Köyümüzün çocukları gibi ben de sabahın erken saatlerinde kalkmıştım. Güneş, Koca tepenin altındaki yamaçları yeni aydınlatıyordu. Bir gün önce Köyümüz Tellal’inin ( haberi halka bağırarak duyuran kişi.) Camimizin minaresinden yaptığı duyuru gereği, hane sahipleri ellerinde balyoz, kazma, manivela gibi aletleriyle erkenden işin yoluna koyulmuşlardı. Hepsi de, büyük bir şevk ve heyecanla işlerinin başına üşüştüler.
İşin adı: Taş çıkarmak.
İnli yol ! Köyümüzün batı çıkışında ve baraj yolunun üzerindedir. Çakırcı deresinden kıvrılarak Maden Tepesinde son bulur. Bu yol üzerinde, köyümüzün en iyi kaya yatakları bulunmaktadır. Bu kayalıkların taşları, büyüklerimiz tarafından büyük emekler harcanarak küçücük evlerimizin, samanlık ve ağıllarımızın yapımında kullanılmıştır. Taş çıkarmaya koşan köylülerimizin neden bu işi yapacaklarını düşünürken, köyümüz Öğretmeni tarafından başlatılan organizasyonu ve öneminden beş yaşımla haberdar değildim. Bir hafta kadar süren çıkarma ve parçalama çalışmaları, taşların kağnılarla köy meydanına taşınması hepimizi iyice meraklandırmıştı. Bu taşların nerede ve ne amaçla kullanılacağını bilmiyorduk. Hane sahipleri ve yetişkinler meydandaydı. Elindeki ucu sivri sırıkla toprağa çizgilerle bir ev krokisi çizen Öğretmenimiz, gösterdiği noktalara kazıklar çaktırdı, urganlar gerilerek bağlandı, kazılan toprak dışarıya atıldığında, evin temeli gözükmüştü. Köyümüz halkından iki kişi, kendilerine gösterilen taşları Öğretmenimize uzattılar, o da örnek bir taş ev duvarı yapmıştı. Sanki, kara tahtanın önünde ders anlatır gibi, duvarın uygulamalı olarak örülmesi çok hoşumuza gitmişti. Öğretmenimiz, profesyonel bir duvar ustası gibiydi, Yukarıman meydanında toplanan köylülerimize, duvar örmenin teknik becerilerini öyle güzel öğretmişti ki!
1962-63’lerde bir Köy Öğretmeninin bu uygulamasında, O’nu yetiştiren Köy Enstitülerinin rolü olduğunu gençlik yıllarımda öğrenebildim. Köy Öğretmenlerimiz, görev yaptıkları köylerin her bakımdan gelişmesine ve kalkınmasına öncü olmuşlardı. Geçen uzun yıllar içerisinde, köyümüzün konutları yenilendi, nesilden nesile geçecek sağlam konutlar, köyümüzün duvar Ustaları tarafından inşa edile geldi. Sadece bu değildi Öğretmenimizin bize kazandırdıkları:
– Köy okulumuzun “Uygulamalı Meyve bahçesi”,
– İcar gelirleriyle Camimizin bakım ve onarım gereksinimlerini karşılayacak olan Cami tarlası,
– Köy Çamaşırhanesi, “Köy odası ve misafirhanesi” o yılların eserleriydi.
Bu akşam bir ziyarette Köy Enstitülü Öğretmenimizle karşılaştım. Doksana yaklaşan yaşına rağmen, sağlıklı oluşuna sevindim. Ülkemizin Ulusal sorunlarını inceden inceye yapmaya çalıştığı değerlendirmelerini heyecanla dinlerken, 30 yıllık hizmetine karşılık 1…, 00 liralık emekli aylığı ile benim de yaşadığım bu büyük şehirde, nasıl geçinmeye çalıştığını gizlemeye çalışıyordu. Aslında utanacak ve üzülecek olan kendisi olmamalıydı.
Köy Enstitülerinin çok iyi Öğretmenler yetiştirdiğinden, dış ve iç uzantılar tarafından bu okulların kapatıldığını, Ülkemiz ve Ulusumuz adına büyük bir kayıp olduğunu bilmeyenimiz yok. Anımsadığım sadece duvar ustalıklarıyla kalmıyordu. Köy Öğretmenlerimizin her biri, çalıştıkları köylerde tarımsal çalışmalarda, hububat ve sebze-meyve yetiştiriciliğinin, büyük ve küçük baş hayvancılığının, küçük el sanatları ve güzel sanatlarımızın tüm kollarının, ama en önemlisi de Kooperatifçilik yaşamının birer öncüleri oldular. Ülkemizin kısa sürede kalkınmasına, halkımızın aydınlanmasına ışık tuttular, Devletimizin kalkınma hamlelerinin temelinde bu saygın insanların lokomotifliği bulunmaktadır.
Ulusal Eğitim sorumlularımıza seslenmek isterim: Eğitime ve eğitim ordumuzun emek gücü Öğretmenlerimize değer verelim. Eğitim için yapılan harcamanın değeri ölçülemez.
Yaşamlarını yitiren tüm Öğretmenlerimizi saygıyla anıyorum.
