Devletlerin Kurumsal Yönetimini elinde bulunduran iktidarlar, Devleti komuta edenler, cesaretli olmak ve bunu da kendi Halkına göstermek zorundadır.
Ulusça zorda olduğumuz bu günlerde, hiç bir siyasi parti liderinin diğerini parti çıkarını ve oy avcılığını hedef alarak küçümsemesi, dışlaması veya yok saymasını yurttaş olarak doğru değerlendirmemeliyiz. Ulusal birlik ve bütünlüğe olan gereksinimimiz bu günlerde tavan yapmış konumdadır. Ülkemizin yer altı ve yer üstü gelir kaynaklarını ele geçirmek için, Ulusal bağımsızlığımıza yönelik arzularını açıkça ve alenen ortaya koyan Katil Amerika ve onun diğer emperyalist işbirlikçilerine karşı bir araya gelmek zorunda olduğumuzu söyleyen Devlet adamlarımızın, öncelikle kendi aralarındaki insan ilişkilerini kontrol etmelerini bekliyoruz. Bu beklentimizi siyaset adamlarımıza seslenerek duyurmak istiyorum. Gelişen olaylara karşı, cesaret ve yüreklilikle sadece söylemlerde bulunan, ani durumlara balıklama atlama yaparak halkta heyecan yaratacağını düşünen Devlet ve siyaset adamlarımızın yanıldıklarını biliyoruz. Halkımız da bu tür söylemleri, iktidarların realist davranışları olarak görmemektedir. Büyük çoğunluğumuzun asıl görmek istediği, yetmiş yıldır Ülkemiz Yönetimlerinde eli olan, sömürgeci uygulamalarda bulunan, kendi ürünlerini iç pazarlarımıza pompalayan ve en önemlisi demokrasimizin gelişmesine karşı darbe ve kargaşa eylemleri çıkartarak, Ulusal kalkınma hamlelerimizi duraklatan Amerika’nın gerçek sömürgeci ve emperyalist yüzünün görülmesi, bu katil devlete karşı etkin önlemlerin alınmasıdır. Ayrı düşünce ve görüşlerdeki siyaset adamlarımızın, Devletin Kurumsal Yönetim çatısı altında bir araya gelerek, Ülkemizin düşürüldüğü bu önemli ve tehlikeli gidişata karşı, daha etkin Ulusal tavrı birlikte göstermeleridir. Daha da kötü günlere sürüklenmenin önüne, ancak böyle geçilebilir. Amerika’nın İthal mallarına karşı gümrük vergisini artırmak, protesto etmek, Amerikan mallarını yuhalamak, kırmak dökmek ya da benzeri idari önlemlerle bu devi durdurabilmek, çözüm olamaz. Buna inananlar asla Ulusalcı olamaz. Yıllardır, Amerika’n hayranı olarak yetiştirilen Arap toplumlarına özenti yerine, kendi Ulusal eğitim sistemimizle laik, sosyal ve çağdaş görüşlere açık nesillerin yetiştirilmesi, Atatürk’ün “tam bağımsız, laik ve sosyal devlet” politikalarının yeniden sahiplenilerek, katil Amerika ve onun piyonlarının bu coğrafyadan def olup gitmesini bir an önce sağlayabiliriz. Fırsat, tam da bizim lehimize olarak elimize geçmiş ve süreç işlemektedir. Yurdumuzda çalışan tüm yabancı askeri üsler kapatılmalı, dış ilişkilerimiz dondurulmalıdır. Amerika ve işbirlikçileri, Orta Doğu’da oynadıkları oyunlarını ve en büyük cesareti laik olmayan Yönetim Sistemlerinden aldıkları unutulmayacak kadar önemlidir. Atatürk Cumhuriyeti, bunların oyun kurucusunun emperyalist planlarını bu coğrafyadan yıkacak tek Ulusal Yönetim yapısıdır ve yüz yıllık Kurumsal, sosyal, çağdaş hukuk ve Laik Yönetim Sistemiyle çalışmaktadır. Cumhuriyetimizin bu Ulusal gücüne inanacak olan öncelik ise, Ülkemizi ve Devletimizi yöneten iktidara aittir.
Vatan, Ulus ve Devlet düşmanlarının hakkından ancak Laik Devlet yönetimi ve bu anlayışı savunacak olan politikalarla gelebiliriz.
Bağımsızlık, Türk Ulusunun vazgeçilmez hakkıdır.
Yaşasın Bağımsız Türkiye !

