanıklık arası haldir.
Hipnoz kelimesi ise Yunan mitolojisindeki uyku ilahının adından gelmektedir.
Hipnozun halinin en belirgin özelliği ,süjenin verilen telkinlere şuursuzca yatkınlık özelliğidir!
Hipnoza sokulan kişiler “doğal uyurgezer” denilen bir hale geçerler. Kişiler bu haldeyken, olağan durumlarda görülmeyen bir zeka ve muhakeme yeteneği bile sergileyebilirler ve bu kişiler belirli bir zeka gerektiren karmaşık faaliyetlerde bulunabilirler, fakat uyandıktan sonra, yapmış oldukları bu faaliyetlerin hiçbirini hatırlamazlar.
Bütün bu canlı bombalar hipnoza sokularak istenilen yere istenilen zamanda gönderilmekte ve ya kişinin kendisini patlatması sağlanmakta ya da uzaktan kumanda ile kişi patlatılmaktadır.
Hitler döneminden de biliyoruz ki; insanlar tek tek hipnoza sokulabildikleri gibi koca bir toplum bile hipnoza sokulabilmektedir.
Halen ülkemiz de dahil birçok memlekette hipnoz enstitüleri ve hipnoterapi merkezleri mevcuttur.
Hatta öyle yaygındır ki; ABD’deki diş hekimlerinin yaklaşık dörtte biri diş tedavisi sırasında iğne ilaç yerine hipnoz yöntemini kullanmaktadır. Yine doğum sırasında ve kriminolojide de hipnoz yöntemi yaygın bir şekilde kullanılmaktadır.
Türk Devleti’nin bu canlı bombalara karşı yapacağı bellidir.
Bu canlı bombalara hipnoz uygulayan terör ekibinin ortaya çıkarılması, merkezlerinin belirlenmesi ve hipnoz uzmanlarının deşifre edilerek bertaraf edilmesidir.
İstihbarat teşkilatımız ve güvenlik birimlerimiz bu konuya özellikle kafa yormalıdırlar.
İnsanları canlı bomba yapan ana etken HİPNOZ, gerisi ise fiskostur.
Selam ve saygıyla.
24/03/2016
Hasip SARIGÖZ
